“Maskeliler”

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Erdoğan Mitrani

“Maskeliler” Filistin yanlısı bir oyun değildir. İsrail yanlısı bir oyun da değildir. Lütfen önyargıları ve siyasal doktrinleri bir kenara koyarak kendinize “Maskeliler”i deneyimleme fırsatı tanıyın.”  Ilan Hatsor

Irak ve Fas kökenli bir Yahudi ailenin 1964 doğumlu İsrailli oğlu llan Hatsor’un 1990’da Tel Aviv Üniversitesi’nde Yönetmenlik ve Oyun Yazarlığı öğrencisiyken yazdığı “Maskeliler”, bir İsrailli oyun yazarı tarafından İntifada üzerinde yazılmış ilk oyundur. Filistinli üç erkek kardeşin Birinci İntifada sırasındaki hesaplaşması üzerinden işgalin çocuklar, bireyler ve aileler üzerindeki yıkıcı etkilerini konu alan oyun, İsrail’in prestijli Akko Festivali’nde birincilik ödülü kazandıktan sonra ülke genelinde sürekli sahnelenmiş, dünya çapında da 100’den fazla kez oynanmıştır.

Türkiye’de de defalarca sahnelenmiş olan “Maskeliler” bu kez bir My Art yapımı olarak karşımızda. Mert Kırlak yönetmiş. Dekor Tasarımını Faik Yunus Gürcan, Işık Tasarımını Mustafa Yıldırım yapmış.

Önce kısa bir tarihsel hatırlatma yapalım: Arapçada “sarsılmış” anlamına gelen İntifada,  ilk olarak 1987’de Gazze Şeridi’nde Batı Kudüs’te ve özellikle 1967 savaşından beri Batı Şeria’da süregelen İsrail işgaline karşı, genel grev, İsrail yerleşkelerinde çalışmamak, ürünlerini satın almamak, kurumlarını boykot etmek, ordu emirlerine karşı sivil itaatsizlik, vergi vermemek,   Filistinli araçları İsrail ehliyetleriyle kullanmayı reddetmek, grafitiler yapmak, barikatlar kurmak ve Filistin sınırları içindeki İsrail’e ait askeri binalara taş ve molotofkokteyli atmak  gibi eylemlerle başlayan protesto dizisidir. Direnişçilerle işgalciler arasındaki çatışmalar iki tarafta da ölenler yüzünden tansiyonun giderek yükseldiği ayaklanmalara dönüşmüş, Birinci İntifada 1993’te, Oslo Anlaşmaları, polislik yetkisini Filistin Yönetimi’ne verdiğinde sona ermiştir. İsrail’e baskı uygulamak için 2000 yılında El Aksa İntifadası olarak başlayan ve 2005’e kadar devam eden ikinci dalgada, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün varlığı, Arap ve uluslararası destek gruplarının olayları siyasallaştırmasıyla durum daha da şiddetlenmiştir. Olayların giderek günümüzdeki içinden çıkılmaz hâle ulaşması tabii ki  bu tiyatro eleştirisinin konusu dışındadır.

İsrail işgalinde yaşayan Filistinlilerin ikilemini çok iyi anlayan, çok sayıda İsrailli gibi bu işgale karşı olan Ilan Hatsor, işgal altında yaşam savaşı veren Filistinlilerin sorunlarına ışık tutarken, özellikle taraflı siyasi beyanlardan ve ahlaki yargılardan uzak duruyor. Propagandist bir yaklaşıma girişmeden ya da şeytanın avukatı rolünü üstlenmeden, karakterlerinin ailevi ikilemleriyle başa çıkmalarına son derece insani ve anlaşılabilir biçimde ışık tutuyor. Anlatısına model olarak tüm zamanların en eski anlaşmazlığını, Antik Yunan tragedyalarının ölümcül kardeş kavgalarını esas alıyor, savaşın, çatışmaların, katliamların olduğu bir atmosferde, ideallerin, toplumsal değerlerin, aile ve vatan bağlarının, ihanetin çarpıştığı bir hesaplaşmanın kaçınılmaz olarak trajediye döneceğini gösteriyor.

Bu bağlamda  “Maskeliler” deki kardeşler artık Arap ya da Filistinli değildir; İrlandalı, Bosnalı, Güney Afrikalı, Iraklı, ya da günümüz dünyasının herhangi bir yerinde, büyük güçlerin baskısı yüzünden birbirine sevgi ve güvenlerini yitirmiş, birbirinden koparılmış kişilerdir.

Yıl 1990, Batı Şeria’da bir Filistin köyü. Ortanca kardeş Naim (Devrim Özder Akın)

7 yaşındaki en küçük kardeşleri bir İsrail saldırısında vurularak neredeyse bitkisel hayata girdiğinde dağa çıkmış ve ismi belirtilmeyen bir Filistinli militan grubuna katılmıştır. Köyde kalarak kardeşine bakan en küçükleri Halit (Taha Tegin Özdemir) bir kasap dükkânında çalışmaktadır. Tel Aviv’de bir restoranda düzenli bir bulaşıkçı işi olan büyük ağabey Davut (Sermet Yeşil) Tel Aviv ile Batı Şeria arasında gidip gelerek karısını, çocuğunu ve ebeveynleri dâhil, ailenin geri kalanını geçindirmeye çalışmaktadır.

