Sansür için S

Michael Billington

Mimesis Çeviri – Tiyatro açısından, Britanya’daki resmi sansür uzun zaman evvel bitmiş olabilir; ancak ifade özgürlüğü cephesinin kazanıldığını varsaymakta hala ihtiyatlı olmalıyız.

Guardian. 27 Aralık 2011, Çeviri: Ömer Ongun

Yasak Bölge… 2004 yılında Birmingham Repertuvar Tiyatrosu’nda, Behzti. Fotoğraf: Darren Staples/Reuters

Tiyatro sansürü, 50 yaşın altındaki herhangi bir Britanyalı için tamamen yabancı gelecektir. Sovyetler Birliği ve uyduları, ırk ayrımının yaşandığı Güney Afrika ya da Franco idaresindeki İspanya gibi otoriter rejimleri düşününce aklımıza gelen bir kavram bu aslında. Ancak şunu hatırlatmakta fayda var ki 230 yıldır burada var olan sansür sistemi kısa zaman önce 1968 Tiyatrolar Anlaşması ile ortadan kaldırılmıştır. Var olan özgürlükten keyif alıyor olsak da İngiltere ve diğer batı demokrasilerinde gittikçe yükselen temkin halinin de farkında olmamız gerekiyor.

Eski usul devlet sansüründe İngiliz oyunlarının kraliyet hanedanına mensup resmi bir yetkili tarafından onaylanması gerekiyordu ve bu oldukça absürd, keyfi ve tarihsel açıdan hatalı bir durumdu. Bu, ciddi birçok politik, dinsel ve cinsel tartışmayı bastırmış, Ibsen, Strindberg ve Shaw gibi birçok oyun yazarının yasaklanmasına sebep olmuştu. Öte yandan Lord Chamberlain ve onun ekibindeki oyun okurlarının kendilerini, estetik bulmalarına ve ahlak yargıçları olarak görmelerine sebep oldu.

1965 yılında Kraliyet Mahkemesi tarafından bir lisans için Edward Bond’un Saved [Esirgenen] oyunu için yazılmış olan rapor, oyunu “kendi deneyimlerinin yüceltilmiş hallerini olduğu gibi yazan oyun yazarlarından birinin yazdığı mekruh amatör bir oyun” olarak tasvir ediyor. Üstelik Kraliyet Mahkemesi’nin takdirine göre yüzeysel bir çözüm olarak lisanssız oyunlar sadece üyelerin izleyebileceği “kulüp” etkinlikleri olarak sunuluyordu ve bu şekilde devlet sansürünün küstah saçmalığını ortaya çıkaracak her şey yapılıyor ve oyunların intikali daha da hızlanıyordu.

Peki ya bugün total bir özgürlüğün tadını çıkarabiliyor muyuz? Ben 1980lerde Cork Enquiry into theatre’ın bir üyesiyken ünlü bir yönetmenin bana dediklerini hala hatırlıyorum “ Sponsorluk da örtülü bir sansürdür.” , bizler de şu anki hükümetin istediği gibi Amerikan modeline benzer biçimde ne kadar kamudan özele doğru yönelirsek, dışarıdan müdahale riski de o kadar artacaktır.

Planlı protestolar da tiyatro tartışmalarının susturulmasına yardımcı oldu. 2004 yılının Aralık ayında Gurpreet Kaur Bhatti’nin Behtzti’si, bir Sih mabedinde yaşanan tecavüz, sömürü ve cinayetleri içerdiği için Birmingham Repertuvar Tiyatrosu önünde gösteriler gerçekleşmesine sebep oldu ve kamusal güvenliğin çıkarlarına dayanılarak oyun derhal geri çekildi. O zamandan bu yana Fransa ve Belçika’da sergilendi ancak 2010 yılında Soho Tiyatrosu’nda gerçekleşen yayımlanmamış bir okuma dışında Britanya’da henüz sergilenemedi. PEN’in İngiliz şubesinden Robert Sharp, bir defaya mahsus gerçekleşen bu okuma sonrası “ Behzti’ye uygulanmış olan ve devam eden sansür neşterle alınması gereken bir çıbandan ibarettir.” diye yazdı.

Başka bir yerde ise bu şiddetli protesto tekniğinin farkına varıldı: Olay, geçen ay Paris’te yaşandı. Sözde kâfir bir oyun olan Golgota Picnic, öfkeden deliye dönmüş Katolikler tarafından kitlesel olarak protesto edildi. Beni asıl endişelendiren ise şu; kamusal tepkilerin tehdidi yazarlar açısından oto sansüre yol açıyor ve yapımcıları da tedbirli olmaya götürüyor. Teoride Britanyalı yazarlar açısından hiçbir yer yasak bölge değil. Ancak din hala bir tabu alanı ve Richard Bean’ın birkaç yıl evvel aşırı İslamcıları eleştirdiği ılımlı yazısı sonrası karşılaştığı protestoları da düşünürsek, insan sormadan edemiyor; kim İslam’ı ya da Hıristiyanlık dışında herhangi bir dini konu edinen bir sahne ya da oyun yazmaya kalkışıp şimşekleri üzerine çekebilir ki? Britanya’da tiyatroya yönelik bir sansür olmayabilir ancak total özgürlüğe henüz ulaşılmamıştır.

Gerekli bir okuma: Politics, Prudery and Perversions: The Censoring of the English Stage 1901-1968

Sansürün çarpıcı bir hicvi: The Late Censor’da Bernard Shaw (90’larda tiyatrolarımızda); The Royal Smut-Hound’da (Tynan Right and Left’te) Kenneth Tynan

Yorum


işlemi tamamlayınız: