Sanat Meclisi’nin hazırladığı “Sanatta Hak İhlalleri Şubat 2026” raporunu okurlarımızla paylaşıyoruz.
Geçen yıl estirilen demokrasi rüzgarları kış günlerinde uçtu gitti. İşte Şubat 2026’da sanat alanının yaşadıkları:
- Oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan’ın yaklaşık dört yıl önce bir program çekimi için Tarlabaşı’nda bulunduğu anlara ait görüntüler, sosyal medyada yeniden dolaşıma sokularak viral oldu. Görüntülerin sosyal medyada güncelmiş gibi paylaşılması üzerine bir yurttaş hakkında savcılık, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni aşağılama” suçlamasıyla işlem başlattı. Söz konusu videoda Taylan, Tarlabaşı’nda çay içmek için bir çay ocağına yöneliyor. Önce ekipteki çalışma arkadaşlarına çay teklif eden Taylan, çay ocağına girmek üzereyken içeriden “Kameraları kapatın, hayır abi gelmeyin” şeklinde sesler yükseliyor. Bunun üzerine Taylan ve beraberindeki ekip, çay ocağına girmekten vazgeçerek yollarına devam ediyor.
- Beşiktaş Kaymakamlığı, Zorlu PSM’de düzenlenmesi planlanan iki konseri, “Toplumsal değerlerle bağdaşmadığı gerekçesiyle” yasakladı. Karar kapsamında Zorlu PSM ve Zorlu Center içindeki tüm konser, festival ve biletli etkinlikler iki gün süreyle durduruldu. İstanbul Valisi Davut Gül de sosyal medya hesabından konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “İstanbul’da toplumu ifsat eden hiçbir faaliyete bugüne kadar izin verilmemiştir ve bundan sonra da verilmeyecektir” ifadelerini kullandı. İfsat, Arapça kökenli bir kelime olup bozma, fesat çıkarma, karıştırma, çürütme ve kokuşturma anlamına gelir. Slaughter to Prevail grubunun vokalisti Alex Terrible, konser iptaliyle ilgili sosyal medya hesabından bir video mesaj paylaştı. Terrible mesajında, konserin ‘şeytani propaganda’ yapıldığı iddialarıyla iptal edildiğini belirterek, “Bu doğru değil. Türkiye’de misafiriz ve hükümete karşı bir şey yapamayız. Bu çok üzücü”.
- Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin Didim Merkez Park’ın tahliye edilmesi ve içindeki kütüphanenin kapatılması girişimi ilçede büyük tepki topladı. Belediye Başkanı Hatice Gençay ve CHP yetkilileri ortak açıklamada, “Didim halkı baskıya boyun eğmeyecek” Basın açıklamasında konuşan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Merkez Park’ın 12 yıldır Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda olduğunu ancak hiçbir bakım, yenileme ya da yatırım yapılmadığını söyledi: “Didim yıllarca görmezden gelindi. Yıllardır çözülmeyen altyapı, su, arıtma, çöp ve çevre sorunları ortadayken; ilk yapılan iş gençlerimizin ders çalıştığı, halkımızın nefes aldığı kütüphaneyi yıkmaya kalkmak oldu. Biz kütüphane yapıyoruz, onlar kütüphane yıkıyor.” Gençay, parkın yeşil alan genişletme bahanesiyle hedef alındığını ancak ortada ne proje ne plan ne de çizim bulunduğunu ifade ederek, “Mesele yeşil alan değil, mesele Didim’in iradesini cezalandırma girişimidir” dedi.
- Türkiye’de son yıllarda iktidarın sanata, kendisine muhalif sanatçılara ve sanat kurumlarına yönelik konser yasakları, gözaltı ve tutuklama saldırıları boyutlanarak artıyor. 3 Şubat’ta daha önce de polis tarafından basılan, üyeleri sokakta polis tarafından tehdit edilen; kısa adı BEKSAV olan Bilim Eğitim Estetik Kültür ve Sanat Araştırmaları Vakfı’nın eş başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve bünyesinde sanatsal faaliyetlerini yürüten Grup Vardiya, Tiyatro İmge ve Sinema Kolektifi üyeleri gözaltına alındı. Savcılığın ifade bile almadan direk tutuklamaya sevk ettiği BEKSAV eş başkanları Latife Canan Kaplan ve Ahmet Uçar, Yönetim Kurulu Üyesi Sema Uçar, Grup Vardiya solisti Ruşa Sabur ve Tiyatro İmge oyuncusu Ayşenur Demir tutuklandı.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘ticari dolaşıma ve gösterime uygun değildir’ kararıyla fiilen yasaklanan Kürtçe film ‘Rojbash’ hakkında açılan davada Ankara 3. İdare Mahkemesi, yasağın hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Karar, ifade özgürlüğü açısından emsal niteliği taşıyor. MLSA Eş Direktörü Veysel Ok, “Mahkeme, filmin terör propagandası içerdiği iddiasını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdi ve yasaklama yerine daha ölçülü yöntemlerin uygulanabileceğini ortaya koydu. Bu karar, benzer davalar için güçlü bir içtihat oluşturacak” Özkan Küçük’ün yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği Rojbash, 2024 yılında Sinema Filmlerini Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu tarafından “ticari dolaşıma uygun değildir” kararıyla yasaklanmıştı.
