Tiyatro Merdiven’den Theodora

15 MAYIS CUMARTESİ GÜNÜ SAAT 20.00  16 MAYIS PAZAR GÜNÜ SAAT:19.00 GÖZTEPE HALİS KURTCA KÜLTÜR MERKEZİNDE OYNAYACAKTIR.

İLETİŞİM:

GİŞE:216 357 28 36

533 926 66 16

Haşmet Zeybek bu oyunda ilk ayağa kalkan insandan (Pitekkontrop) bugüne kadar bütün insanlık tarihinden sorumlu olduğumuzu, geçmişi olmayanın geleceği olamayacağını, düşünsel seyircilik yani nesnenin öncesi ve sonrasını düşünmeye çağırıyor. Mimuslardan Seyirliklere yeni bir üslup araştırması denediğimiz bu oyunda geleneksel açık biçim oyunculuğumuzu, geleneksel oyunlarımızın atası mimustan yola çıkarak sahneledik. Tematik ve geleneksel oyunculuğu komedi ve müzikle süsleyerek seyirlik tadında bir oyunla siz seyircilerimize sunuyoruz.

GÜRKAN: Bu oyunda kadınlar biraz kayırılıyor mu ne?
MİNE: Hadi oradan tanrıça İnanna dan geldik. Ola ola Ayasofya’ya resim olduk
DENİZ: Olimpos için paramparça etmediler mi Kübele yi?
HANDAN: Zeus’un emrinde, tanrıçalara dönüştürmediler mi?
GÜRKAN: Neyse başladığımız yere döndük!
MİNE: Hiçte değil tanrıça değilim artık sadece bir insanım. Kilisenin duvarında olmam bu gerçeği değiştirmez.
GÜRKAN: Ben oyundan söz ediyorum.
MİNE: Çevir kazı yanmasın, aman kız uyanmasın… Gezdik dolaştık, başlamadığımız yere döndük.
SERDAR: İşte orası kesin… Mizansenler, Daireden daireye!
SİBEL: Ayasofya Merkez! Geçmişte de gelecekte de.
GÜRKAN: Aman birde gelecek çıkarma gözünü seveyim.
HANDAN: Gürkancım günün içinde geçmiş gelecekle kesişir.
GÜRKAN: Yok mu Bizans’ta günlük yaşam. Biraz geyik yapalım!
FİLİZ: Geçmişi olmayanın geleceği olmaz! Sen burada İkona olarak mı kalacaksın? Oyunlardan oyunlara kanatlanıp uçacaksın.
MİNE: Günümüzün akımına kapılalım! Yüz yüze tiyatro yapalım! Bireyin bunalımını anlatalım. Mastürbasyon yapalım. Paraları kapalım. Para getiren şey iyidir.
SELÇUK: Mastürbasyon idealizmdir. Sevişme materyalizmdir.
GÜRKAN: Aman abi, başlama şimdi İDEALİZM, MATERYALİZM!
HANDAN: Gerçeği kavramak iki uca dokunmakla olur.
BARIŞ: Hepiniz nesnel idealistsiniz!
FATİH A: Ben Metafizik idealistim.
GAMZE: Ben Bilimkurgusal idealistim.
SELÇUK: Onun için kafanızın yarısı boş!
GÜRKAN: Daha iyi ya yarım akıllı.
SELÇUK: Yarım akıllıda bir şey üretilmiyor. Maymun gibi taklit ediliyor!
GÜRKAN: Biz akılcı değiliz, nakilciyiz!
FİLİZ: Sistem ahlaklı olmuyorsa, kimse olmasın.
GÜRKAN: Evet abi kimse olmasın…
BARIŞ: İnsanlar birbirini yesin, kültürsüzlükten zihni silinsin, gözü kararsın…
SİBEL: O zaman batan batı güle güle, doğan doğu merhaba!
SERDAR: “Gerçek bir bütündür. Gelişen, değişen ve dönüşen bir bütün. Bütün ise ancak, kendi gelişimi yoluyla kendisini tümleyen tözdür.”
HANDAN: Herkes gerçeğini, bütününü, özünü kaybetmiş.
DENİZ: Kaybettirdiler. Kitle zihni üzerine tezler yetiştirdiler.
FİLİZ: Değerleri yok eden toplumsal ilişkiler.
MİNE: Şimdi herkesin işine gelen bir gerçek var.
