Kürt Tiyatroları ile TTB Güç Birliğine Gidiyor

Son yıllarda sahnelenen oyunlarla geniş yankı uyandıran Kürt tiyatro grupları ile Türkiye Tiyatrolar Birliği (TTB) arasında bir süredir devam eden görüşmeler önemli bir boyut kazandı. İstanbul’daki Kürt tiyatro grupları ve TTB, güç birliğine doğru ilerliyor.

TTB’in kendi içinde bir süredir yürüttüğü tartışmaların ardından İstanbul’da bulunan Kürt tiyatro gruplarına katılım çağrısı yapması, gruplarca olumlu bir adım olarak nitelendirildi. Bunun üzerine geçtiğimiz günlerde Şermola Performans’ta TTB yöneticileri ile Kürt tiyatro grupları arasında yapılan toplantıda önemli bir ilerleme kaydedildi. Kürt tiyatro grupları, kendi özgünlükleri çerçevesinde TTB ile birlikte hareket etmeyi önüne koydu.

DAHA ÖNCE İKTPG KURULMUŞTU

Daha önce, İstanbul’da Kürtçe tiyatro icra eden Seyri Mesel, Teatra Demsal, Teatra Avesta ve DestAr gibi grupların üyelerinin yürüttüğü bir dizi tartıma ve toplantının ardından kurulan İstanbul Kürt Tiyatrocular Platformu Girişimi (İKTPG) sayesinde grupların ortak hareket etme, üretimlerde dayanışma ve oyunların seyirciyle buluşturulması noktasında önemli bir noktaya gelinmişti. Grupların aldığı ortak hareket etme kararının ardından TTB de bu platforma çağrıda bulunarak birlikte hareket etme ve TTB çatısı altında yer almayı önermişti.

TTB, 2009-2010 sezonunda başlattığı yeniden yapılanma çerçevesinde birçok tiyatro grubuna ulaşmıştı. Birliğin sonraki adım olarak uygulamaya koyduğu adım ise Kürt tiyatro gruplarının da kendi çatısı altında buluşmasıydı. 12 Nisan’da yapılan bu çağrının ardından gerçekleşen ortak toplantıda da, İKTPG’nin katılımının şekli ve pratik ilerleyişi üzerinde kapsamlı bir tartışma yapıtlı. Toplantıda TTB yöneticileri Kürt tiyatrosunun kendi çatısında yer almasının önemli bir kazanım olacağı görüşünde buluşurken, Kürt tiyatrocular da kendi özgünlükleri ve duruşlarına denk gelecek bir katılımın kazanımlarının önemli olacağı görüşüne vardı.

TÜRK TİYATROSU AÇISINDAN DA ÖNEMLİ

Konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz TTB yöneticilerinden Ömer Faruk Kurhan, Türk tiyatrosunun gelinen aşamada Kürtçe tiyatroyla buluşaraktan daha önemli atılımlara imza atabileceğini, gelinen teatral aşama itibariyle de konunun hayati önem taşıdığını ve bu katılıma büyük önem verdiklerini söyledi.

Kürt tiyatrocuların kurduğu İKTPG’ye karşılık TTB’nin çağrısının anlamının bu ihtiyacı tanımakla birlikte, Türkiye’de tiyatronun yerelden bölgeye, bölgeden ülkeye anlayışıyla kültürel ayrımcılığa taviz vermeden yapılanmasını sağlamak açısından büyük önem arz ettiğini kaydeden Kurhan, ‘Hiç kuşkusuz, barışa dönük beklentilerin ciddi bir baskı altında kaldığı bir dönemi yaşarken İstanbul’da Kürtçe tiyatro yapan toplulukların TTB’ye katılmaları akıntıya karşı kürek çekmektir. Bununla birlikte 3 Mayıs’taki toplantıda TTB’ye katılım gerçekleşmiştir; asıl mesele bu katılımın TTB’nin yeniden yapılanma sürecini ve Türkiye tiyatro ortamını nasıl etkileyeceğidir’ dedi.

İKTPG’nin bir alt platform olarak TTB’de yer alması ya da TTB’nin platformların platformu gibi yapılanmasının doğru olmadığını, temsili düzeyde toplulukların katılımının esas alındığı ve tiyatro insanlarının düzenli katkı sunabileceği bir TTB anlayışının korunmasından yana olduğunu aktaran Kurhan, ‘İstanbul’da Kürtçe tiyatro yapan topluluklarla TTB’de buluşma ihtiyacı gayet pratik ve yerel nedenlere dayanmaktadır. Gerek tiyatro alanında verilen hak ve özgürlükler mücadelesine katılımı, gerekse bilgi ve olanakların paylaşımını organize etmek üzere bir buluşma zemininin yaratılması, mesafe örgütleyerek değil, aynı çatı altında bir araya gelerek olabilecek bir şeydir. Kürtçe tiyatro yapan topluluklarla belli bir mesafeden dayanışma örgütlemek başka, yerelde canlı ve sürekli bir temas içinde örgütlenmek başkadır’ şeklinde konuştu.

