Sanat Karın Doyurur mu?

[Deniz İncioğlu’nun sanatçıların yaşam standartları üzerine yaptığı bu söyleşiyi Hürriyet gazetesinden kısaltarak alıntılıyoruz.] Sanata merak salan her gence söylenir “Sanatçı olup para kazanamazsın. Doğru düzgün bir üniversite bitir, düzgün maaşın olsun” diye. Peki, bu durum ne kadar gerçek? Sanatçılar gerçekten para kazanamıyor mu? Unutmayalım zamanında Orhan Kemal’in devlet demiryollarında gece bekçiliği, Verem Savaş Derneği’nde kâtiplik gibi birçok işte çalıştığını… ya da Sabahattin Ali’nin ekonomik sıkıntı nedeniyle kamyonculuk, Yaşar Kemal’in arzuhalcilik yaptığını…

ŞÜKRAN MORAL (çağdaş sanatçı/40)
Kadından iyi sanatçı olmaz bile dediler

En büyük hayalim sadece sanat yaparak yaşamak ve sanatım yoluyla faydalı olmaktı. Bir kısmı gerçek oldu ama hâlâ çok engel var; mesela koskoca ‘sansür’ belası… Sanat için pek çok fedakarlıkta bulundum. En önemlisi hastalığı sırasında, hatta cenazede bile annemin yanında olamamaktı. 18 yaşımda ailemi, vatanımı terk etmek… Yalnızlık, gurbet ve açlık… Annemin olayı hariç, hiç pişman değilim, her şeye değdi. Beni engellemeye çalışan çok oldu. En yakınlarım, ‘kadınlardan iyi sanatçı olmaz’ diyen galericiler… Sanattan para kazanacağıma her zaman inandım. Ama para odaklı sanat yapmaya asla yanaşmadım. Sadece geçimimi sağlamak için öğretmenlik, rönesans natürmortlarını kopyalama, duvar freskosu gibi işler yaptım. Çağdaş sanatın bugün geldiği yer inanılmaz, milyar dolarlık işler de var. Ben de para kazanıyorum ama bu göreceli bir kavram. Neye göre çok, neye göre az? Son bir ay içinde iki önemli yurt dışı satışıma bakınca memnun oluyorum ama Damien Hirst’ün milyar dolarlık satışları az kazandığımı düşündürüyor.

ÖZTÜRK İLMAZ (müzisyen/36)
Aileyle omuz omuza mücadele şart

Lise biter bitmez, barda müzik yapmaya başladığım için açık öğretimi tercih ettim. Ancak en başta ailemle omuz omuza mücadele etmem gerekti. Ardından ilk albüm gelince bu dünyanın içine girmiş oldum. Aklımda sadece sahnede şarkı söylemek vardı. Bu şekilde mutlu olacağımı düşünüyordum, diğer şeyler kendiliğinden hallolur demiştim. Öyle de oldu. Sürekli şarkı söyleyerek insanları mutlu ediyorum. Ne zaman ki sadece para için çalarsam, işte o zaman Öztürk bitmiş olur. Ama sanattan para kazanılabileceğine inanıyorum. Sadece bu paralar kazanılırken kendinizden ödün vermemelisiniz.