FİLİZ: O da, belirsizlikler, göstergeler, simgeler, imajlar düzeni: Simülasyon. Artık bu evrende toplumsallık yok. “TOPLUMSAL ÖTESİ VAR” Artık Politika yok. “POLİTİKA ÖTESİ VAR”. Artık evrende kültür de yok. “KÜLTÜR ÖTESİ VAR”.
SERAP: İşte böylece insanların zihni boşaltılıp silinmiştir. Gerçekle sahte ve gerçekle düşsel arasındaki farkı yok etmektir amaç.
BARIŞ: Değiş-tokuş, pazar bu zemin üzerine oturur. İnsan dediğimiz şey yok olup gider; bu sahte değer ve ölçüler, bu sanal imge ve göstergeler karmaşasında. Kısaca gerçek ötesi dediğimiz şey, gerçekten çok uzakta insandan çok uzakta bir şeydir.
SİBEL: Her şey bulanık görünüyor. Şeytan Tanrı’ya ne demiş biliyor musunuz?
HERKES: Ne demiş?
SİBEL: Ben senden daha meşhurum. Ama demiş senin reklâmın var.
DENİZ: Eeee reklâm dünyası… Sanal âlem…
GÜRKAN: Bu kadar reklâma kim dayanabilir. Herkes bir şeyini satıyor.
UFUK: Hiçbir şeyi olmayan da ruhunu şeytana satıyor.
DENİZ: Ahlaksız sistem ayakta kalabilmek için HERKESİN AHLAKSIZLAŞMASINA, BELDEN AŞAĞI VURMASINA, MAGAZİNLEŞMESİNE ÇANAK TUTAR.”
GÜRKAN: Peki ya geyik muhabbetide mi yapmayalım?
SİBEL: O en büyük ideoloji… Beyine çıktıkça çatışma artar, indikçe düşer.
FİLİZ: Kültürü ayağa düşen toplumda, “AYAK TAKIMI” olur. Kültürün yerini küfür alır. Ve “AYAKTAKIMI FAŞİZMİ” olur.
MİNE: Kadını konuşmaktan kavga çıkmaz.
GÜRKAN: Dün gece düşümde kendi gerçeğimi gördüm. Sabah uyandığımda, rüya olduğunu anlayınca çok rahatladım.
SERDAR: Derin bir yanılsama içinde yaşıyoruz. Herkes kendisini bir başkası sanıyor.
SİBEL: İşçi patronunu iyiliksever hemşerisi sanıyor, patron da kendini işçilerin ağası sanıyor.
GÜRKAN: Offf, Uffff…
FİLİZ: Ufolar. Yalanın Yalanı. Öznel İllüzyon özgürlükse, nesnel illüzyon gerçekliktir. Onun için; İMGENİN başına da, gösterge ve metaforun başına gelen gelmiştir.
FATİH A: Yani İMGE gerçeğe dönüşüyor.
FİLİZ: İyilik – Kötülük – Mutluluk- Mutsuzluk, işte sana “Bütünsel Gerçeklik”. Dünya yı sarıp sarmalamıştır.
HANDAN: Televizyon – internet ve çeşitli net ağları…yazılı görsel iletişim araçları. :“VAROLMAK ALGILANMIŞ OLMAKTIR.”
FİLİZ: Tabi bunların aracılığıyla, algılanıp çözümlenen, ya da yorumlanan gerçeklik. Sonuç olarak ortaya çıkan gerçeklik: “ ŞEYTANA SATILAN RUH” ya da KÖTÜLÜĞÜN EGEMENLİĞİDİR…

OYUNCULAR (Oyun akışına göre roller)

MİNE ALTIN: THEODORA, BAKHA, İŞTAR, AFRODİTE, MARGARET
FİLİZ MENTEŞ: ANTONİNA, BAKHA, İSİS, DEMETER, HEKABE
SELÇUK DELİPINAR: THİSAMEN, HERMES, MEFİSTO, SOPALI CÜCE HOCA
SİBEL TOMAÇ: HERATİANA, HESTİA, SABAH ŞEKERİ
GÜRKAN SİNAN: FLİP, DUMUZİ, OSİRİS, HADES, PROMETHEUS, BİLİM ADAMI
HANDAN DELİPINAR: GOMİTA, KÜBELE, ATHENA
SERDAR İNAN: DİYONİZOS, ARES, FAUST, ZEUS, İASON
DENİZ GÜL: ANASTASİA, İNO, DEMETER, HERA, EVDE KALMIŞ KIZ
BARIŞ BAŞ: APOLLON, PLUTOS
FATİH AKSÜT: HEPHAİSTOS, TELEFONLA BAĞLANAN ADAM
SERAP ŞAHİNER: BAKHA, PERSEPHONE, ARTEMİS, DEMETER