Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Kulüplerine Neler Oluyor?

Üniversite tiyatrolarına yönelik engelleme haberleri artarken, bir haber de Türkiye’nin en “kaliteli” üniversitelerinden olan ve yıllardır üniversite kulüplerine sağladığı sosyal imkanlarla tanınan Boğaziçi Üniversitesi’nden geldi. Yıllarca kulüp etkinliklerinin merkezi haline gelen Hamlin Hall (1.Erkek Yurdu)’den öğrenci kulüp odalarının atılması ve yerine ne yapılacağının belirsiz olması  bu sıralar öğrencilerin temel gündemi.

Mimesis olarak yıllarca sahne sanatları alanında kaliteli gösteriler çıkartan ve Kardeş Türküler gibi önemli bir projeye imza atan Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nde çalışma yürüten üyelerden biri olan Mesut Gökdai ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

Mimesis: Boğaziçi Üniversitesi öğrenci kulüplerinin yapısını, bu sene okul yönetimiyle ilgili yaşadığınız sıkıntıları ve gelinen son durumu özetleyebilir misiniz?

Mesut Gökdai: Boğaziçi Üniversitesi, 37  farklı kulübü bünyesinde barındıran, sadece akademik çalışmalarıyla değil “sosyal” hayatıyla, üniversite kulüplerinin canlılığıyla dikkat çeken bir üniversite. Daha doğrusu, ben üniversiteye gelirken bana böyle anlatılıyordu. Fakat şu anda görünen o ki yönetimin bu konudaki görüşleri maalesef ters yönde.

Öğrencilerin kulüp odalarından “çıkartılması”-biz atılması diye tabir ediyoruz- süreci önceki yönetime kadar dayanıyor. Bundan yaklaşık iki sene önce eski rektör Ayşe Soysal zamanında Mezunlar Derneği bünyesinde bir bağış  kampanyası başlatıldı. Bu kampanyaya göre Hamlin Hall’e tadilat yapılacak ve burada Güney Kampüsü canlandıran kulüp odalarının akıbeti belirsizliğe bırakılacaktı. Fakat öğrenciler bu duruma sessiz kalmadı ve kitlesel bir eylem örgütlediler. Eylemden sonra ise rektörlük “tadilat bitince kulüplerin buraya geri yerleşeceği” sözünü verdi.

Bu arada yönetim değişti ve yeni rektör Kadri Özçaldıran yaklaşık iki ay önce bazı kulüpleri görüşmeye çağırıp Hamlin Hall’le ilgili yeni projelerini anlattı. Bize kibarca “kulüplerin oradan çıkartılacağı ve geri gelmeyeceklerini, başka seçenekler olabileceğini” bildirdi.

Mimesis: Üniversite kulüpleri olarak bu konuyu tartışabileceğiniz bir platform ya da okula kendinizi ifade edebileceğiniz bir yapı var mı?

Mesut Gökdai: Tabii ki var. KAK(Kulüpler Arası Kurul), öğrenci kulüplerinin düzenli olarak toplandığı bir yapı ve bu mevzu da sürekli olarak gündeme geliyor. Biz rektörün bu tavrını kabul edilemez bulduk. Bize önerdiği alternatifler ise ya öğrencilerin yaşam alanlarından uzakta farklı bir yere taşınması ya da daracık bir salona tüm kulüplerin sıkıştırılmasıydı. Rektör, bu alternatiflerin konuşulacağı KAK toplantısına katılacağını belirtti fakat erteledi. Şu an kulüplerin taleplerine somut bir cevap oluşturulmadı. En son görüşmeye giden arkadaşlara “tadilat olmayacağını” belirtilmiş. Fakat biz bu tarz tavırlarla çok karşılaştığımız için bir nevi bağışıklık kazandık. Rektörden yazılı olarak bir söz almadıkça bu işin peşini bırakmayacağız.

Mimesis: Bu tarz tavırlara alıştık dediniz. Daha önce de benzer durumlarla karşılaşıldı mı?

