Denenmeyen Tek Yol Kaldı, Barış

“Denenmeyen tek bir yol kaldı, barış” diyen aydın, sanatçı ve kitle örgütü temsilcileri basın toplantısı düzenleyerek çatışmaların arttığı ve düşmanlığın büyüdüğü bir dönemde bir an önce barış için harekete geçilmesi gerektiğini belirttiler. Aralarında Adalet Ağaoğlu, Aydın Çubukçu Atilay Ayçin, Adnan Serdaroğlu, Şebnem Korur Fincancı, Gençay Gürsoy, Mehmet Bekaroğlu, Kadir İnanır, Tuncel Kurtiz, Nuray Mert, Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner, Üstün Akmen, Taner Timur, Yücel Sayman, Mustafa Öztaşkın, Mustafa Türkel gibi isimlerin de bulunduğu aydınlar, ‘silahların susması’ ve barış için gerekli adımların atılması çağrısı yaptılar.

Hükümet ve muhalefetin demokratik çözümden uzak açıklamalarını ve profesyonel ordu gibi 1990’lı yılları hatırlatan tartışmaları eleştiren aydınlar ütün barış girişimlerinin birleşerek Kürt düşmanlığının giderek çoğaldığı mahallelerde, işyerlerinde, fabrikalarda çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çektiler.

Taksim Hill Otel’de dün yapılan toplantıya aralarında Şair Sennur Sezer, Yazar Adnan Özyalçıner, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Sema Solaklı, Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, Haber-İş İstanbul Şube Başkanı Levent Dokuyucu, Yönetmen Özcan Alper, Oyuncu Tülin Özen’in de bulunduğu çok sayıda aydın, siyasi parti ve emek örgütü temsilcileri katıldı.

BARIŞ ZORUNLU VE MÜMKÜNDÜR

Toplantıda ilk sözü alan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Şebnem Korur Fincancı imzaya açılan ortak metni okudu. Fincancı, “Biz, her sorunun kendi çözüm olanaklarıyla birlikte ortaya çıktığını biliyoruz. Bu en zor koşullarda, en umutsuz haller içinde bile, özlemlerimize hayat verecek kaynakların henüz elimizin ulaşabileceği bir yerde durduğuna inanıyoruz” dedi. Savaşın değil barışın konuşulması gerektiğine vurgu yapan Fincancı, “Şiddeti kışkırtan neden ve gerekçeleri ortadan kaldırmak için, barışın yalnızca zorunlu değil, aynı zamanda mümkün olduğunu da göstermeli; yok olmaya yüz tutan umutlar canlandırılmalıdır. Demokratik yollardan seçimle işbaşına gelmiş temsilciler üzerindeki baskılara derhal son verilmeli, tutuklanmış olanlar serbest bırakılmalıdır. Demokratik özgürlüklerin önündeki yasal engeller kaldırılmalı, siyasi etkinliğin olağan yollardan yapılabileceği bir ortam yaratılmalıdır” diye konuştu.

BOŞA GEÇİRECEK ZAMAN KALMADI

Yasal zeminin hazırlanması gibi adımların hızla atılabileceğini belirten Fincancı, “Kardeşliği yeniden kurmak, eşit ve özgür vatandaşlar olarak yaraları birlikte sarmak için boşa geçirecek zamanımız kalmamıştır. Türk ve Kürt halklarını birlikte sevindirmek için, sorunu köklü olarak çözebilecek güçlerimizi seferber etmeliyiz. İki halkın el ele vererek demokratik ve özgür bir atmosferi birlikte solumasının tek ve vazgeçilmez yolu, birlikte özgürleşmektir. Silahlar sussun, insanlar konuşsun” dedi.

TEK İŞİMİZ BARIŞ OLMALI

Fincancı’nın ardından söz alan imzacılardan Türk Tabipleri Birliği Eski Genel Başkanı Gençay Gürsoy, barışı sağlamakla yükümlü olan iktidar ve muhalefetin “Ölü gözlerle ölümleri” seyrettiği eleştirisi yaparak, barış güçlerinin ancak birleşerek siyasi güçleri adım atmaya zorlayabileceğini söyledi. Gürsoy, “Herkesin bütün işini bırakıp barış için çalışması gerekiyor” dedi.

Prof. Dr Mehmet Bekaroğlu, “Ben bir insanım ve gerçekten korkuyorum. Barış çok zor değil. En zorunu yapıyor herkes en kolayını yapamıyoruz. İstediğimiz insan olarak haklarımız konusunda eşit olmak” diye konuşurken Şair Sennur Sezer, barış için kurulan çeşitli girişimlerinin tabanının hep aynı kişilerden oluştuğuna dikkat çekerek “Neden Barış için İşçiler diye bir girişim yok?” diye sordu. “Tüyler ürpertici olan gençlerin ölümüne karşı yapılan açıklamanın profesyonel ordu kuracağız, ölenlerin yerine yenilerini alacağız diyerek bir ölüm istatistiği yapılması” diyen Sezer, “Hep birlikte alanlara çıkmamız lazım” dedi.

