RemDans Bu Kez de Bayrampaşa Cezaevi’nde

Tiyatro Festivali için hazırladıkları ‘Islak Hacim’ adlı gösteriyi Bayrampaşa Eski Cezaevi’nde sahneleyen RemDans Proje Topluluğu’nun sanat yönetmeni Tuğçe Tuna, ‘Bu mekânın içinde olmak bile büyük baskı oluşturuyor’ diyor.

Mekâna özgü işler üretmeyi seven RemDans Proje Topluluğu geçen Tiyatro Festivali’nde Santralistanbul’un Eski Silahtarağa Elektrik Santralı’nda beden ve makine ilişkisi üzerine bir çalışma sergilemişti. Bu festivalde ise Bayrampaşa Eski Cezaevi’nde ‘Islak Hacim’ adlı çalışmasını sunuyor. Topluluğun sanat yönetmeni, koreograf Tuğçe Tuna soruları yanıtladı.

Bayrampaşa Cezaevi’nde bir iş yapma fikri nasıl oluştu?

Yıllar önce uçakla üzerinden geçerken Bayrampaa Cezaevi’nin şehrin ortasında bir ibret abidesi olarak bu kadar büyük bir alanı kapsaması bende şaşkınlık uyandırmıştı. Buranın tahliye edildiğini duyunca hemen burada bir iş yapmaya karar verdim. Biz buraya girdiğimizde pek çok yeri yıkılmış, geriye çürümekte olan iskeleti kalmıştı. İçini müze gezer gibi gezdik. Şimdi ışık görmeyen yer pek kalmadı. Ancak özellikle bazı yerler çok rutubetli olduğundan uzun süre bir yerde kalmak çok zor. Bu yüzden seyirciyi de düşünerek çalışmamızı üç bölüme dağıttık.

Çalışma süreci nasıl gelişti? Mekânları nasıl belirlediniz?

12 kişilik bir ekiple yıkık dökük bölümlerde kendimize yer oluşturmak için ciddi bir temizliğe giriştik. Bu zor çalışma koşullarına dayanamayan iki kişi projeden ayrıldı. Bu mekânın içinde olmak bile büyük bir baskı oluşturuyor. Sonunda hapishanenin avlusu, ibadet alanı ve tiyatrosunu kullanmaya karar verdik. Rutubet bakımından da çalışmak için en elverişli yerler buralar. Bu mekânın mahkûmlar için, içinde bir değişiklik yapmaya izin vermeyen bir yapısı olduğu gerçeğinden yola çıktık. Dışarıdan hiçbir malzeme getirmedik. Kullandığımız tüm malzemeler hapishane alanında bulduklarımız. Örneğin elli kadar yatağı toplayıp mekânda yerleştirdik.

Burasının geçmişiyle nasıl bir bağ kurdunuz?

Yaptığımız çalışma bir dans gösterisinden çok beden-mekân ilişkisine dayanan enstalasyon çalışmasına dönüştü. Burada yatıyor olsaydım neyi hayal ederdim, sorusunu sorduk. Buna cevap ararken mahkûmların duvara çizdiği resimlerle karşılaştık. Manzara resimleri, propaganda yazıları, çıplak kadın resimleri, çocuk koğuşundaki resimler bize ilham kaynağı oldu. Bazı resimler çakmakla duvarı yakarak oluşturulmuş. ‘Kötü’ diye nitelendirdiğimiz şeyleri yeniden düşünmeye başladık. Bireyle suç arasındaki ilişkiyi düşündük.

‘Islak Hacim’ ismi nereden geliyor?

‘Islak Hacim’in binalarda su geçen yerlere verilen bir ad olduğunu öğrendiğimde bu isim çok ilgimi çekti ve beden üzerinden de düşünmeme neden oldu. Bedeni de yumuşak ve değişkenliğiyle ıslak hacim olarak ele aldım. Suyun beden ve yaşam için değeri çok büyük. Aynı zamanda da bu mekânda metaforik olarak ‘arınma’ kavramına da gönderme yapıyor.
RemDans Topluluğu’nun ‘Islak Hacim’ çalışması Bayrampaşa Eski Cezaevi’nde 22 ve 23 Mayıs 19.00’da.

AYLİN KALEM

Radikal