Ortadoğu Barışı İçin Tiyatro

Phoebe Greenwood

Mimesis-Çeviri

Savaşçılar Ortadoğu Barışını Korumak İçin Tiyatroya Yöneldi

İsrail ve Filistin silahlı kuvvetlerinden ayrılan bir grup olan Barış Mücahitleri, deneyimlerini tiyatroya aktarıyor. Peki bu çaba, siyasi çatışmaya bir çözüm bulmak için yardımcı olabilir mi? The Guardian tiyatro bloğunda Phoebe Greenwood bölgedeki sorunlara silahsız bir çözüm arayan tiyatro grubunun hikayesini aktarıyor.

Guardian, 22 Temmuz 2010, Çeviri: Elif Karaman

Barış mücahitleri üyeleri, Batı Şeria’da bir sahne sergilerken… Fotoğraf: Lihee Avidan

Ortadoğu’da barış ararken bakılacak yerler listesinde, İsrail Ordusu son sırada olmalı. Ama amatör tiyatro alanı burun farkıyla sondan ikinci sırada. İsrail Ordusu’nda yer almak veya Filistin’in fetih milisleri olmak için savaş eğitimi almış ama şimdi silahlarını bırakan ve birlikte sahneye çıkan İsrailli ve Filistinlilerden oluşan Barış Mücahitleri grubu antre yapıyor. 2005 yılında kurulan grup, çatışmaya “şiddet içermeyen” bir çözüm için ön ayak amacıyla, kendi savaş deneyimlerine dayanan skeçler sergiliyor. Bu teatral atölyelerin nerelerde yapıldığı ise protesto için kritik bir önem taşıyor. Yakın zamanda, Filistinliler, İsrailliler ve uluslar arası aktivistlerden oluşan bir seyirci topluluğuna, Batı Şeria’nın İsrail yerleşim alanına bakan bir tepesinde, İsrail güvenlik noktaları ile ilgili bir sahne doğaçladılar. İsrail Ordusu gösteriyi durdurduğu için fazla ilerleyemediler.

Oyuncu olmaya karar veren bir grup eğitimli katili barış elçileri olarak lanse etmek, oldukça zor görünüyor; İsrail yerleşim alanlarının işgal edilmiş Filistin toprakları üzerindeki yasadışı genişlemesi konusundaki tartışmalar, müthiş bir doğaçlama atölyeyle çözülebilir mi? Gerçekten? En olmayacak durumları hesaba katsak bile, tiyatronun İsrail, Filistin ya da herhangi bir yerdeki asıl güç figürlerine karşı durabildiğini görmek zor. Savaş karşıtı bir metin ne kadar güçlü yazılırsa yazılsın veya icra edilsin, ya da seyirci ne kadar önemli olursa olsun, tiyatronun bir çatışmanın gidişatını gerçekten etkileyebileceğini düşünmek çok büyük bir inanç ister, özellikle de İsrail’in sarsılmaz savaş gücüne ya da şehit olmuş bir Filistinliye karşı yarışılıyorsa.

Bununla beraber, bu kadar şevkle gerçekleşen bir dönüşüm daha bulmak da oldukça zor olabilir. Grubun kurucusu Chen Alon, İsrail savunma kuvvetlerinde binbaşıydı. Grubun Filistinli lideri Nour Shehadah, Filistin milis birliğinin öncülerinden biriydi. Shehadah, 90’ların başında İsrail askerlerince düzenlenen suikastta vurulduktan sonra, beş yıl İsrail hapishanesinde kaldı ve hala Batı Şeria’nın en büyük mülteci kamplarından biri olan Tulkakarem’de ailesi ile birlikte yaşıyor. Şimdi bu iki lider de, Martin Luther King ve Gandhi’den esinlenerek, çatışmaya şiddet karşıtı bir çözüm oluşturmak için, kendilerini beraber çalışmaya adadılar.

Grup üyeleri, aynı savaşta karşıt kuvvetler olarak savaşmışlar, hatta İsrail Ordusunun eski üyelerinden biri, grupta bulunan bir başka Filistinliyi askerlik zamanında sorguya çekmiş. Şu an grupta bulunan tüm İsrailliler Ordusu için savaşmış ya da farklı güvenlik noktalarında konumlanmış, birçok Filistinli üye ise zamanlarının çoğunu İsrail hapishanelerinde geçirmişler. Çoğu, şu an kendilerini vatan haini olarak gören aileleriyle irtibatlarını kaybetmişler. Tüm bunlara rağmen, grubun üye sayısı gittikçe artıyor. Grubun teatral liderliğini ordudan ayrıldığından beri tiyatroda çalışan Alon yürütüyor (Askeri kariyeri, 2002’de Gazze’de görev yapmayı reddettiği için altı ay İsrail hapishanesinde kalmasıyla bitmiş). Grup Brezilyalı yönetmen Augusto Boal’in öncülüğünü ettiği metodu kullanıyor: “Ezilenlerin Tiyatrosu”. Seyircilerin oyuna katıldığı performanslar sergileyen grup politik ikilemleri senaryolar içinde canlandırarak bu ikilemlere çözüm bulmaya çalışıyor.

İsrailli ve Filistinli barış aktivistleri seslerini duyurmada yaşadıkları zorluklar nedeniyle düş kırıklığı yaşıyor. Aktivistleri hapis cezasına çarptırılacak vatan hainleri olarak yaftalayan kanunlar çıkaran ve gittikçe sağ kanada yaklaşan İsrail hükümeti ülke içindeki muhalifleri toplum karşısında cezalandırılmaları ve küçük düşürülmeleri için hedef gösteriyor. İsrail’de baskı altında kalan liberaller umutsuzluktan ya da tepkilerden çekindikleri için sessiz kalmayı tercih ederken, Pixies ve Klaxons gruplarından sanatçılar, Gaza kuşatmasını kırma girişimi sırasında gemi güvertesinde ölenler sebebiyle konserlerini protesto amaçlı iptal ettiler.

Ne var ki Barış Mücahitleri’nin vazgeçme şansı yok. Çatışmanın tam da içinden söylem üreten grubun, empatinin dönüştürücü gücüne ve çatışmayı şiddet kullanmadan çözme olasılığına olan inancı tam. Shehadah, kendi cemaatinden aldığı eleştirilere rağmen, bu işi bırakmaktansa, Filistin’i terk etmeyi tercih edeceğini belirtiyor. Böyle bir cümleyi alkışlamamak elde değil. Hükümet tarafından yönlendirilen çatışmaya karşısında insanlığın (bu örnekte tiyatronun) aczini kabul etmek, bölgeyi kaybedilmiş saymak demektir ve bu olasılığı düşünmek bile çok kasvetli. Alon da aynı fikirde: “Ortadoğu’da bir Gandi’miz yok” diyor. “İsrailli Martin Luther King yok. Bu yüzden, birinin gelmesini beklerken, elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız.”