Darbenin Kayıp Kuşakları

Tiyatro festivali kapsamında sahnelenen ‘Kayıp Çocuklar Şehri’nin yönetmeni Şafak Uysal, darbelerle özdeşleşen Türkiye tarihini anlattıklarını söylüyor.

Cumhuriyet’in en önemli simgelerinden biri olan Ankara’nın kim bilir hangi caddesindeki bir barda biraraya gelir üç çift. Gecenin geç bir saati olmasına rağmen ayaktadırlar. Ancak uykuyla uyanıklık arasındaki yürüyüşleri onları yorgun düşürdüğünden, bir şarkının ezgileriyle birlikte içeri dolan kâbusların arasında kalmaktan kurtaramazlar kendilerini. Tam o sırada gök yarılır ve Ankara semalarını kaplayan kara bulutlar bir anda suya dönüşüp dolar bardan içeri. Geçmişin tüm izlerini ortadan kaldıran selden kurtulmanın ise yolu yoktur.

17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, bugün 18.30, yarın ise 20.30’da Üsküdar’daki Tekel Sahnesi’nde izleyiciyle buluşacak olan Kayıp Çocuklar Şehri adlı oyun, sel metaforunu kullanarak 12 Eylül’ün etkilerini anlatıyor gibi gözükse de aslında çok daha fazlasını barındırıyor içinde. Koca bir Cumhuriyet tarihini gözler önüne seriyor.

Yönetmen Şafak Uysal’la, Laboratuar adlı ekip tarafından sahnelenen Kayıp Çocuklar Şehri’nin öyküsü hakkında konuştuk. Dans, hareket ve tiyatroyu birleştiren oyuna, Marc Caro ve Jean-Pierre Jeunet’nin Kayıp Çocuklar Şehri adlı filmi ilham olmuş. Kayıp Çocuklar Şehri’nin kendileri için Ankara olduğunu fark etmiş dansçılar. Hepsinin de bu kente dışarıdan gelmiş olması kayıp çocuk metaforunu benimsemelerinde etkili olmuş. “Bu metaforun kendi hayatımızdaki karşılıklarını bulmaya çalıştık ve karşımıza 12 Eylül çıktı. Ancak kesintilerin bu ülkede sürekli olarak yaşandığını düşününce, sadece 80’leri değil Cumhuriyet tarihini ele alma ihtiyacı duyduk” diyen Şafak Uysal, her darbenin geçmişin birikimlerini yok ettiğini vurguluyor.

Kayıp Çocuklar Şehri’nin son haline kavuşması ise Laboratuar ekibinin, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü öğretim üyelerinden Beliz Güçbilmez’le karşılaşmasından sonra olmuş.

Masallarla uyutulduk

Oyunda Ankara’yı Ankyra adlı karakter simgeliyor. Finalde, bir nevi Adile Naşit gibi masallar anlatıyor izleyiciye. Yönetmen bu şekilde, Cumhuriyet tarihi boyunca insanların masallarla uyutulduğuna vurgu yapıyor. Kısacası, derdini semboller ve metaforlarla anlatan son derece eleştirel bir oyun Kayıp Çocuklar Şehri.

Canberk Yıldız, Çağla Gülol, Eren Günbey, Fulya Tekin, Güneş Özkal ve Şamil Taşkın ile iki cansız mankenin oynadığı oyun, festivalden sonra da İstanbul’un farklı sahnelerinde izleyiciyle buluşacak.

Özlem Ertan

Taraf