Oyun, dağlardan dönen Naim’in Halit’in çalıştığı dükkânın deposunda, ona hayran olan küçük kardeşiyle buluşmasıyla başlıyor. Hamas’a benzeyen bir milis grubunun yükselen yıldızı olan Naim kendisine sarılan Halit’ten, bir bahane uydurarak Davut’u acilen çağırmasını istiyor.

Naim’in birliği muhbirleri ve işbirlikçileri öldürmek için köylerine baskın yapmak üzeredir ve İsrail hesabına çalıştığından şüphelendikleri Davut’un muhbir ve işbirlikçi olup olmadığını kesin olarak öğrenerek mümkünse hayatını kurtarmak için sadece bir saati vardır. Ortanca kardeş, inanmak istemese de ailesini korumak için çaba gösteren Davut’un işbirlikçilik olasılığını mümkün görmekte, hatta en küçük kardeşin kalıcı yaralanmasına yol açan köye yapılmış İsrail saldırısından bile abisinin haberdar olduğundan şüphelenmektedir.

Bu hesaplaşmada kahramanlar veya kötü adamlar yoktur; her şey ideolojik meselelerin ardındaki insan karakterleriyle ilgilidir ve her birinin tek şansı diğerinin maskesini yırtmaktır. Ancak kişileri yönlendiren entrika, yalan ve şüphe ağı, hiçbirinin kaçamayacağı bir tuzak oluşturmaktadır

Davut neredeyse bir yıldır araları açık olan kardeşi Naim’e yaranmaya çalışıyor, sorgulama giderek daha ısrarlı ve agresif hâle gelirken bile bahaneler ve açıklamalar sunmayı deniyor  ama konumu giderek zayıflıyor ve iyice savunmaya çekiliyor… ta ki beklenmedik bir güç ve otorite değişimi her şeyi ters yüz edene kadar. Halit’in ailenin çözülmesini önlemek ve şiddete kan dökülmeden son vermek girişimi ise, klasik Yunan trajedisi geleneğinde bir çözüme doğru gidiyor…

Oyun boyunca üç oyuncusuna sahnede birbirini sinsice izlercesine sürekli volta attıran yönetmen Mert Kırlak gerilimi adım adım tırmandırıyor. Ustalıkla yönlendirdiği başarılı ekibi yaşananların dokunaklı duygusallığını son derece kontrollü bir ortak yorumla yansıtıyor.

Hırçınlıkla üzüntüyü iç içe geçiren gerilim dolu performansıyla Devrim Özder Akın ilkelerine tavizsiz bağlı öfkeli ve hırslı Naim’in kafese kapatılmışlığının acısını etkileyici biçimde hissettiriyor.
Hem gerçekçi olan, hem gerçek dışı hayallere kapılabilecek yapıda karmaşık
Davut’a mükemmel bir yorum getiren Sermet Yeşil, adamın inançların ve siyasi sınırların ötesinde, yükümlülüklerin baskısı altında kolayca yönlendirilebilen tarafını başarıyla yansıtıyor. Güvenilir büyük abi olarak kendisine yöneltilen ithamlara müthiş bir inandırıcılıkla tepki gösterirken büyük oynuyor ve iyi niyetli görünen hareketlerine çok dozunda bir sahtelik katarak, iş birlikçi olma olasılığını uzaktan uzağa duyumsatıyor.

Taha Tegin Özdemir, kardeşlerine olan sevgisiyle yeni katılmış olduğu aktivist gurubun farklı görüşleri arasında kalmış, ailenin hayatta kalmasını sağlamak için kardeşlik bağlarını kullanmaya çalışan çelişkili genç Halit olarak yürek burkan, dokunaklı ve müthiş doğal bir performans sergiliyor.

İsrail’in Filistin işgali sırasında sadece kardeşler arasındaki ilişkileri değil, savaşın bireyler üzerinde bıraktığı derin izleri de gözler önüne seren “Maskeliler” kışkırtıcı konusuyla yazıldığından 35 yıl sonra hâlâ güncelliğini koruyan bir metin. Ancak yaşanan gerilimi hissetmek için Orta Doğu uzmanı olmaya gerek yok. Halit’in kardeşlik ve aile adına barışı sağlamaya yönelik, acı verici ve bir dokunaklı şekilde hayal kırıklığı yaratan nafile girişimi, sadece Orta Doğu çatışmasının kalbindeki kültürel bölünmeyi ele almakla kalmıyor; günümüzde bile ilerlemeyi engelleyen bölgesel düzeydeki çok sayıda benzer engeli yansıtıyor.

Kaçırılmaması gereken çok sağlam bir çalışma. Çok az oynuyorlar. Mutlaka yakalayıp izlemeye bakın.

Bulabilene huzursuz seyirler dilerim.

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Erdoğan Mitrani

Yanıtla