Kurhan, ‘Kürt tiyatrolarının anadilde eğitimin kurumsallaşması ve geliştirilmesi gibi kendilerine özgü sorunlara yoğunlaşacağı bağımsız bir örgütsel platforma sahip olmaları gerektiği açıktır. Yine, tek başına Kürt coğrafyasının resmi sınırlarla bölünmüş, geçişliliği baskı altında tutan, kısıtlayan niteliği bile, niçin bağımsız bir Kürt tiyatro platformu örgütlenmesine ihtiyaç olduğu hakkında bir fikir verecektir. Platformların platformu ya da örgütlerin örgütü ise, bu sezon örgütlü tiyatro sürecinde inşa edilmesi hedeflenen, ama örgütlerin ve yeterince tiyatro insanının inisiyatif almaması nedeniyle hayata geçirilemeyen Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi (TTGBG) gibi, tiyatro alanındaki tüm örgütlü yapıları içinde barındırmayı hedefleyen oluşumlarla mümkündür’ diye konuştu.

ÖZGÜNLÜKLERİMİZ KATILIMDA BELİRLEYİCİ

Kürt tiyatrocuları açısından özgün durumların belirleyici konumda olacağını ifade eden DestAr Teatre Yönetmeni Mirza Metin ise, ‘Türkiye tiyatroları olarak birlikte yürüme, birlikte bir şeyleri yapılandırabilme, tiyatroya karşı gelişen her türlü baskıya karşı ortak tavır geliştirme ve göğüs germeyi becerecek güce erişmişsek ne ala. Bu ülkenin tiyatrocuları farklı dillerin ve kültürlerin tiyatrolarına özeleştirel yaklaşıyorlarsa ne ala. İyi ve zor.

Kürt tiyatrocular açısından özgün durumların belirleyici konumda olduğunu kaydeden Metin, ‘Önce özgün durumlar sonra ortak paydalar ardından, birlikte tiyatro, eylem ve tavır üretmenin en samimi olgunluğu üzerinden üretim süreçlerinin sürekliliğini kesecek her türlü politik zemine karşı duracak ilkeli çabalar üretmeyi hedef alıyoruz. TTB’den Kürt tiyatrolarına olan çağrısı önemlidir. Çünkü bu çağrıyı yapılandırılmış bir kurum değil, yapılandırılmayı bekleyen ve gelin beraber yapılandıralım diyen bir girişim yapıyor. Bu da yıllardır görmezden gelinmiş Kürt tiyatrosuna karşı bir özeleştiri niteliği taşır. Derinleşmesi gerekir’ diyerek katılım koşullarını özetledi.

TTB’in böyle bir çağrıda bulunması kadar Kürt tiyatrocularının kendi renkleriyle çatı altında yer almasının da tiyatro açısından taze kan ve büyük önem taşıdığını, Kürt tiyatrosuna bu tür çağrıların yapılıyor olması ve gelinen aşamanın da verilen onca emek ve mücadelenin doğrudan bir sonucu olduğunu belirten Teatra Demsal üyesi Rojbin Elban da, katılımı kendi kırmızı çizgileri doğrultusunda, ortak paydada buluşma açısından değerlendirdiklerini söyledi.

YOK SAYMADAN MUHATTAP ALMAYA

Yıllarca Türkiye’de Kürt teatral gelişim diye bir durumun olduğunu, 90’lı yıllarda başlayan büyük emek, bedel ve yaratımlar olduğunu ancak bu güne kadar genel inkar ve görmezden gelme durumunun diğer sanat disiplinlerinde olduğu gibi tiyatroda da hüküm sürdüğünü, ancak bu gün bu noktaya gelinmiş olmasının önemli bir kazanım ve aynı zamanda da ironi olduğunu dile getiren Elban, ‘Tiyatromuz yıllarca yasaklandığı gibi yok sayıldı ve görmezden gelindi. Hala da bu durum sona ermiş değil. Ancak yeniden yapılanma çerçevesinde TTB’in böyle bir yaklaşım sergilemesi bizim açımızdan önemlidir. Elbette ki Kürt tiyatrocuları da kaynağını aldığı nehrin kazanımlarını, mücadelesini, özgünlük ve yaşamsal kriterlerini gözeterek bu birlikte yer alarak başka bir kazanıma da imza atmış olacaktır’ dedi.

EŞİT VE MERKEZİ BİR ZEMİNDE YER ALMAYI HEDEFLİYORUZ

TTB’in çağrısı ve Kürt gruplarının yaklaşımını her iki kesimin açısından da son derece olumlu karşıladığını belirten Teatra Avesat’dan Cihan Şan da, ‘Biz burada eşit ve merkezi bir zeminde yer almayı düşünürüz. Olumlu bir anlam taşıyor-tiyatronun sorunları ortaktır.açmazlar beraber çözülebilir ancak’ dedi.

KARADENİZ EKİBİ KATILIMA KARŞI

Bu arada edinilen bilgilere göre TTB’in kendi içinde yürütülen tartışmalarda Karadeniz’deki tiyatroların Kürt tiyatroların katılımına karşı. Hatta bazı grupların bu katılımın gerçekleşmesi durumunda, çatı altında yer almamayı savunduğu öğrenildi.

(Editörün Notu: TTB’den alınan bilgiye göre son paragraftaki değerlendirme, toplantıda bahsedilen fakat  yanlış anlaşılan bir bilgiden kaynaklanıyor. TTB içinde Kürt tiyatrolarının katılımına itiraz eden bir toplululuğun olmadığı,  örgütlü tiyatro sürecinde TTGBG’yi oluşturmak üzere biraraya gelindiğinde Karadeniz tiyatroları arasında bu tip bir tartışmanın döndüğü bilgisine ulaşıldığı  belirtildi.)