BÖLÜNME BAŞLADI

Türkiye Barış Meclisi Sekreteryası’ndan Aydın Çubukçu, “ülke bölünmesin” bakış açısının geçerliliği olmadığını ifade ederek, “Psikolojik, siyasi ve kültürel olarak zaten bölünmeye başlamış bir ülkeyi birleştirmemiz lazım. Halklar birbirine düşman olmaya başladığı zaman ülkelerin siyasi sınırlarının aynı kalmasının bir anlamı yoktur. İnsanlar bölünüyorsa, mahalleler bölünüyorsa haritadaki sınırların bir önemi yoktur” dedi. Ülkede barış dışında herşeyin denendiğini kaydeden Çubukçu, “Bir de barışı deneyelim, bir de bunun için ter ve çaba harcayalım” diye konuştu.

Yönetmen Özcan Alper, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün yaklaştığına dikkat çekerek, Hrant Dink’in öldürülmesi nedeniyle gösterilen geniş toplumsal tepkinin bir benzerinin bugün için de örgütlenmesi gerektiğine vurgu yaptı.

SENDİKALAR DAHA ÇOK ROL ALMALI

Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın’ın “Emeğin birleştirici gücü Kürt sorununun çözümünde anahtar olmalı. Sendikaların bu süreçte daha önemli bir rol üstlenmesi gerekiyor. Buradan sendikalara bir kez daha çağrı yapıyoruz; barış için sendikaların girişimini oluşturmalıyız” diye konuştuğu toplantıda TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı da “İnsandan emekten yana herkesin sesini daha fazla gür çıkarması gerekiyor. Bundan başka yol yok” dedi.

Burhan Sönmez ise Kürtçe ve Türkçe “Akan göz yaşlarımızın rengi aynıdır” diyerek sözlerine başladı. Sönmez, “Ortak bir acıya sahip olan insanlar bunu umuda dönüştürebilir” diye konuştu.


DAHA FAZLA ACI YAŞANMADAN MÜDAHALE ETMELİYİZ

Levent Dokuyucu (Haber-İş İstanbul Şube Başkanı)

Sendikacılar olarak son dönemdeki gelişmelerden oldukça rahatsızız. Çatışmaların işyerlerinde Türk-Kürt kavgasına dönüşmesi gibi bir tehlikeyle karşı karşıyayız. AKP hükümetinin açılım sürecinin ardından yine şiddetle bastırma düşüncesine dönmesine karşı bir araya geldik ve somut çözümlerle bu sürece katkıda bulunma amacı var bu toplantının.

Yeni anayasa referandumu sürecinde Türkiye genelinde bütün barıştan yana güçlerin bir araya gelerek bu süreci dönüştürmesi atılacak adımlardan biri olabilir. İstanbul’da sendikaların bir çalışma içinde olması için bir çaba içerisinde olacağız.

Tülin Özen (Oyuncu)

Ben kendimi bildim bileli çatışma haberleri ile büyüyorum. Ve bildim bileli bu üzüntü ve kaygı her zaman devam ediyor. Artık bunu durdurmak için yeter diyoruz; artık insan hayatının öneminin geri gelmesi için bir şeyler yapılmasını istiyoruz.

Sorunun çözümü için ortak hareket etmemiz lazım. Her iki taraf için de bir diyalog sağlanması gerek. Bir insanın, bir hayatın bir hikayenin kaybolduğunu hissetmek gerek.

Adnan Özyalçıner (Gazeteci-Yazar)

Halklar arasında bölünmeler başladı. Bir bölünmüşlük yaşıyor şu anda Türkiye. Önemli olan bu bölünmüşlüğü bütünleştirmek. Eskiden olduğu gibi halkların kardeşçe yaşayacağı bir ülke yaratabilmek. Ama bunu yapabilmek için genel bir inisiyatif lazım. Emek gücünün bu işe el koyması ve Türkiye genelinde bir barış hareketini ortaya çıkarması lazım. Siyasal iktidarı muhalefetiyle iktidarıyla barışa zorlamak zorundayız.

Metin Boran (Tiyatro Eleştirmeni)

Etnik husumetin kıyısına yaklaşıldı tüm ülkede. Durum vahim. Bütün duyarlı kesimlerin harekete geçmesi gerekiyor. Temel sorun aslında bütün halkların özlemi olan barışın gerçekleştirilmesi. Aydınların da bu konudaki duyarlılıklarını ortaya koymaları gerekiyor. Bu savaşa daha fazla kıyım ve zulüm oluşmadan dur demeliyiz.


İMZA LİSTESİ

Ortak açıklamayı imzalayan isimlerden bazıları ise şöyle: Adalet Ağaoğlu, Adnan Serdaroğlu, Atilay Ayçin, Aydın Çubukçu, Burhan Sönmez, Derya Alabora, Eriş Bilaloğlu, Gençay Gürsoy, Haluk Bilginer, Hayri Kozanoğlu, Jülide Kural, Kadir İnanır, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Soğancı, Mustafa Öztaşkın Mustafa Türkel, Nuray Mert, Nuray Sancar, Özcan Alper, Ragıp Zarakolu, Sami Evren, Sennur Sezer, Sevinç Eratalay, Sırrı Süreyya Önder, Şebnem Korur Fincancı, Tamer Timur, Tuncel Kurtiz, Üstün Akmen, Yücel Sayman, Şevval Sam.

Evrensel