Henri Kandiyoti Olmak ya da Olmamak!

[Şalom Gazetesi’nden Miryam Şulam’ın Henri Kandiyoti ile yaptığı ropörtajı yayınlıyoruz. İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde okurken hocaları Prof. Mina Urgan ve Prof. Cevat Çapan sayesinde ilk kez sahne tozu yutan Henri Kandiyoti’nin yönetmenliğini yaptığı ‘Panik Atak Mahir Atak’ oyunuyla profesyonel tiyatro dünyasına geçişi hakkındaki ropörtajı okuyucularımızla paylaşıyoruz. ]

Bu kış tanıştığım Henri Kandiyoti ile özellikle sirtaki öğrenmek için her bir araya geldiğimde, onunla ilgili yeni şeyler keşfettiğimi farkettim.  Onu daha yakından tanımak ve tanıtmak amacıyla  kendisiyle sıcak bir sohbet gerçekleştirdik.

Henri Kandiyoti, doğma büyüme Burgazadalı.  Çocukken kendini su sporlarının içinde bulmuş;  yüzme ve su topu dallarında İstanbul ve Türkiye dereceleri mevcut. Bugün, evinin gururlu bir köşesinde birçok kupa ve madalyası var. Yelkeni, ona yelken sevgisini aşılayan adalı Rum arkadaşlarından öğrenmiş. On beş yaşından itibaren, yelken yarışlarıyla başlayan bu tutkusu sonraları gezi-yelkene dönüşerek aralıksız sürmüş. Mesleğine gelince, Henri Kandiyoti, denizcilik sektörü için paslanmaz çelik bağlantı elemanları ithalatı ile iştigal eden bir şirketin sahibi.

Mesleği ve birçok farklı hobisinin yanı sıra tiyatro sevdası…

İstanbul Üniversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatı okurken, Shakspeare ve İngiliz Tiyatrosu hocalarım Prof. Mina Urgan ile Prof. Cevat Çapan bana tiyatroyu sevdirdiler. Öğrencilik yıllarında izlediğim ‘Soruşturma’, ‘Aslan Asker Şvayk’, ‘Kafkas Tebeşir Dairesi’ gibi oyunlar  tiyatroya daha büyük bir ilgi duymamı sağladı.

İlk tiyatro deneyimi…

Sevgili hocam Dorothy Raife İz’in teşvik ve tavsiyesiyle, yarı profesyonel, büyük bir tiyatro projesi olan Shakspeare’in ‘12. Gece’ adlı oyununun İngiliz Konsolosluğunun bahçesinde, İstanbul’daki devlet görevlilerinin, yabancı diplomatların, üniversite hocalarının önünde sergilenmesinde gerek oyuncu gerekse yönetmen yardımcılarından biri olarak görev aldım. O oyundaki rolüm küçüktü ancak içinde profesyonellerin, yerli ve yabancı tiyatro hocalarının yer aldığı 40 – 50 kişilik büyük bir kadro içinde bulunup,  dekorundan ses ve ışık düzenine kadar tiyatronun her noktasını yaşamak benim için çok önemli bir deneyimdi.

İlk yönetmenliğini, Arkadaşlık Yurdunda sergilenen Pirandello’nun ‘Ağzı Çiçekli Adam’ adlı oyununda yaptı

Bu arada edebiyatın öteki alanlarına da ilgi duyuyordum. Elia Kazan’ın ‘The Assasins’ adlı çok satan romanını, ‘Babanın Suçu’ adı altında bir arkadaşımla birlikte Altın Kitaplar adına Türkçeye çevirdim.

Sinemaya duyduğu büyük ilginin yanı sıra, şiir ve öykü denemeleri de var

O sırada Kelebek gazetesi, gelmiş geçmiş en iyi on film arasında gösterilen Stanley Kubrick’in ‘2001 A Space Odyssey – 2001 Uzay Macerası’ adlı filmiyle ilgili bir yorum yarışması düzenlemişti. Bu yarışmaya yorumumu göndererek büyük ödülü kazandım. Aldığım para ödülünün yarısı ile kendime hemen küçük bir yelkenli yarış teknesi satın aldım. Tiyatroya ilgim de aralıksız sürüyordu. Oyuncu arkadaşım Berfin ile sayısız oyun izledik, sonrasında karşılıklı yorumlarımızı yaptık.