SANEM ÖGE (oyuncu/35)
Korkularla mücadele etmek gerek

İstanbul Üniversitesi’nde sanat tarihiyle birlikte Şahika Tekand’ın Studio Oyuncuları oyunculuk atölyesinde iki sene eğitim aldım. İTÜ Sanat Tarihi’nde yüksek lisansın ardından Kadir Has Üniversitesi’nde oyunculuk yuksek lisansı yaptım. Geleceğe yönelik ‘mutlu olmak’tan başka hayalim yoktu. Hala yok. John Lennon’a sormuşlar; “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye, “Mutlu olmak istiyorum” demiş. Bence gayet dolu, yeterli ve gerçekleştirilmesi zor bir hayal. Sanat da, kişinin mutlu olmak için ‘ihtiyaç duyduğu’ bir besin. Bu hayal, bu sene hem tiyatro hem de sinema dalında gelen iki ödülle gerçek oldu. Ama bu yolda en çok kendi korkularımla mücadele ettim. Özellikle geleceğe dair olanlar. Ardından da yakın çevremdekilerin korkularıyla… En başta babam korumaya çalışmıştı beni. Ama başka yan işlerden de para kazanabildiğimi görünce biraz rahatladı. Bense hiç düşünmemiştim para kazanabilecek miyim, diye. Sanat, karın doyurmaktan ziyade ruhu doyurmak ihtiyacından çıkan bir dürtü olmalı. Karın doyurmak, bundan sonra gelen ikincil bir ihtiyaç. Kendime yetecek kadar kazanabiliyorum. Sadece kimi zaman gazetecilik, editörlük, çevirmenlik gibi ekstra işler yapmak zorunda kaldım.

AHMET ÜMİT (yazar/52)
Daha yeni yeni para kazanıyorum

22 yaşındaydım ilk öykümü yazdığımda. Para kazanma kaygım yoktu. Profesyonel devrimcilik yapıyordum Türkiye Komünist Partisi’nin başında. Yazarak dünyayı değiştirebilirim diye düşünüyordum. Orhan Kemal, Sait Faik, Nazım Hikmet vardı örnek olarak önümde. Çok romantik duygularla yapıyordum bu işi. Evliydim, çocuğum vardı. Biraz ailem, biraz da örgütten para geliyordu. Ama çoğunlukla yarı zamanlı işler buluyordum. Perşembe pazarında demir sattım, su kuyusu kazdım mesela… İlk altı kitabım iki-üç bin satıyordu, bu da ancak kendi maasrafını karşılıyordu. Reklam ajansı ve Cem Yayınevi’nde çalıştım. Bu sayede romanlarıma devam edebildim. 2000’de yani, 18 yıl sonra Patasana adlı kitabım 10 baskıyla 20 bin adet satış yaptı ve çark dönmeye başladı. Ardından gelen kitaplar da çok sattı. Daha yeni yeni para kazanıyorum. Yılda 500 bin kitabım satılıyor. Anlayacağınız, birdenbire olmadı bunlar. 30 yıllık bir deneyim, tırnaklarla kazıma… Piyasaya yeni atılacak arkadaşlara sanatçı olup para kazanacaksın, diyemem. Bunun garantisi yok. Muhtemelen kazanamaz. Bu çoğunlukla bir şans ya da bazı şeylerin denk düşmesi. Para kazanmak için sanat, iyi bir yatırım alanı değil.

ENGİN ALKAN (yönetmen-oyuncu/47)
Sefaleti göze alarak yola çıktım

Sanat için yola çıkmış biri efsanedeki Prometeus’la aynı savaşımı verir; Tanrılarla cenge tutuşur. Benim de mücadelem farklı olmadı. Bu çağda toplumumuzun ‘Tanrı’ları efsanedekinden farklıydı tabii; Boşvermişlik Tanrısı, Küçümseme Tanrısı, Para Her Şeydir Tanrısı, Ezbercilik Tanrısı, Statükoculuk Tanrısı, İktidar Bende Tanrısı, Adam Kayırma Tanrısı, Taklitçilik Tanrısı… Bu mesleği yapmamı en çok isteyen annem dahil herkes “Sanattan para kazanamazsın” dedi. ‘Heves’ gibi algılayanlar, ‘başarısızlık’ gibi görenler, hatta “Peki esas işin ne olacak?” sorusunu soran oldu. İlginçtir; sınavlara hazırlanırken ‘profesyoneller’ bile beni vazgeçirmeye çabaladı. Benim için de hele o zamanlar, yani 30 yıl kadar önce, bu işten para kazanmayı düşlemek gerçekten abestti. TV sektörü ve yan çalışma alanları yoktu. Sinema ölmüştü. Ama bunların hiçbiri umurumda olmadı. Yapmak istediğim şeyi biliyordum ve ‘sefalet’i göze aldım. Seslendirme, sunuculuk, animatörlük, setlerde figüranlık hatta barlarda şarkı söylemeye varıncaya kadar pek çok iş yaptım. Mesleğimden de para kazandım. Şehir Tiyatroları’nda çalışıyor olmam bana düzenli bir gelir sağladı. Ancak bu gün yaşadığım standardı TV dizileri, seslendirme, öğretmenlik gibi yan işlerle edindim.

