“Karakterleri ‘Leningrad Senfonisi’yle Dans Ettirdim”

zlem Ertan’ın Evrensel‘de yer alan yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

İstanbul Şehir Tiyatroları’nda bu sezon sahnelenen yeni yapıtlar arasında Rus yazar Aleksei Arbuzov’un ‘Söz Veriyorum’ adlı oyunu da var. Hülya Karakaş’ın yönettiği oyun, 2. Dünya Savaşı’nın sonlarında, Hitler’in kuşatması altındaki Leningrad’da başlıyor.

Dışarıyla irtibatı kesilen kentte savaşla, açlıkla ve umutsuzlukla mücadele eden üç genç görüyoruz. Harap olan bir evde birbirlerinden aldıkları güçle ayakta ve hayatta kalan on sekiz yaşlarındaki Lika, Marat ve Leonidig savaştan sonra da dost kalırlar. Savaş ailelerini ellerinden almış ve hayatta birbirlerinden başka kimseleri kalmamıştır. Döneminin önemli yazarlarından biri ve aynı zamanda tanığı olan Aleksei Arbuzov’un oyunu, 1940’lardan 1960’ların ortalarına kadar uzanan geniş bir zaman diliminde geçiyor.

Unutulmayan Oyun

Oyunun yönetmeni Hülya Karakaş, ‘Söz Veriyorum’u meslek hayatının ilk yıllarında Devlet Tiyatrosu’nda izlemiş. Karakaş, oyunla tanışmasını anlatırken “Oyunu izlediğimde çok gençtim. Lika’yı Işık Yenersu’dan izledim. Çok önemli ve özel bir aktör olan Alev Sezer de oynuyordu. ‘Söz Veriyorum’u öyle sevdim ki hiç unutmadım. Yönetecek oyun ararken meslektaşım Ersin Umulu ‘Söz Veriyorum’u hatırlayıp hatırlamadığımı sordu. Tabii ki hatırlıyordum” diyor.

‘Söz Veriyorum’u “dostluk, aşk ve fedakârlık hikâyesi” olarak tanımlayan Karakaş, karakterleri şu sözlerle anlatıyor: “Üç kişinin birbirlerinden başka kimseleri yok. Yıllar geçiyor, ama masumiyetlerini kaybetmiyorlar. Leonidig marazlı bir karakter. Lika anaç ve güçlü bir kadın. Marat ise savaşçı. Bu çağa çok denk düşmeyen ama ihtiyaç duyduğumuz romantizm var bu oyunda. Belki de yeniden o romantizme dönmeliyiz, onu anlamalıyız.”

Direniş İçin Müzik

Karakaş, Dmitri Şostakoviç’in ‘Leningrad Senfonisi’nin bir bölümünü de oyunda kullanmış. Çünkü ‘Leningrad Senfonisi’ hem çok güzel bir eser hem de oyunda anlatılan dönemle direkt ilgisi var. Bu senfoninin önemini Karakaş’tan dinleyelim: “1942 yılında bir gün Rus radyolarında bu senfoni çalındı. Şostakoviç savaşa ve kuşatmaya karşı koymak için yazmış bu eseri. Ben o senfoni eşliğinde oyunu yeniden yorumladım. Metnin her cümlesi çok dokunaklı zaten. ‘Leningrad Senfonisi’yle dans ettirdim karakterleri. İnsanlar o süreçte müzikle hayatta kaldılar. Belki de son dönemde tiyatronun bu kadar ilgi görmesi çok depresif bir dönemden geçmemizle alakalı. İnsanlar sanat talep ediyor.”

Oyunu sahnelerken öncelikle hikâyenin net bir şekilde ortaya çıkmasına ve bugüne denk düşmesine önem verdiğini belirten yönetmen, “Oyunculukların o hüzünlü hikâyeye uygun olmasına çalıştım. Oyunun ihtiyaç duyduğu naif estetiği kurmaya gayret ettim” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Ben oyuncu ve yönetmen olarak tanımlamıyorum kendimi. Ben tiyatrocuyum, hikâye anlatıcısıyım. Bazen kendi yazdığım bir hikâyeyi anlatıyorum. Bazen de başka birinin hikâyesini anlatıyorum. Ama hikâye anlatıyorum ben, bütün derdim bu aslında.”

On Sekiz Yaşında Hissetmek

Ebru Üstüntaş, Murat Coşkuner ve Can Ertuğrul’un oynadığı ‘Söz Veriyorum’ oyuncular için zorlu bir oyun. Çünkü ilk perdede on sekiz yaşlarında olan karakterleri canlandırıyorlar. Sonrasında ise kahramanları orta yaşlarına taşıyorlar. “Oyuncuların karakterlerle aynı yaşta olmaları gerekmiyor” diyor Hülya Karakaş. “Eğer oyuncu sahnede o yaşta olduğunu hissederse seyirciyi de buna inandırır. Bir de bu oyunu 20 yaşında gençlere oynatamazdım. Profesyonellik istiyor çünkü. Hamlet de 18 yaşında bir karakter. Peki, onu bu yaşta birine oynatabilir misiniz? O derinliği bu yaşta bir insan verebilir mi?”

Edebiyat ve Turgenyev

Karakaş, bir tiyatro ve edebiyat tutkunu. Oyunculuğunun ve yönetmenliğinin yanında oyun yazarı da olan sanatçının edebiyatla güçlü bir bağı var. Rus yazar İvan Turgenyev’in ‘Babalar ve Çocukları’ romanından alınan metni ‘Söz Veriyorum’un finalinde kullanması da bu bağın göstergesi. Aleksei Arbuzov’la İvan Turgenyev’in arasında bir çatışma olduğunu, Arbuzov’un Turgenyev’i siyasi bir kimliği olmadığı için küçümsediğini anlatan Hülya Karakaş’a bırakalım sözü: “Turgenyev’in metnini Arbuzov’a misilleme olarak finalde kullandım. Turgenyev çok önemli bir yazar. O dönem yazarları arasında Turgenyev çok nihilist bulunuyor. Halbuki bu onun edebiyatçılığından bir şey eksiltmiyor. O döneme uzanmak ve Turgenyev’i anlamak açısından da çok istedim bu metni kullanmayı.”

‘Söz Veriyorum’ ve ‘Ev Yapımı’

2018-2019 sanat sezonunda üç burjuva kadının Cumartesi Anneleri’yle empati kurma çabasını anlatan, Şenay Tanrıvermiş’in kaleme aldığı ‘Ev Yapımı’ adlı oyunda hem yönetmen hem de oyuncu olarak gördüğümüz Hülya Karakaş, ‘Söz Veriyorum’da bizi sevginin, dostluğun, naifliğin dünyasına davet ediyor. ‘Söz Veriyorum’u 27 Şubat Çarşamba günü 15.00’de ve 20.30’da, 28 Şubat ve 1 Mart akşamları 20.30’da, 2 Mart’ta ise 15.00 ve 20.30’da Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde izleyebilirsiniz. Hülya Karakaş’ın hem yönettiği hem de oyuncu kadrosunda yer aldığı ‘Ev Yapımı’ ise 6 Mart akşamı 20.00’de Maltepe Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde, 8 Mart’ta Sarıyer Tiyatro Festivali kapsamında ve 9 Mart akşamı 20.00’de Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

Evrensel