Dansçıların Görünümünü Eleştirmek

Judith Mackrell

Mimesis Çeviri – ‘Bütün dans eleştirmenleri bir ölçüde beden faşistidir.’

Guardian, 12 Ocak 2011, Çeviri: Gökhan Gökçen

New York Times gazetesinin dans eleştirmeni Alastair Macaulay, son günlerde Fındıkkıran Balesi’nde rol alan bir balerinin “çok fazla şekerleme yediği” ile ilgili yakınmıştı. Hikâye uzadı ve Macaulay kendini beden faşisti suçlamasıyla karşı karşıya buldu, çünkü bir dansçıya şişko deme cüretinde bulunmuştu.

Oluşan tepkinin büyük bir kısmı; balerin Jenifer Ringer’in daha önceden, yemek yeme bozukluğuyla mücadele ettiğini itiraf etmesinden kaynaklanmıştı ve bu olay Macaulay’ın yorumlarının daha beter bir hal almasına yol açtı. Ringer’ın beden boyutlarının üstünde bu kadar keskin durduğu için Macaulay’ın estetik değerlendirme ile kişisel yorum arasındaki sınırı aştığı kanaati oluştu.

Ancak sektördeki herkesin bildiği gibi,  bu sınır çok da net değildir. Eleştirmenler dansçıların görünümü hakkında her zaman ince eleyip sık dokumuşlardır. Hepimiz zayıf bilek, kambur sırt, dar ense gibi kavramları Sylvie Guillem’in zarif beden oranlarına ya da Michael Clark’ın nefis baş duruşuna göre kullanırız. Belirli bir ölçüde hepimiz beden faşistiyiz. Eleştirmen olmak bizi böyle yapıyor.

Oluşan sansasyon üzerine daha fazla düşündükçe, tersinin de doğru olabileceğini iddia etmek istiyorum. Birçok büyük dansçı aslında mükemmellikten uzak ve onların “kusurları”nın sanatlarının vazgeçilmez bir parçası olduğu bile söylenebilir. Örneğin Fred Astaire’in ünlü olmasını sağlayan koca gözleri ve parlak çenesiydi; Josephine Baker’in züppe-dişli sırıtışı ve komik sıska bacakları onun dans-korosundan öne çıkmasını sağladı ve Lynn Seymour’un hafif balıketi fiziği onu döneminin en duygusal balerini olarak diğerlerinden ayrılmasını sağladı.

Eleştirmenler olarak, bedenleri böylesine detaylı inceleme alışkanlığımız olduğu için, güzelliği aramak yerine saplantılı “kusur” bulucular haline geliyoruz. Flamenko veya tangoda, gözlerim hep sahneye daha fazla kişilik taşıyan daha yaşlı ve oturaklı icracılara yönelir. Modern dansta ise favorilerimden birkaçı,  gösterişli tombul Mark Morris, ayrıca ifade gücü yüksek yaşlı Merce Cunningham ve bacakları olmadan doğan David Toole’dir (CandoCo ve DV8 ile çalışmıştır).

Dansçıların kendi bedenleri ile kurduğu ilişki ve onu nasıl işledikleridir asıl önemli olan. Bu yüzden bedeni kusurlu görünse bile; bizi en çok etkileyen dansçılar, sanatları ve zekâları ile bunu başaranlardır.