Bu Tiyatroda Bütün Yönetmenler Kadın Olacak

Sally McGrane

Mimesis Çeviri / New York Times, 27 Eylül 2018, Çeviri: Hazal Aydın, Selen Çakırhan

Anna Bergmann, Badisches Devlet Tiyatrosu’nda. Tiyatronun yönetmeni olarak ilk sezonunda oyunları sadece kadınların yönetmesini istedi.

Anna Bergmann, Almanya’nın güney batısındaki şirin Karlsruhe şehrinde, Badisches Devlet Tiyatrosuna doğru iki buçuk yaşındaki oğlunun bebek arabasını prova alanına doğru sürerken durup onu teselli etti. Oğlunun neşeli tavırları yürek parçalayan ağlamalara dönüşmüştü. Neyse ki çeşmenin etrafında bir tur atmak oğlunun neşesini hemen yerine getirdi. Tiyatronun yeni yönetmeni Bergmann, kafasını sallayarak “Gerçekten de prova korkusunu anlamayı sağladı.” dedi.

Bergmann bu pozisyona gelen ilk kadın; devlet tarafından fonlanan, opera, bale ve diğer performans sanatlarını sergileyen tiyatro ilk defa bir kadın tarafından denetleniyor.

Alman tiyatro çevresinde tanınmış biri olmasına rağmen, bir kadın olarak bu pozisyona atanması baskın bir şekilde erkeklerin egemen olduğu bu alanda önemli bir şey ifade ediyor. Aldığı ilk karar ise büyük ve bayağı radikaldi: Tiyatroların kadın yönetmenlerle çalışmak istemesine rağmen çok az kadın yönetmen bulabildiklerini iddia etmesinden sıkılmıştı ve yönetimdeki ilk sezonunda, prodüksiyonların çoğunu kadın yönetmenlerin yönetmesini istediğini söyledi. Kurumu bir bütün olarak değerlendiren Devlet Tiyatroları Genel Yönetmeni Peter Spuhler ise bir adım daha ileri gitmeyi önerdi: Neden bu kez sadece kadın yönetmenlerle çalışmayalım?

Nicole Braunger, Badisches Devlet Tiyatrosu opera yönetmeni. Buradaki opera, bale ve tiyatro programlarını artık kadınlar yönetecek.

Bergmann buna onay verdi. Tiyatroda sezon Pazar günü bizzat Bergmann’ın yönettiği Nora, Hedda ve Kız Kardeşleri adlı Henrik Ibsen kolajı ile başlayacak. Sonra da diğer on kadın yönetmen (sıfır erkek) tarafından yönetilmiş performanslar ile devam edecek.

Bu girişim Alman tiyatrosundaki birtakım dengesizlikleri düzeltmeyi hedefliyor. Alman Kültür Konseyi’nin son dönemdeki bir araştırmasına göre, Alman tiyatro çevresindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliği tahmin edildiğinden çok daha uçlarda. Örneğin son yirmi yıldır kadınların yönetimindeki tiyatrolar sadece %3 artış göstererek toplamda yalnızca %22 oranına ulaştı. Hala erkek oyuncular beraber çalıştıkları kadınların maaşının ortalama üçte biri daha fazlasını kazanıyor.

Alman Kültür Konseyi sözcüsü Cornelie Kunkat çıkan sonuçlara dair “Herkes çok utandı.” açıklamasını yaptı. “2018 yılında bu rakamların böyle olmaması lazım.”

Kunkat, “toplumun kaderini belirleyenler tehlike altında olanlardır”, diye ekleyerek kadınların güçlü pozisyonlarda daha fazla yer almasının büyük değişiklikler yaratabileceğini söyledi.

Bergmann (soldaki) ve kumpanyasından oyuncular, bu sezon sahnelenecek Nora, Hedda ve Kız Kardeşleri adlı oyunun prova arasında.

Ücret eşitsizliğine ek olarak, eşitsiz çocuk bakım yükü de Alman tiyatrolarındaki kadınlara köstek oluyor; bir kadın hem çocuk bakıp hem de geç ve düzensiz çalışma saatlerine uyum sağlayamıyor. Alman tiyatro dergisi Nachtkritik için yazan Anne Peter, kadınları sanatçıdan ziyade işçi arı gibi görme eğilimi olduğundan bahsediyor.

Network kurmak da bir iş. Bay Spuhler, “Erkekler tereddüt etmeden başka erkekleri tavsiye ediyor” diyor ve iki sene önce tiyatro liderlerinin bir toplantısına katıldıktan sonra, artık bilinçli olarak daha çok kadını işe almaya çabaladığını ekliyor.

“Daha önce ‘Her şey nitelikle ilgilidir ve ayrımcılık[1] yoktur’ diye düşünüyordum ama sonra etrafıma baktım ve elli tane erkek gördüm” diyor. “Aslında kadın sanatçıların sayısı düşmüştü. Bir desteğe ihtiyaç olduğunu düşündüm.”

Spuhler harekete geçiyor. Devlet Tiyatrolarının çeşitli disiplinleri için seçeceği yönetmenleri akla ilk gelen erkeklerden oluşan bir listeden seçmek yerine, kadın adaylar bulmak için zaman ayırmaya karar veriyor. Ve işte yeni sezonla beraber Devlet Tiyatroları opera ve bale programlarını kadınlar da yönetiyor.

Kostüm tasarımcısı Sibylle Wallum’un, Henrik Ibsen’in oyunlarından oluşan Nora, Hedda ve Kız Kardeşleri adlı kolaj oyun için çizdiği skeçler.