Henri Kandiyoti profesyonel anlamda yönetmen oldu

Çok sevdiğim, ‘Kötü Şair Şerafettin’ olarak ünlenmiş, birçok şiir-öykü-roman kitabı yayımlanmış şair-yazar arkadaşım Şerafettin Kaya ile oyunlar izledik; karşılıklı yorumlar yaptık. Tiyatro görüşlerinin benimle uyuştuğunu, bu konudaki görüş ve yorumlarımı beğendiğini her fırsatta söyleyen Şerafettin, öykülerinden bazılarını oyuna dönüştürerek sahneye koyma planları yapıyordu. Yazmayı tamamladığında beni arayarak, ‘Panik Atak Mahir Atak’ adlı oyununu yönetmemi istedi. Başlangıçta ona her konuda yardımcı olabileceğimi ama yönetmenliği kabul edemeyeceğimi söylediysem de, çok ısrarcı olunca kendisini kıramadım.

Toplumsal sorumluluk projesi…

Aslında yönetmenlik gibi zor bir işi kabul etmemde, oyunun toplumsal bir olguya dikkat çekmesi, bir sosyal sorumluluk projesi olması ve genç oyuncularımızın tiyatro yapma hevesi de büyük rol oynadı. Hacı Ali Konuk (‘Seksenler’ dizisindeki Bekçi Bekir), Suzan Elif Kılınç, Ece Coşkun, Pınar Güven, Sinem Ayhan’dan oluşan Cibali Oyuncularıyla çalışarak oyunu Şerafettin Kaya ile birlikte sahneye koyduk. Oyun yazarının işin içinde olmasının önemli bir yararı da, oyunda ne anlatmak istediğini en iyi onun bilmesi ve bunu oyunculara aktarabilmesiydi. Ben de tiyatro tekniği ve oyunun yorumu açısından bunun sahnede nasıl bir anlatımla sergilenebileceğini ortaya koymaya çalıştım. Sonunda oyunun ön gösterimini 30 Haziran’da İstanbul Kültür Üniversitesinde gerçekleştirdik. İzleyicilerden olumlu tepkiler aldık. Oyunla ilgili çeşitli gazetelerde haberler çıktı. Akşam Gazetesi Pazar ekinde Şerafettin Kaya ile yarım sayfalık bir röportaj yapıldı.

Oyunun içinden Henri’nin beğendiği sözler…

Başroldeki erkek oyuncunun güzel ve çekici bir kadın arkadaşına söylediği “Benden hoşlansana!” cümlesi ile oyundaki bir şiirden:

“Kuyruğunu saklayan korkaklar

Kafeslerinde hala tutsaklar…

Altını değiştirin artık bu dünyanın…” dizeleridir.

Ümidim, çok sevdiğim tiyatroya ve tiyatro sever izleyicilere bir katkıda bulunabilmek.

Burgazada’da büyük buluşma…

Şimdilerde, yeni gösterilerimizin ön hazırlıkları sürerken, aradaki yaz boşluğunda, Burgazadalı arkadaşlarımızla bütünüyle farklı ve heyecan verici bir çalışma içindeyiz. Eski, yeni Burgazadalı olup adadan uzaklaşmış olan ya da adada bulunan Müslüman, Rum, Yahudi, Ermeni, Süryani, Fransız, Alman, İtalyan vb dünyanın her yanındaki bütün adalı arkadaşlar ‘Antigoni/Burgazada Reunion 2012’ grubu olarak ağustosun son haftasında Burgazada’da toplanarak yeniden bir araya gelecek ve kutlamalar yapacağız. Geçtiğimiz yıl içinde buradan bir grup arkadaş birçok kez Atina’ya giderek, oradaki eski arkadaşlarımızla hem özlem giderdik hem de bu toplantının ayrıntılarını konuştuk.  Yunan gazeteleri bu konuda haberler yaptı, bu büyük buluşma gerçekleştiğinde Türk gazetelerinde de bu haber yer alacak. Ayrıca, sevgili arkadaşımız Nilüfer Uzunoğlu bu konuda nitelikli bir belgesel de hazırlamış bulunuyor. Şimdiden ağustos sonu için heyecanla gün sayıyoruz ve arkadaşlarımızı dört gözle bekliyoruz.

‘Panik Atak Mahir Atak’ sonbaharda Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Sahnesinde ayda iki kez sergilenecek

Oyunumuz, bir toplumsal sorumluluk projesi olarak, panik ataklı karakterlerin durumunu irdeliyor. Kendini boşlukta hisseden, takıntılarından kurtulamayan, kendinden çıkamayan, kaygılı insanların kendi aralarındaki ve başkalarıyla olan iletişimsizliklerini konu ediyor. Bu oyun, yazarın ‘Yetişin Komşular Terk Edildim’ adlı panik atak öyküleri kitabından tiyatroya uyarlandı.

Kendi de panik atak hastası olan yazarın bizzat yaşadığı komik ama hüzünlü deneyimlerinin yer aldığı oyun, ‘Panik Atak Oyunları’  dizisinin ilk  oyunu.

Şalom