Haftalık Düşünce Özgürlüğü Bülteni

Dünyaca ünlü şarkıcı Shantel, müziğinde sınırsız bir dünyaya olan özlemini dile getirse de; ne yazık ki Türkiye sınırında alıkonuldu.

Geçtiğimiz yıllarda pek çok organizasyon için Türkiye’ye gelen sanatçı, Ankara’daki bir konser için 14 Nisan’da Türkiye’ye geldi. Polisler tarafından havaalanında 10 saat boyunca transitte bekletildi. Bu sürenin sonunda ise Frankfurt’a giden son uçağa bindirilerek geri gönderildi. Ankara’da yapılması planlanan konser ise iptal edildi.

Türkiye’yi çok sevdiğini, hayranlık duyduğunu ve burada pek çok kez konser verdiğini söyleyen Shantel ise bu durum karşısında şaşkınlık duyduğunu ve neden böyle bir olay yaşandığını anlayamadığını söyledi.

Kürtçe müzik ve tiyatro grubuna sanat yasağı

Batman Kültür Sanat Festivali’ne, Newroz kutlamasına ve basın açıklamalarına müzik aletleriyle katıldıkları için haklarında ‘Gösteri ve Yürüyüş Kanunu’na muhalefet’ iddiasıyla Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılan Bahar Kültür Merkezi (BKM) Müzik ve Tiyatro Grubu üyelerine sanat yapma yasağı getirildi. Mahkeme, şartlı tahliye olan ve biri hala cezaevinde bulunan 13 tiyatrocu ve müzisyen hakkında, “Beş yıl boyunca hiçbir sosyal ve sanatsal etkinliğe katılamazlar” kararının yanı sıra her biri için 10’ar ay hapis cezası kararı verdi. Bu karara göre sanatçılar tiyatro oyunlarında rol alamayacak ayrıca def çalıp şarkı da söyleyemeyecek.

Bu yasağı da oynayacağız
Haksız bir ceza aldıklarını belirten müzisyenler, ‘Sanatçıya sanat yapmama cezasının’ çok ilkel ve ağır olduğunu dile getirdiler. Batman’ın tek Kürtçe Tiyatro grubu olan Arsen Paladov Tiyatrosu’nun üyesi Abdullah Tarhan: “… Tiyatro yasağı getirilen bizler, bu yasağı da oyuna çevirip sahnede oynayacağız…” diye konuştu.

Koma Grave Roje Müzik Grubu’nun solisti Mahfuz Aslan da “… toplu alanlarda şarkı söyleme yasağı getirildi. Arkadaşlarım da müzik aletlerini kullanamayacak…” dedi .

Müzisyen ve tiyatrocular, temyiz için Yargıtay’a başvurmaya hazırlanıyor. 13 BKM üyesi hakkında 4 yıl içinde açılan toplam 70 dava ise devam ediyor.

İnternet sitesine yorum yazdı, Abdullah Gül dava açtı

Hasan Aydemir, 6 Ekim 2008 tarihinde bir internet sitesinde yayınlanan ‘Gül Newsweek’e konuştu’ başlıklı habere kendi ismiyle yorum yaptı. Aydemir, yorumunda Cumhurbaşkanı Gül için “İşlerine geldi mi laiklik, cumhuriyet onlardan sorulur, işlerine gelmedi mi ulemaya sorar” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nce oluşturulan birim tarafından bu yorumun IP numarası ile telefona bağlı olarak yapıldığı belirlendi. Bunun üzerine Hasan Aydemir hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Savcılık tarafından Aydemir’in bürosuna yapılan baskında suç unsuruna rastlanmadı. El konulan bilgisayarında ise Cumhurbaşkanına hakaret içeren herhangi yayın veya doküman bulunamadı. Aydemir, ifadesinde yorumu kendisinin yazdığını belirterek, “Sitede çıkan habere yorum yaptım. Amacım hakaret etmek değildi” dedi.

Adalet Bakanlığı’nın oluru(!?) ile hazırlanan iddianamede Hasan Aydemir’in TCK 299’uncu maddesi gereğince “Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” için 1- 4 yıl hapis cezası istemiyle yargılanması isteniyor.

Yerel gazeteciye 11 ay hapis cezası

Kütahya’nın Simav İlçesi’nde gazeteci Mustafa Arıgümüş’e, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Arıgümüş’ün cezası 11 ay 20 güne indirilerek ertelendi. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verdi. Arıgümüş aynı suçu bir daha işlerse cezasını çekecek.

Dava, Arıgümüş’ün ‘Simav’ın Sesi’ adlı yerel gazetede 28 Aralık 2009 tarihinde yazdığı fıkra üzerine açıldı. 31 yıllık gazeteci, kararı temyiz etmeyeceğini belirterek, “Benim kesinlikle Başbakan’a hakaret kastım yoktu” dedi.

Eski İstihbaratçı Dink Cinayetindeki İhmali Kabul Etti

Milliyet muhabiri Nedim Şener’in “Hrant Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” adlı kitabında “haberleşmenin gizliliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle yargılandığı davada dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun tanık olarak dinlendi. Sabri Uzun, Hrant Dink’e ilişkin rapor hazırlandığı dönemde İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptığını, şimdi ise Merkez Emniyet Müdürü olduğunu belirtti.

Sabri Uzun, ölüm tehlikesinin bulunduğuna işaret eden istihbarat raporları hazırlandığı takdirde Daire Başkanı’nın mutlaka bilgilendirilmesi gerektiğini, ancak görevinin başında olmasına rağmen kendisine bilgi verilmediğini söyledi. Uzun, “Benim vermiş olduğum tamim gereğince işlem yapılmış olsaydı, işlem sonucu bana bildirilseydi ve koruma kararı alınmış olsaydı bu müessif olayın (Hrant Dink’in öldürülmesi) gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum” dedi.

