Tiyatro!.. Dünya Durdukça..

[Hıncal Uluç’un 27 Mart tarihli Sabah gazetesinde Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla kaleme aldığı köşe yazısını aşağıda yayınlıyoruz.]

“Tiyatro öldü” diyenler var.. İnanıp kına yakanlar var.. Kanıp yas tutanlar var.. Bir de benim gibi “Gülenler” var.. “Tiyatro öldü” diyenler, bu lafa kananlar, şöyle bir Antalya’ya uzansınlar bu yaz.. Gitsinler Aspendos’u bir dolaşsınlar.. 2 bin yıldır, dimdik duran Tiyatro’yu.. O bir simgedir.. Tiyatronun çağlara, fırtınalara, depremlere, savaşlara, yıkımlara, yağmalara rağmen dimdik ayakta durduğunun simgesi..

İsa’dan bin yıl önce yapıldığında, tüm Likya’nın nüfusu 200 bindi. Antalya yöresinde 13 bin insan yaşadığı sanılıyor.. Bu 13 bin nüfuslu bölgede benim bildiğim beş antik tiyatro var.. Side ve Perge, Aspendos gibi ovada.. İki de dağ tepesinde.. Toplam oturma yeri sayıları 20 bine ulaşır.. Nerdeyse kundak bebekleri dahil, adam başı iki yer..

“O, o zamandı.. Televizyon yoktu.. Kitap yoktu.. Sinema, internet, cep telefonu yoktu” diyenler olabilir..

Onlar oturdukları yerden ahkâm kesenler..

Benim gibi tiyatro tiyatro gezseler, salonların nasıl dolu olduğunu, pek çok oyuna bilet bulmanın imkânsızlığını görür ve yaşarlar..

Kolay ve ucuz eğlenceler insanoğlunun vaktini almaya başlayınca, tiyatro krize girdi, doğru ama, belini çabuk doğrulttu. İnsanlar tiyatronun farkını çabuk anladılar.

Çıplak gözle canlı seyretmekle, sanal dünyadan, ekrandan, perdeden izlemenin mukayese edilmez farkını.. Gerçek sanatı gördüler.. Salonlar gene dolmaya başladı.. Sadece hafif, neşeli vodviller değil, en ağır oyunlar salon doldurur oldu yeniden..

Devlet Tiyatrosu mesela.. Antigone gibi bir klasiği, Sidikli Kasaba gibi bir güncel müzikali kapalı gişe oynuyor bugün..

Bir telif anlaşmazlığı ile durmasa, Rosenbergler Ölmemeli tıklım tıklım gidiyordu, Şehir Tiyatrosunda..

Lüküs Hayat 25’inci yılında.. 25 sene..

Özel Tiyatrolar farklı mı?

Kenterler’de mesela, Ölümüne, kapkara bir komedi.. Gidin de bilet bulun bakalım..

Tiyatro krizi geride bırakınca, yerli oyunlara da yer açıldı..

Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü Lemi Bilgin, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen, bölgelere “Yerli oyunlara kontenjan” genelgeleri yayınladılar.. Yerlilerin sahneye çıkması, yerli oyun yazarları için de teşvik olacak. Tiyatroların altın çağı, altın yazarlar getirmişti. Selahattin Batu gibi.. Orhan Asena, Turgut Özakman, Refik Erduran gibi..

Şimdi yeni bir altın çağ geliyor.. Yeni büyük yazarlar doğacak..

Tiyatroya sevgi!.. Tiyatroya saygı!..

Tiyatroya selam!..

Sabah