Tiyatroda en fazla 3 bin lira

Tiyatrolarda kazanç durumu çalışılan yere göre değişiyor. Eğer gözü kara bir alternatif tiyatro oyuncusuysanız oyun başına elinize geçecek miktar en fazla 50 lira. Ama özel tiyatrolarda bu rakam oyun başına 250 liraya kadar çıkıyor. Şehir ve Devlet Tiyatrosu’nda durum biraz daha iç açıcı. Örneğin Şehir Tiyatrosu’nda kadrolu çalışanlar 1600-2500 lira arasında kazanabiliyor. Bunlara kimi zaman ikramiye ve teşvik primleri eklense de, sonuçta çok fazla bir artış görülmüyor. Yevmiyeli çalışanlarsa en fazla 1300-1900 lira arasında maaş kazanabiliyor. Devlet tiyatrolarında da durum aşağı yukarı aynı. Kadroluların aylık kazancı ortalama 1500-2000 lira civarında.

Dizi oyuncuları yaşadı!

TV oyuncuları tabii ki tiyatro sahnesindekilere göre çok daha fazla kazanıyor. Bunun en büyük sebeplerinden biri reklam ve sponsorluk. Buradaki tek ayrıntı dizinin yeterince reyting alabilmesi ve oyuncunun yıldız olması. Çünkü dizilerdeki figüranlar tüm gün yorulmalarına rağmen günde 100-150 lira arasında kazanabiliyor. Yıldız oyuncularsa bunun tam aksine 20-60 bin lira arasında alıyor. Örneğin Sultan dizisinin başrolü Nurgül Yeşilçay 55 bin, Muhteşem Yüzyıl’ın Kanuni Sultan Süleyman’ı Halit Ergenç 45 bin, Kuzey Güney’deki Kıvanç Tatlıtuğ 50 bin lira kazanıyor.

Plastik sanatlarda durum çok değişken

Bugün piyasada bazı yeni mezun sanatçıların tuval eserleri (100x100cm.-150×150 cm. arasındaki ebatlar) galerilerde 5000-10.000 lira fiyat aralığında satılıyor. Ama bunun yanında usta isimlerin işlerinin fiyatları milyon dolarlara kadar çıkabiliyor. Peki, piyasaya yeni girecek bir sanatçı nasıl bir yol izlemeli. İşte size rehber:
* Öncelikle çizgisini beğendiği küratörlere kendini tanıtmalı.
* Ardından çalıştığı sanatçıları beğendiği galerilere dosyalarını göndermeli.
* Doğru tanıtım yolları aranmalı, çizgiden hiçbir zaman şaşılmamalı.

Yeni müzik grubu olmak zor

Müzik grupları ya da kişiler piyasaya atılırken öncelikle deneme konserleri veriyor. Eğer yeterli derecede izleyici toplayabilirlerse mekân sahibinden başka gecelerde de çalmaları için teklif alabiliyorlar. Rüştünü biraz ispatlamış grup ya da kişiler bir gecede en fazla bin lira kazanabiliyor. Orta seviyedeki sanatçılarda fiyat en fazla üç bin liraya çıkarken, bol hayranlı müzisyenlerde durum 30-40 bin lirayı buluyor. Büyük yıldızlardaysa fiyat çok daha farklı. Örneğin Ajda Pekkan ve Hadise konser başına 80 bin, Sıla 50 bin, Serdar Ortaç 85 bin, Volkan Konak 75 bin lira gibi rakamlara sahne alabiliyor.

Hürriyet