Nedim Şener, adliye çıkışında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Sabri Uzun’un duruşmaya gelmesinin önemli olduğunu anlatarak, “Sabri Uzun’un bunları söylemesi bence Dink cinayetini aydınlatması konusunda çok önemli bir adım. Bunu mutlaka Dink cinayeti davasının görüldüğü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi değerlendirmeye alacaktır” diye konuştu.

Güney Dergisine Soruşturma

Güney Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nin 51. Sayısı’nda yer alan “İnanılmaz Bir Direnişin 3 Günlük Hikayesi” ve “Hakim” başlıklı yazılardaki ifadeleri suç sayan Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı tarafından yazarlar ile derginin Sahibi ve Sorumlu Yazı işleri Müdürü Aziz Özer hakkında “terör örgütü propagandası yapıldığı” gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.

Çocuk oyununa kaymakam yasağı

Merhaba Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenen, Ayla Çınaroğlu’nun “Miğfer” isimli çocuk oyunu, Antakya Dörtyol Kaymakamlığı tarafından sakıncalı bulunarak yasaklandı.
Oyun için düzenlenen tutanakta, oyunun komisyonca incelendiği ve “uygun görülmediği” belirtiliyor. Gösterilen gerekçeler arasında, “orduyu rencide edici ifadeler, mesajın yanlış yollarla verilmesi” gibi nedenler de yer alıyor.

TOBAV başarı ödülü alan oyun, devlet tiyatrolarınca sahnelenmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından maddi destek almıştı.

Oyunda, “iç ve dış dünyamızı derinden etkileyen acımasız savaşların çağdışı kalması gerektiği” dile getiriliyor.

Çalıştığı iş makinesine ‘Amedlim’ yazınca…

Bodrum Yarımadası İçme Suyu Projesi kapsamında kazı çalışması yapan bir iş makinesinin üzerinde ‘Amedlim’ (Diyarbakırlım) yazısı ve sarı zemin üzerine çekilen kırmızı yeşil çizgiler sıkıntıya neden oldu. Bodrumlu mimar E.Ü. jandarmaya şikayette bulunarak, ‘Kürdistan’ propagandası yapıldığını iddia etti.

Olay yerine gelen jandarma ekipleri üzerinde iş makinesini kullanan 29 yaşındaki B.İ.’nin ifadesini ve kimlik bilgilerini aldı. B.İ. yaptığı açıklamada, “…Ben de Amed’i, siyasi propaganda amacı ile değil, Osmanlı döneminde şehrimizin adı olduğu için, geçmişimize, kültürümüze sahip çıktığımızı göstermek için yazdığımı söyledim. Bodrum turistik bir yer İngilizce, Almanca hatta Japonca yazılar var. Onlar yazılınca sorun olmuyor da, bir kentin eski adını yazınca mı sorun oluyor…” dedi. Jandarmanın olayla ilgili soruşturma başlattığı öğrenildi.

Parasız eğitim istediği için tutuklanan liseliler serbest bırakıldı

Ankara’da bir dershaneye “Sınavsız ve dershanesiz üniversite” taleplerini yansıtan pankart asmalarının ardından polisler tarafından dövülerek gözaltına alınan 22 Dev-Lis’liden 10’u tutuklanmıştı. Yapılan itiraz üzerine 16. Sulh Ceza Mahkemesi, öğrencilerin tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Serbest bırakılan öğrenciler, dershaneyi işgal suçlamasıyla yargılanacaklar. Diğer yandan, 53 polisin öğrenciler tarafından “darp edildiği” iddia ediliyor. Ankara’daki eylem sırasında polisin aşırı güç kullanımı, liselilere yönelik sert tutumu büyük tepki toplamıştı.

Bu haftanın ifade özgürlüğü duruşmaları:

Sanık: Nedim Şener
Mahkeme ve duruşma tarihi: Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Duruşma Tarihi: 20 Nisan 2010, Saat: 11:20
Açıklama: Bu dava Nedim Şener’in Milliyet gazetesinde yayınlanan “Emniyet’ten iki ilginç şema” başlıklı haberi nedeniyle yayınlandı. Savcılık iddianamede, “Ergenekon Örgütü” kapsamında yürütülen soruşturma kapsamında kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerini yayınlayarak gizlilik şartına uyulmadığını belirtti.

Geçen haftanın ifade özgürlüğü duruşmaları:

· Şebnem Korur Fincancı’nın www.taraf.com adlı sitede yaptığı röportajında söyledikleri ve bu röportajı sorumlu olduğu web sitesinde yayınlayan Adnan Demir’in yargılandığı davaya Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Fincancı’nın ifadesi alındı. ‘Hayata Dönüş’ Operasyonu döneminde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun davaya müdahillik talebinde bulundu. Mahkeme, Ertosun’un müdahillik talebine, Adnan Demir’i de dinledikten sonra karar vereceğini belirterek, Korsakoff’lu tutuklularla ilgili AİHM ve TTB’den raporların istenmesine karar vererek, duruşmayı 22 Haziran 2010 günü saat 11:55’e erteledi.

· Nedim Şener’in yazdığı ‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ isimli kitabı nedeniyle açılan dava İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye devam edildi. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun tanık olarak dinlendi. Dava 29 Haziran 2010 günü saat 11:00’e bırakıldı.

Sizlerden alacağımız bilgiler ÇeTeLe ( http://www.antenna-tr.org/Sites.aspx?SiteID=14 ) tutmak ve Türkiye’deki ifade özgürlüğü pratiğini gözler önüne sermek için çok önemli. Bize ifade özgürlüğü davalarına ilişkin bilgi aktarımınızı bekliyoruz…

www.savaskarsitlari.org