Kürtçe Tiyatro Yapan Grupların Basın Toplantısı Gerçekleşti

26 Mart Cuma günü saat 13.00’da, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde, Teatra Jiyana Nû, DestAr- Theatre, Seyr-i Mesel, Teatra Demsal, Teatra Avesta ve Türkiye Tiyatrolar Birliği, Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’ni düzenleyen İKSV’nin Kürtçe tiyatro yapan topluluklara dönük festival politikasını eleştirmek üzere bir basın toplantısı düzenlediler.

Gruplar, yirmi yıla yakın bir süredir Kürt Tiyatrosu’nun çeşitli şekillerde faaliyetlerini sürdürdüğünü, yıllardır başvuru yapmalarına rağmen; İKSV’nin bu yılki festivale Kürt Tiyatrosu geleneğiyle bir ilgisi bulunmayan Tiyatro Boyalı Kuş’un Nora adlı Kürtçe  oyununu kabul ettiğini ve bu durumun Kürt tiyatrosunda yirmi yıldır oluşan geleneğin görmezden gelinmesinin önemli kanıtlarından biri olduğunu vurguladılar. Ardından grupların hazırladıkları ortak bildiri okundu ve diğer konuşmacılara söz verildi.

İlk olarak Murat Batgi Kürtçe yapmayı tercih ettiği konuşmasında kendisinin de içerisinde bulunduğu 20 yıllık bir geleneğin yok sayıldığını ve görmezden geldiğini vurguladı. Ardından Seyr-i Mesel adına söz alan Erdal Ceviz; daha önce İKSV’ye yaptıkları başvuruların festivalde henüz Kürtçe tiyatro yapılmasının politik zemini olmadığı argümanıyla daha başvuru aşamasında reddedildiğini, fakat 98 yılından beri pozitif bir örnek olarak Ankara Tiyatro Festivali’nde sahnelerin Kürt tiyatrosuna açık olduğunu ve istenirse politik zeminin yaratılabileceğini vurguladı.

Daha sonra Türkiye Tiyatrolar Birliği adına Mehmet Esatoğlu söz aldı. Bu ülkede 100 yıllık bir Ermeni tiyatrosu geleneğinin olduğunu, bu geleneğin sistem tarafından unutturulduğunu ve Kürt Tiyatrosuna da aynı şeyin yapılarak kendi dar evrenine sıkıştırılmak istendiğini vurguladı. Esatoğlu, tiyatro üzerindeki baskıların üzerinden ancak örgütlükle gelinebileceğini belirtti. Örgütlülüğün bir getirisi olarak da Tiyatro Boyalı Kuş’a çağrı yapılarak festivalden çekilmelerinin ve teatral örgütlülükten yana tavır almalarının talep edilmesi gerektiğini vurguladı.

Ardından salondaki dinleyiciler söz almaya başladılar. Orhan Aydın, benzer bir protestonun aylar önce Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Haldun Dormen’in ortaklaşa yürüttüğü Kürtçe tiyatro projesine karşı olarak da yürütülmesi gerektiğini fakat örgütlü tiyatronun bu konuda geç kaldığını belirtti. Ayrıca Kürtçe tiyatro yapan beş topluluğa 27 Mart, Sanatıma, Hayatıma Dokunma yürüyüşüne katılarak, Kürtçe bir bildiri okumaları önerisini yaptı.

Salondaki izleyiciler arasından söz alan Ömer F. Kurhan ise bir uyarıda bulunmak istediğini, bu tür protesto ortamlarında protest tavra ağırlık verildiğini fakat bununla birlikte, örgütlü davranarak protesto etmenin ötesine de geçilebileceğini belirtti ve toplantıyı düzenleyen platformun İKSV’den ve Tiyatro Boyalı Kuş’tan randevu alarak görüşme yapmasının ve gelecek cevaba göre yeni bir tavır şekillendirilmesinin çok önemli olduğunu bildirdi.

Tiyatro Boyalı Kuş’un Nora projesinde oyuncu olarak yer alan ve aynı zamanda Teatra Demsal üyesi olan bir tiyatro oyuncusu ise, Boyalı Kuş’un tavrının çok kritik olduğunu, kendileriyle görüşülmesi gerektiğini ve eğer dayanışmacı bir tavır sergilemezlerse etik olarak benimsememesine rağmen projeden ayrılmayı bile düşünebileceğini belirtti.

Volkan Mantu / MİMESİS

Basın bildirisi için bkz. http://www.mimesis-dergi.org/duyuru.php?verb=155