Performans Günleri 2010 Kapsamındaki Kuram Atölyesinin İlk Oturumu Yapıldı

Kargart ve Galataperform tarafından düzenlenen Performans Günleri 2010 kapsamında, 26-28 Mart tarihleri arasında yapılması planlanan kuram atölyesinin ilk bölümü 26 Mart 2010 tarihinde, Galaperform’un mekanındagerçekleşti. Ayşe Draz, Ata Ünal ve Özlem Hemiş yürütücülüğündeki atölyeye, Bahan Kocalar, Deniz Aygün, Elif Daldeniz, Gurur Ertem, Handan Salta, Oğuz Arıcı, Sezin Gündoğan, Şule Ateş, Talin Büyükkürkçiyan, Üveys Akıncı, Yeşim Tükel Kılıç ve Zeynep Günsur katıldı. Performans sanatının nasıl anlaşıldığını, bu sanatın hem kavramsal hem de pratik çerçevede ne gibi tekabülleri olduğunu ve kültürel, sanatsal ve eylemsel bağlamını tartışmayı, bu alanla ilgili sorulara, Türkiye’deki pratikleri de tartışarak katılımcılarla birlikte yanıt üretmeyi hedefleyen atölyenin ilk günü “terminoloji”ye ayrıldı.

Performans alanının terminolojisini tartışmadan önce bazı dil ifadelerini netleştirmek gerektiği için oturum, çeviribilim alanında çalışan Elif Daldeniz ve Yeşim Tükel Kılıç’ın sözcük/kavram/terim kelimelerini dilbilim açısından açıklamalarıyla başladı ve performans alanının terminolojisi çevrilmiş sözcüklerden oluştuğu için, terminolojinin nasıl çevrildiğinin aktarılması ile devam etti. Daldeniz ve Kılıç’ın dikkat çektikleri nokta, kaynak metinde ve çeviri yapılacak metinde, çevrilen sözcüğün tekabül ettiği ifade her iki dilde de aynı olsa bile, anlamının metnin bağlamı ve dil ifadeleriyle birleşerek bir dönüşüm geçireceği, o nedenle de hiçbir sözcüğün çeviride doğrudan kopyalanarak kullanılıp, çevrildiği metinden bağımsız bir anlamı temsil edemeyeceğiydi. Dolayısıyla, performans alanının terimleri çevrilirken, bu farkındalığa da sahip olunmasının önemli olduğu belirtildi.

Performans sanatı bağlamında kullanılan performance, perform, performer, performativity, performative sözcüklerinin hem dil açısından hem de bu sözcüklerin sanat alanındaki pratik karşılıkları açısından belirsizliğe sahip olması, atölyenin çıkış noktası olarak belirtilmişti. İlk oturumda, bu sözcüklerin çeviri karşılıklarının kültürel ve toplumsal bağlamda içinin doldurulamamasının bu belirsizliğin devam etmesinin nedenlerinden biri olduğu sonucu çıktı. Performans sanatının Türkiye’de yeni bir tür olmasından ziyade geleneksel sanatsal, kültürel ifade ve anlatım biçimlerinin cumhuriyet dönemi sanat politikaları sonucunda görünmez kılınmasının, bir yüksek sanat anlayışı geliştirilmesinin bu gelenekleri günlük hayattan ve dolayısıyla dilden uzaklaştırdığı belirtildi. Bunun sonucunda ise, tiyatronun olanakları dışında farklı bir ifade biçimi arayışıyla ortaya çıkan performans sanatında çeviri kavramların adapte edilme zorunluluğu ile karşı karşıya kalındığı eklendi.

Atölye, bahsi geçen terimlerin yanı sıra gösteri ve gösterim kavramlarının katılımcılar tarafından nasıl kullanıldığı ve algılandığının tartışılmasının ardından kavram olarak tiyatro ve performans arasındaki farkı üzerine bir giriş tartışması yapılmasıyla devam etti. Katılımcıların bir kısmı tarafından üzerinde durulan farklılık, tiyatronun, sözcüğün Yunanca kökeninde de var olan görme duyusuna hitap etmesi, performansın ise duyular arasında bir hiyerarşi kurmayıp hepsini harekete geçirmeye çalışmasıydı.

Kuram atölyesi yürütücüleri, atölyenin hedefini üç günün sonunda tüm bu tartışmaları netleştirmek olarak değil şimdiye kadar Türkiye’de kavramsal arkaplanıyla birlikte pek fazla ele alınmamış performans sanatını tartışmak  ve ortaklıklar oluşturmak açısından bir giriş yapmak şeklinde niteliyorlar. Nitekim, performance sözcüğünün tüm referanslarını ve bileşenlerini içeren bir bağlam haritası oluşturmaya çalışmanın ve bundan sonraki belirsizliklerde bu haritayı baz almanın önemli bir girişim olacağı, katılımcılar tarafından da belirtildi.

Atölyenin ikinci gününde, performans alanında yürütülen çalışmaların, performansın sanatsal, kültürel, tarihsel ve toplumsal bağlamıyla birlikte ele alınması ve sorgulanması hedefleniyor.

Sezin Gündoğan / MİMESİS