Devlet Tiyatroları’ndaki Sansür Meclis Gündeminde

CHP’lidevlet-tiyatrolari-ndaki-sansur-meclis-gundeminde-210772-5 Zeynep Altıok, dün TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Sanat alanında uygulanan baskı ve sansür üzerine konuşma yaptı.

Altıok’un açıklamaları şöyle;

Her gün çeşitli acılara uyandığımız, her gün insanlarımızı yitirdiğimiz, şehitler verdiğimiz günlerden geçiyoruz. Sayın bakan konuşmanıza acının rengi dili dini ırkı yoktur diyerek başlamanızı açıkçası içinde bulunduğumuz karanlıktan çıkış için ihtiyacımız olan özgürlükçü bakış ve umut olarak yorumluyorum.

Herkesin bilim ve sanatı öğrenme, öğretme, açıklama, yayma hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak şüphesiz sanat için de rengi, ırkı, dili, dini yoktur cümlelerini koşulsuz sarf edebiliyor olmalıyız. Çünkü sanat tüm bu acıları iyileştirmek ve iyileşmek için bir araçtır. Öte yandan, karanlıktan çıkmak için ya da tüm ağırlığıyla önümüze gelen sorunların aydınlatılabilmesi için çözümü getiren muhakemenin, biat etmeden düşünebilmenin, üretebilmenin, paylaşabilmenin, kapsayıcı bir anlayışla bir arada olabilmenin de kültür ve sanat ortaklığından geçtiğini, buradan güç aldığını düşünüyorum.”

SANAT HEPİMİZ İÇİN BİRLEŞTİRİCİ GÜÇTÜR

Sanatın tıpkı demokrasi gibi tüm millî ve dinî değerlerin, tüm yerel değerlerin de üzerinde evrensel değerlere sahip bir birleştirici güç olduğunu, bu nedenle de tam bağımsız olması gerektiğini belirten Altıok sözlerine şöyle devam etti:

“Acının rengi, dili, dini olduğunu ne yazık ki on dört yıllık AKP iktidarının daha ilk günlerinde biz yaşadık. Dünyaca ünlü sanatçımız Fazıl Say’ın Sivas katliamını unutturmamak için şair Metin Altıok anısına bestelediği oratoryonun bizzat dönemin Kültür Bakanı tarafından sansürlenmesini kişisel olarak da deneyimlemiş bir kişiyim.

Gönül isterdi ki ilk ve son olsun bu ayıp, bu utanç bizim ülkemiz için. Ama öyle olmadı! şimdilerde ne yazık ki baskının, sansürün son derece yoğun yaşandığı, Roboski katliamının film festivallerine alınmadığı günlerden geçiyoruz, Kürtçe çizgi filmlerin yasaklandığı günlerden geçiyoruz; sanatçıların, yazarların tutuklandığı, yayınların toplatıldığı, yayınevlerinin kapatıldığı, derneklerin kapatıldığı günlerden geçiyoruz ve hâl böyleyken, Devlet Tiyatroları yöneticisinin açıklamalarıyla millî ve dinî temellere dayalı bir sanat tanımıyla sıkıştırıldığımız günleri deneyimliyoruz. Oysa bunun çok üstünde bir yerde olmalıyız.”

Zeynep Altıok Kültür Bakanı Nabi Avcı’ya: “…..Yine konuşmanızda yazarlarımızın eserlerimizin uluslararası düzeyde tanıtımına verdiğiniz önemden bahsettiniz. Ne yazık ki eserleri 20’nin üzerinde ülkede 14’ten fazla dile çevrilmiş olan Aslı Erdoğan tutuklu. Uluslararası PEN Yazarlar Derneği başta olmak üzere sayısız dernek tarafından sorgulandığımız süreçte ülkemiz bu utanca yanıt vermek durumunda kalıyor. Keza bir diğer örnek Necmiye Alpay bir dil bilimci, bir yazar. Bu insanların tutuksuz yargılanması için Kültür Bakanlığı olarak devrede olmanızı dilerim. Buna dikkat çekmeyi bir görev olarak bilirim.

“Siyasi iktidarlar sanatı ve sanatçıyı kendi dünyasına göre biçimlendirmek yerine ticari amaç gütmeden, kâr-zarar hesabı yapmadan, tam bağımsız özerk kurumlar ve kuruluşlar aracılığıyla teşvik etmekle yükümlüdür. Toplumun tüm katmanlarını eğitmek, geliştirmek, çağdaşlaştırmak ve bir arada tutmak ödevini üstlenmelidir”

KURUMLARDA TAM BAĞIMSIZ ÖZERK YAPI SAĞLANMALI

Birbiriyle ilgisiz iki ayrı alanın bütçesinin çok sınırlı düzeyde tutulduğunu, sadece Kültür Bakanlığı ya da sadece Turizm Bakanlığı için bile merkezî bütçenin yüzde 1’i değil en az yüzde 5’inin ayrılıyor olması gerektiğini hatırlatan Altıok, bütçe artışı talebinin yanında verilen teşviklerin de en az 2 katına çıkarılması gerektiğini ve kurumlarda tam bağımsız özerk yapının sağlanması gerektiğini vurguladı.

Altıok’un plan bütçe komisyonunda yönelttiği soruların bazıları şöyle…

1-Avrupa Komisyonuna sunulması beklenen Türkiye Kültür Politikaları Ulusal Raporu’nun sunulduğunu basından takip ettiklerini ancak içeriğine erişemediklerini belirten Altıok, konuyla ilgili Ağustos 2016’dan beri yanıt bekleyen bir yazılı soru önergesi olduğunu hatırlatarak: “ Bu çalışmayı kim ya da kimler hazırladı? Bu çalışma süresince sivil toplum örgütlerinden, akademisyenlerden görüş alındı mı, alındıysa bunlar neler ve hangi kurumlardan alındı?” sorularını yöneltti.

2- İstanbul gibi bir metropolde tüm toplum katmanlarının ulaşabileceği bir merkezde bulunan farklı sanat dallarını topluma eriştiren, Atatürk Kültür Merkezi’nin bunca yıldır kapalı ve atıl kaldığı süreçte kâr-zarar gütmeyelim desek bile milyonlarca insana erişemeyen sanat eserleri ile ilgili bir yara olduğunu hissettiğini söyleyen Altıok, AKM ile ilgili bakanlığın planlarının detaylı şekilde sunumunu istedi.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

Birgün