Mesut Gökdai: Aslında öğrenci faaliyetlerinin önüne set çekilmesi süreci eski rektörlerden Sabih Tansal döneminde başlamış. 2003 yılında Kilyos’ta Sarıtepe Kampüsü’nün açılması başlı başına bir fiyasko. Boğaziçi Üniversitesi’ne gelen hazırlık öğrencilerini oraya yollayıp resmen tecrit ediyorlar. Liseden gelen öğrenciler orada tam bir ikinci lise ortamıyla karşılaşıyorlar. Oradaki idarecilerin de lise müdürü mantığıyla hareket ettiği görülüyor. Kilyos kampüs şehirden ve ana kampüsten tamamen kopuk. Başta sadece yurt binalarının bulunduğu bir mekan olarak tasarlanan kampüse daha sonra derslikler de taşındı. Yani bu şu anlama geliyor: Öğrenciler tüm senesini öğrenci kulüplerinden uzak yalıtılmış bir ortamda geçiriyorlar. Biz, kulüpler olarak, hazırlık öğrencilerinin maruz kaldığı duruma sessiz kalmayıp belli adımlar attık.

Mimesis: Ne gibi adımlar?

Mesut Gökdai: Madem öğrencilerin buraya gelmesine izin verilmiyor, biz onlara destek olmak amacıyla oraya çalışmalar götürmeye karar verdik. Fakat her kulübün bu noktada enerji ayırdığını söyleyemeyiz. Özellikle Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO) ile her sene eğitim çalışmalarımızın bir ayağını da Kilyos kampüste oluşturuyoruz. Hatta BÜO’nun okul yönetimini zorlamasıyla, ışık sistemini kurulmasıyla konferans salonu tiyatro salonuna da evrildi. Bu, bizim önem verdiğimiz bir mevzu.

Mimesis: Peki orada da benzer sorunlarla karşılaşıyor musunuz?

Mesut Gökdai: Kilyos bizim için başlı başına bir sorun. Örneğin önceki senelerde çalışma yaptıktan sonra kalıp hem hazırlık öğrencileriyle sohbet edebileceğimiz hem de yatıp uyuyacağımız bir lojmanımız varken bu sene başında okul yönetimi bu konuda ciddi sıkıntı yaşattı. Gerekçe ise şu: “Çalışma götürüyorsunuz, ne gerek var kalmayın.” Biz uzun süre direndik ve yönetim geri adım attı, fakat çalışmalara başlayışımız gecikmiş oldu.

Ayrıca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde BÜKAK(Kadın Araştırmaları Kulübü)’ın Kilyos öğrenci yurdundaki tiyatro gösterisi ve etkinlikleri izinli olmasına rağmen yurt müdürü tarafından sabote edilmiş. Hatta durum o kadar absürdleşmiş ki yurt müdürü bu gösteriyi düzenleyenler hakkında diğer öğrencilere başvurarak imza kampanyası başlatmaya kalkmış. Bir nevi öğrenciyi öğrenciye kırdırma politikası.

Mimesis: Peki tavır gösterildiğinde sonuç ne oldu?

Mesut Gökdai: Ertesi hafta Kilyos kampüste düzenlediğimiz Newroz etkinliklerinde bizimle halay çekmeye kalktı.

Mimesis: Anladığım kadarıyla başka üniversitelerde de benzer sorunlar yaşanırken, Boğaziçi Üniversitesi çoktan bu durumdan nasibini almış.

Mesut Gökdai: Maalesef öyle. Boğaziçi Üniversitesi’ni ayakta tutan kampüs hayatı ve öğrenci kulüpleridir. Bunu yaşatmak ve bundan sonra gelecek arkadaşlara olumlu örnek olmak boynumuzun borcu. Kısaca, mücadeleye devam edeceğiz. Diğer üniversite topluluklarıyla da iletişime geçmek ve ortak hareket etmek son dönemde çıkan engellemelerle birlikte önem kazandı. Ortak mücadelenin yollarını arıyoruz.

Eser Dilsöz / MİMESİS