Köyde Sanat, Üniversitede Aforoz

Geçtiğimiz günlerde, Manisa Celal Bayar Üniversite’sinde tiyatro faaliyetini sürdüren İktisat Üniversitesi Oyuncularının üniversite yönetimi tarafından, “danışman hoca bulunamaması sebebiyle” kapatıldığını öğrendik.  Mimesis olarak Celal Bayar Üniversitesi İktisat Oyuncuları’ndan Nazım Sarıkaya ile grubu tanımak ve kapatılmaya sebep olan süreci öğrenmek adına söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşi Müge Uyar tarafından yapıldı.

Grubunuz ne zaman kuruldu, kaç yıldır çalışma yürütülüyor biraz oluşumundan bahsedebilir misiniz?

CBÜ İktisat Oyuncuları 2006 yılında kuruldu, kurulduğundan beri çalışmalarına devam ediyor.  Okulumuzda daha önce dönem dönem tiyatro çalışmaları yapılmış, birkaç tiyatro kulübü kurulmuş fakat İktisat Oyuncuları yolculuğa başlarken herhangi bir birikim üzerine çalışmalarını şekillendirmemiştir. Daha önce yapılan çalışmalar o dönemde kalmış, bu döneme aktarılamamış. Kampus okulu olmadığımızdan dolayı sadece tiyatro değil kültür sanat alanı hatta okuldaki sosyal yaşam çok zayıf. Okulun İzmir’e olan yakınlığı da bizler için başka bir dezavantaj oluşturuyor. Öğrenci okulda vakit geçirmek yerine İzmir’e gidiyor. İzmir gibi bir yerin yanında Manisa’da öğrenciyi tutacak pek bir şey yok.

Sene boyunca nasıl bir perspektifle, ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Bahsettiğim gibi çok yeni bir grubuz ve temel amacımız önce grupta sonra okulda bir kültür oluşturmak. Önümüze koyduğumuz vizyon, Manisa ve Celal Bayar Üniversitesi koşullarında gerçekten zor. Kulübe yeni gelenlere derdimizi anlattığımızda tiyatroya çok farklı baktığımızı anlıyoruz. İnsanlar tiyatroya sene sonunda bir müsamere çıkarmak, sosyal olmak vb. şeyler için geliyorlar. Ama zamanla kulübün mantığını anlıyorlar. Bu seneden itibaren şöyle bir metod seçtik kendimize: Kulübe yeni üye olanlar eskilerden belirlenen kişilerin vereceği eğitim çalışmalarına katılıyorlar. Bu kişiler de eğitim çalışması vermeden önce yazın hazırlanıp bir program çıkartıyorlar. Yeni katılanlar bu eğitim çalışmasının ardından bir öğreti oyunu çıkarıyorlar ve bunu okulda sahne tecrübesi kazanmak için sergiliyorlar. Diğer grup ise sezon oyununu çalışıyor. Önce oyun okumaları, ardından belirlenen oyunun masa başı çalışması ve sahne provaları…Tabii iki grup sürekli ortak çalışmalar, toplantılar yapıyor. Öte yandan okulda üç yıldır tiyatro şenliği gerçekleştiriyoruz. Şenlik her yıl daha iyiye gidiyor. Bu şenliği okula yerleştirmek istiyoruz.

Yalnızca kampüste oynamakla ve tiyatro şenliklerine katılmakla kalmıyor, Manisa’nın köylerine de oyunlarınızı götürüyorsunuz, orada nasıl tepkiler aldığınızdan bahsedebilir misiniz?

Evet, CBÜ İktisat Oyuncuları kendisine yeni bir gelenek edindi. Manisa’nın birçok köyünde oyunlar oynadık ve oynamaya devam edeceğiz. Orada yaşadıklarımız inanılmaz. Hepimizin yaşadığı onlarca şey var ki burada anlatmakla bitiremeyiz. Tiyatro dedikleri zaman sadece “Çok güzel hareketler bunlar” geliyor akıllarına. Biz davullarla, teflerle kanlı canlı yanlarında oynadığımız zaman çok mutlu oluyorlar. Oyuna başlamadan önce bütün köyde geziyoruz. Kahvelerde, sokaklarda insanları oyuna davet ediyoruz. Genelde daha çok erkekler izliyor oyunları. Kadınları özellikle çağırmamıza rağmen meydana gelmiyorlar pek. Çatılardan, pencerelerden izliyorlar pür dikkat. Ama şunu çok net söyleyebilirim çok samimi izliyorlar, gerçekten dinliyorlar. Belki ondandır şehirde oynadığımızdan daha çok anlaşıldığımızı düşünüyoruz. Mesela şöyle bir hikâye anlatayım. Köylerde oynadığımız sokak oyunu popüler kültürü eleştiriyor ve oyunun sonunda doktor hastanın teşhisini koyuyor ve şu replikle oyunu bitiriyor: “Popüler Kültür Kompleksi”  Aynı oyunu okulda da oynadık. Bazı öğrenciler de oyunun son repliğindeki kelimelerin baş harflerini kodlayıp kendilerince Kur‘an’ın şifrelerini çözdüler. Oyunda örgüt propagandası yaptığımız söylentisini okulda yaymaya başladılar. Bu olayların ardından grubumuzda birçok oyuncu, okulda “aforoz” edildikleri gerekçesiyle grubu bıraktı.  Sizce de köyde daha samimi izlenmiyor muymuşuz?