Bergmann’ın tamamen kadınların yönettiği bir sezon oluşturma kararı, medyada pozitif bir yankı uyandırdı ancak aynı zamanda işleri de karıştırdı. Nachtkritik dergisindeki hararetli bir tartışmada, bir eleştirmen, “İdeolojinin toplumsal ve politik kararları etkilemesi her zaman tehlikelidir”, diye yazdı ve “İşinin ehli erkek yönetmenlerin Karlsruhe’de çalışmalarına fırsat verilmeyebilir” diye tamamladı sözlerini.

Başka yerlerde eleştirmenler Karlsruhe örneğinin bir kereye mahsus bir durum olduğundan bahsedip, Bay Spuhler’in #MeToo[2] döneminde kadınlara odaklanmasının sadece kurnazca bir kariyer hamlesi olduğunu ifade ettiler.

Tiyatrodaki çoğu kadın, bu olumsuz tepkiler karşısında şaşırıp kaldıklarını söyledi. Bergmann’ın bu sezon için seçtiği on kadın yönetmenden biri olan Alia Luque, “Sadece erkek yönetmenler işe alınsaydı, kimse fark etmezdi”, dedi.

Luque, Miroslava Svolikova’nın Avrupa Avrupa’ya Kaçar adlı oyununu yönetecek. “Bu sadece bir tiyatro ve sadece bir sezonu böyle tasarlıyor. Eğer ataerkiyi devirmek isteseydik 2000 yıl boyunca sadece kadınların yönetmenlik yapması gerekirdi. Neden erkekler buna bu kadar sinirliler?”

Bergman (en sağda), koreograf Eric Hoppe (sağdan ikinci) “Nora, Hedda ve Kız Kardeşleri” oyunundaki dansçıları yönlendirirken onları gözlemliyor.

Hemen hemen herkes, tiyatroda böyle bir sezonun nasıl bir etkisi olacağına dair yorum yapmak için erken olduğu konusunda hemfikir. Ama bazı değişiklikler hemen göze çarptı. Örneğin Spuhler, işe yeni giren kadınların çoğunun çocuklarını da işe getirdiklerini belirtti.

Tiyatrodaki kantine çocuk boy sandalyeler eklendi ve artık çoğu provaya küçük izleyiciler de katılım gösteriyor. Bergmann’ın oğlu Louis’in yakın zamanda bir akşamüstü tiyatro salonunda boş bir prova alanı görünce kafası karışıyor.

“İnsanlar nerede?” diye soruyor Louis. “Oyuncular mı?” diye yanıt veriyor Bergmann, “Onlar daha sonra gelecekler, sen yatağında uyurken.”

Yönetmen Mirah Laline (ortada) sıklıkla çocuklarını provalara getiriyor. “Özel hayatla iş hayatını bir arada yürütmenin bir yolu olmalı.”

Başka bir sahnede, yönetmen Mirah Laline çocuğunu emzirmek için bir sahneyi durduruyor. Sonrasında bir röportajda “Özel hayatla iş hayatını bir arada yürütmenin bir yolu olmalı.” diyordu.

Bekar bir anne olan ve Karlsruhe tiyatrosuna geldiğinde kadın çalışanların maaşlarına erkeklerinkiyle eşit olacak şekilde zam yapan Bergmann, “Çocuklu kadınlara çalışma şansı verilmesi önemli”, diyor. “Neyin mümkün olduğunu bilmek çok önemlidir.”

Bir tiyatro eleştirmeni olan ve her yıl Berlin’deki Theatertreffen festivalinde sahnelenecek Almanca konuşulan dünyanın en iyi on oyununu seçen jüriye mensup Shirin Sojitrawalla, Karlsruhe denemesinin iyi bir fikir olduğunu çünkü kadın yönetmenlerin çocuk tiyatrolarına ya da küçük çaplı fringe tiyatrolara gönderildiğini söyledi. Bu, jüri üyelerinin bu prestijli festivalde cinsiyet eşitliğine yakın bir şey sağlamalarını güçleştiriyor çünkü festival için oyunları büyük sahnelerden seçiyorlar.

Hatta Theatertreffen festivali jürisinin çoğunlukla kadınlardan oluştuğu geçtiğimiz senede bile ‘bir kadın tarafından yönetilen’ sadece bir oyun seçildi. “Gerçekten utanç vericiydi” diyor Sojitrawalla.

Karlsruhe’ye dönecek olursak, Bergmann’ın annesi Louis’i almaya gelerek yönetmene Nora, Heda ve Kız kardeşleri adlı oyunun kostümlü akşam provası için fırsat yaratıyor.

Bergmann önümüzdeki sezona dair “Başarı kazanacağımı düşünüyorum”, diyor ve “Bu sadece daha da çok çalışmam gerektiği anlamına geliyor. Tıpkı her zaman daha çok çalışması gereken kadınlar gibi”, diye ekliyor.

[1] Yazar burada “Glass Ceiling” kavramını kullanıyor. Bu kavram, çalışanların üst kademe yönetim pozisyonlarına ulaşmasını engelleyici davranışsal ve örgütsel önyargılardan kaynaklanan görünmez yapay engeller anlamına geliyor. (ç.n.)

[2] Amerika’da işyerindeki cinsel taciz ve tecavüz olaylarına karşı Ekim 2017’de sosyal medyada başlayan bir hareket. (ç.n.)