- Sosyalistlere yönelik operasyon bağlamında Ceylan Yayınevinin temsilcisi Hüseyin Gültepe ile editör Sonnur Sağlamer tutuklandı. İmtiyaz sahibi Hüsnü Fuat Uygur hakkında ise ev hapsi kararı verildi. Ortak açıklama yapan yayınevleri, ‘’Yayımcılık suç değildir’’ dedi: “Kitapların ve yayımcılık faaliyetlerinin kriminalize edilmesini kabul etmiyoruz. Ceylan Yayınları üzerindeki baskıların son bulmasını, düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.”
- Türk sinemasının usta sanatçısı Kadir İnanır, unutulmaz filmi 72. Koğuş’un da aralarında olduğu filmlerini izinsiz yayımlayan yapım şirketlerine karşı açtığı telif hakları davasını kazandı.
- “Ben bu oyunu bozarım” repliğini söylediği Tatar Ramazan başta olmak üzere sayısız karakterlere hafızalara kazınan Kadir İnanır, bir süre önce telif hakları mücadelesi başlatarak, filmlerini yıllardır izinsiz yayınladığı gerekçesiyle yapım şirketlerine dava açtı. İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 1977 yapımı “İsyan” , 1986 yapımı “Seyyid” ile 1988 yapımı “72. Koğuş” filmlerinin yapım şirketleri Arzu Film ile Topkapı Film’in hukuka aykırı şekilde filmleri yayınladığına karar verdi. Kadir İnanır kararla ilgili, “Emeğin ve mücadelenin değerini anlamak için iyi bir sonuç aldık diye düşünüyorum”
- Emek Partisi (EMEP) Milletvekilleri Sevda Karaca ve İskender Bayhan, yurt dışına satılan dizilere bölüm başına yaklaşık 33 bin dolar kamu desteği verilmesini öngören yeni ‘teşvik modeli’ne ilişkin Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a soru önergesi verdi. Önergede, teşvik politikasının çalışma koşulları, istihdam güvencesi ve işçi sağlığı ile iş güvenliği standartlarını bağlayıcı biçimde düzenleyen bir çerçeve içermediği, sektördeki emek sorunlarını çözmekten uzak olduğu kaydedildi. Milletvekilleri, DİSK’e bağlı Sinema Emekçileri Sendikası’nın (Sine-Sen) sektörde reklam gelirlerindeki düşüş, üretim hacmindeki daralma ve uluslararası satış baskısı nedeniyle yapısal bir kriz yaşandığı yönündeki değerlendirmelerine dikkat çekti. Set sayılarının azalmasıyla birlikte emekçilerin işsizliğe sürüklendiğini ifade eden Karaca ve Bayhan, uzun çalışma saatleri, düzensiz ödemeler, eksik sigorta uygulamaları ve güvencesiz sözleşmelerin yaygınlığını koruduğunu kaydetti. Basın açıklamasında, kültürel üretimin sürdürülebilirliğinin yalnızca ihracat rakamlarıyla ölçülemeyeceği; set emekçilerinin sağlığı, güvenliği, sendikal hakları ve güvenceli çalışma koşullarının temel belirleyici olduğu ifade edildi. Kamu teşviklerinin ticari başarıyı ödüllendiren bir model yerine istihdamı artıran, işçi sağlığı ve güvenliğini zorunlu kılan ve sosyal hakları güçlendiren bir çerçevede tasarlanması gerektiği belirtildi; tehlikeli iş sınıfında yer almasına rağmen SGK fiilî hizmet süresi zammı kapsamına alınmayan set emekçilerinin yıpranma payı hakkından mahrum bırakılmasının sosyal güvenlik açısından eşitsizlik yarattığı ifade edildi. Soru önergesinde; teşvik modelinin istihdama etkisi, denetim mekanizmaları, iş kazalarına ilişkin veriler, set güvenliği, ifade özgürlüğü tartışmaları, erken emeklilik hakkı ve kayıt dışı çalışmanın önlenmesine yönelik politikalar başta olmak üzere sorular yöneltildi.
Ülkede bir dolu yazar, gazeteci, sanatçı aydın cezaevinde. Gazetede, sosyal medyada evinin basıldığı gözaltına alındığı, tutuklandığını haber aldığımız onlarca kişi günler, aylar, yıllar geçmesine karşın ne mahkemeye çıkarılıyorlar ne de serbest bırakılıyorlar. Bir çoğu ne ile suçlandığına dair bir yanıt bile almış değil. Giderek ülke büyük bir hapishaneye dönüşüyor. En zor durumda olanlar da kuyu tipi cezaevlerindekiler. Gün ışığı, havalandırmadan mahrum yaşam savaşı veriyorlar.
