Bakanlık, Sanatçılara “Figüran” Muamelesi Yapıyor

Pinterest LinkedIn Tumblr +

(Zeynep Algedik’in Yusuf Sağlam ile yaptığı ve Evrensel’de yayımlanan söyleşinin bir kısmını okurlarımızla paylaşıyoruz.)

Kültür ve Turizm Bakanlığının son yıllarda izlediği politikalar; dev bütçeli festivaller ve görkemli binalar ve istatistikler üzerinden bir ‘başarı hikayesi’ gibi sunulsa da, madalyonun öteki yüzünde derin bir emek sömürüsü yatıyor. Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) Genel Sekreteri Yusuf Sağlam ile sanat kurumlarındaki ‘modern köleliği’, kültürel miras uzmanlarının hak gasplarını ve işlevini yitiren kütüphaneleri konuştuk.

‘Sömürü sanatı işliyor’

Opera, Bale ve Devlet Tiyatrolarında ‘figüran’ veya ‘hizmet sözleşmeli’ gibi tanımlarla çalışan sanatçıların durumuna işaret eden Yusuf Sağlam, Konservatuvardan, o köklü okullardan dereceyle mezun olmuş sanatçılarımızı; ‘figüran’, ‘süreli sözleşmeli’ veya ‘misafir sanatçı’ adı altında, hiçbir iş güvencesi olmadan çalıştırıyorlar. Bu bir ‘sömürü sanatı’dır” dedi. Sanatçılara ‘Senin yerin doldurulabilir’ mesajı verildiğini, her yıl yenilenip yenilenmeyeceği belirsiz bir kağıt parçasına mahkum edildiklerini dile getiren Sağlam “Bu yapılan kelimenin tam anlamıyla modern köleliktir” tepkisini gösterdi.

‘Açlık sınırında sanat olmaz’

Güvencesizlik ve sefalet ücretlerinin, sahne üzerindeki sanatsal üretimi de etkilediğini dile getiren Sağlam, açlık sınırında sanat olmayacağını söyledi. Bakanlığın sanatçının ruhunu ve bedenini sömürürken aynı zamanda ondan ‘yüksek performans’ beklediğini aktaran Sağlam “Bu, eşyanın tabiatına aykırıdır. Bir balet sahnede estetiğin zirvesini sergilerken kafasında akşam ödeyeceği kirayı taşıyor. Bir tiyatro oyuncusu, ‘Yarın hastalanırsam güvencem yok’ kaygısıyla karakterine can vermeye çalışıyor” diye konuştu. Güvencesiz sanatçının, idareyle ters düşmemek için ‘Suya sabuna dokunmayan’ bir profile zorlandığına dikkati çeken Sağlam, “Eleştirel düşüncenin yerini koruma refleksi aldığında sanat çürür. Sefalet ücretleriyle yaratıcı bir üretim gerçekleştirmek imkansızdır” dedi.

‘Performansta istatistik var, insan yok’

Bakanlığın sık sık izleyici ve oyun sayılarıyla övünmesini eleştiren Sağlam “Bu veriler gerçek bir kültürel kalkınmaya işaret etmez. Bakanlık rakamlarla vitrin süslüyor ama biz soruyoruz: O oyunları sahneleyenlerin kaçının yarını belli? Kaçı ailesiyle huzurlu bir yemek yiyebiliyor? Bakanlığın ‘performans’ anlayışı sanatçıyı değil, sadece istatistikleri besliyor. Sanatçıya ‘figüran’ muamelesi yaparak nitelikli bir kültürel gelecek inşa edemezsiniz” diye konuştu.

Devamı için tıklayın.

Paylaş.

Yanıtla