Bu kapatılma kararından önce, üniversitenizde tiyatro yaptığınız süreç boyunca ne gibi sıkıntılar yaşadınız kısaca bahsedebilir misiniz?

Birçok sorunla karşılaştık. 2006 yılında kulübümüzün sahnelediği Nikolay Gogol’ün yazdığı    “Müfettiş” oyununda geçen bir argo kelime okulumuzun Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından üzeri siyah kalemle çizilerek sansürlenmiş, oyunda bu repliğin kullanılması halinde başınıza geleceklerden siz sorumlu olursunuz denerek kulübümüz tehdit edilmiştir. Geçmişte yaşadığımız sorunlar bununla da bitmemişti. 2008 yılında okulun bilgisi dâhilinde ODTÜ Tiyatro Şenliği’ne başvurduk. Şenlikte oyunumuzu sergilememize bir hafta kala okul yönetimi maddi gerekçelerle araç vermemişti ve şenliğe o sene katılamamıştık. Yine bu sene Anadolu Üniversitesi Tiyatro Şenliği ve Ege Üniversitesi Tiyatro Şenliği’ne okulun “en çok harcama yapan kulübü” olduğumuz gerekçesiyle araç alamamış bu şenliklere kendimiz araç kiralayarak katılmıştık. Yaşadığımız bu araç sorunlarının yanında geçen sene oyunda kullanmak üzere okulun marangozunun bize verdiği (resmi tutanağı tutulmadan) tüfeklerin okulun güvenlik kulübesinde kaybolmasından dolayı okul  bizden 800 TL istemiş, vermediğimiz takdirde bize salon, araç vb. vermeyeceğini söyleyerek tehdit etmiştir. Sonrasında bu paranın bir kısmını vererek okulumuzda düzenlediğimiz tiyatro şenliği için salon ve bu sene katıldığımız ODTÜ Tiyatro Şenliği için araç alabilmiştik.

Kapatılma kararının gerekçesi olarak, danışman öğretim görevlisinin istifasının ardından yeni bir danışman bulunamaması gösterilmiştir. Sizce asıl sebep bu mudur, bu uygulamanın altında yatan başka ne gibi sebepler olabilir mi?

Dönem başında bize danışmanlık yapan başka bir hoca istifa etmişti. YÖK yönetmeliklerine göre kulübe bir öğretim görevlisinin danışmanlık yapması ve etkinliklere onay verecek imzayı atması gerekiyor. Hocanın istifa etmesi durumunda da Dekanlığın bir öğretim görevlisi ataması gerekiyor. Ancak sene başında danışman öğretim görevlisi istifa ettikten sonra Dekanlık altı ay boyunca kimseyi atamadı ve resmi olarak altı ay boyunca hiçbir faaliyet yapamadık. Sonra kendi çabalarımızla bir öğretim görevlisini ikna ettik. Okulumuzun Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı(SKS) kendisiyle olan sorunlarımızı gerekçe göstererek son zamanlarda sürekli danışman hocamızı rahatsız edip istifaya zorlamış. Çünkü SKS’de çok iyi biliyor danışmanın istifa etmesi durumunda elimizin kolumuzun bağlı kalacak. Bu istifanın ardından bize gelen dilekçede yeni bir danışman öğretim görevlisi gelene kadar kulübün çalışmalarının durdurulduğu yazıyor. Sene başında da başka bir danışman öğretim görevlisi istifa etmesine rağmen kulübün çalışmalarının durdurulduğuna dair bir yazı gelmemişti. Ve onlarda çok iyi biliyor ki bundan sonra kimse atanamayacak(!) SKS ile ilişkilerimizi ise yaşadığımız şu olay çok iyi özetliyor. Kulübümüz tüm idari işlerini SKS’de çalışan Nurettin Şahin isimli kişiyle yürütüyor. Biz okulumuzda 3. CBÜ Tiyatro Şenliği’ni yapma talebiyle bu kişiyi aradığımız zaman (SKS’yi arıyoruz sabit numara) bize şu an araba kullandığını, bizimle görüşemeyeceğini söyleyerek telefonu suratımıza kapattı. Daha sonra odasına görüşmeye gittiğimizde ise “Biz zaten Bahar Şenliği yapıyoruz, tiyatroda getiriyoruz. Sizin şenlik filan yapmanıza gerek yok.” dedi. Tüm bunlar SKS’nin bize, tiyatroya bakışını çok net anlatıyor sanırım.

Okulunuzdaki diğer kulüpler bu uygulamaya nasıl tepki gösterdiler?

Final zamanı olduğu için öğrenciler çok dağınık çok fazla kimse bilmiyor. Diğer fakültelerde tiyatro yapan Kırkağaç Oyuncuları ve Muradiye Kampus Tiyatrosu telefonla ulaşıp yanımızda olduklarını bildirdiler.

Bu kararı engellemeye dair neler yapmayı planlıyorsunuz?

İlk etapta bir bildiri hazırlayıp kamuoyuna sunacağız. Tiyatro örgütlerinden, gruplardan, oyunculardan, bu işe emek veren herkesten yazacağımız bildirinin altına imza atmalarını isteyeceğiz. Toplanan imzalar Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na fakslanacak. Bir sonuç alamazsak eylemlerimizi farklılaştırarak bu karar geri alınana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Müge Uyar / Mimesis