Gerillada Bir Kültür Sanat Okulu

Şehit Sefkan Kültür-Sanat Okulu 10 yılı aşkın bir süredir gerillada Kürt kültür ve sanatının gelişimine hizmet ediyor. Müzik, tiyatro, sinema birimleriyle temelde dağı, gerillayı yansıtan Şehit Sefkan Kültür-Sanat Okulu savaşın yoğunlaştığı koşullarda da çalışmalarını aksatmadan sürdürüyor.

“Şehit Sefkanların, Mizginlerin, Saryaların, Yektaların, devamıyız” diyen okul üyeleri, yoğun bombardıman altında bir ellerinde silahları, bir ellerinde enstrüman, kostüm ve kameralarıyla özgür ve alternatif sanatını yapmakta ısrarlılar.

10 yıl boyunca çalışmalarını hemen hemen aralıksız sürdüren okul bugün yaşam ve mücadele anlayışıyla kendisi bir sanatçı olan gerillanın Kültür-sanat alanındaki önde gelen temsilcisi. Okul bünyesinde çalışmalarını yürüten tiyatro, sinema ve müzik birimlerinin yaşam ve çalışmada kapitalist sistemdekinin tam tersine bir bütün olduklarını ve kolektif ve demokratik bir yaşamı yaratma çabasında olduklarını gördük.

Koma Amara, Koma Awazê Çiya, TiyatrAPOtamya ve Halil Dağ sinema ekibi çalışmalarını, sanat ve mücadele anlayışlarını ve yaşamlarını kendileriyle konuştuk.

TiyatrApotamya: Gerillada Mezopotamya Tiyatrosu

Şehit Sefkan Kültür Sanat Okulu bünyesinde tiyatro çalışmalarını yürüten TiyatrApotamya üyeleri 10 yılda 16 oyun sergileyerek, gerilla izleyicileri ile buluşturdu. Savaşın kızıştığı 4.dönemde de sanat çalışmalarını yürüten TiyatrApotamya grubu üyeleri her koşulda tiyatro yapmakta ısrarlı olduklarını belirtti.

Kapitalist sistemin insanları birbirlerine ve kendilerine yabancılaştırdığı ve sanal aleme kilitlediği bir dönemde ille de tiyatro… TiyatrApotamya grubu üyeleri bütünüyle insan emeğine ve seyirciyle direk iletişime dayalı tiyatro çalışmalarını en zorlu savaş ortamlarında dahi yürüttüler ve yürütüyorlar. Gerillada bugün tiyatro denilince akıllara TiyatrApotamya grubu geliyor.

Neden TiyatrApotamya?

TiyatrApotamya grubu üyeleri kendi isimlerini çok seviyor hem de gerillalar onların bu ismini benimsiyor. Fakat grup üyeleri Şehit Sefkan Okulunda tiyatro çalışmalarına başladıklarında henüz bir isimleri yoktur. Ancak grup çalışmaları başladıktan iki yıl sonra TiyatrApotamya ismini alırlar. Grup üyeleri isimlerini alabilmek için öncelikle tiyatronun ruhuna uygun bir biçimde ekip çalışmasını geliştirmeyi beklediklerini söylüyorlar. Bununla birlikte izleyicileri gerillalardan da çalışmalarının onay almasını beklediklerini ifade eden grup üyesi Harun Amed TiyatrApotamya ismini seçmelerinin nedenini şöyle açıkladı:

“İki yıllık çalışmamız gerillalar tarafından ilgi gördü. Bu ilgi ve ekip ruhu üzerinden ileriye doğru bir kararlaşma oluşunca bir isme gerek duyduk. İdeolojimizi ve paradigmamızı yansıtacak bir isim almak istedik. Bizim özgürlük paradigmamızın yaratıcısı Önder Apo’dur. Biraz bunu da yansıtmalı dedik. Onun için tiyatrAPOtamya dedik. Tiyatra kelime olarak tiyatrodan geliyor. Mesopotamia ise Yunanca “iki nehir arası” anlamındadır. Bir anlamda ırmaklar ülkesini yani Mezopatamya’yı simgeliyor. Dicle ve Fırat arası ülke, bir nevi Kürdistan… Yaşamın insanlığın ilk doğuş yeridir. Cennet topraklarda deniliyor. Tiyatra ve potamya’nın birleşiminin tam orta yerinde APO oluşuyor. Bu bizim açımızdan bilinçli bir tercihti. Yani Irmaklar ülkesi tiyatrosu, Kürdistan tiyatrosu bunun esas özü APO öğretisi. Ki bugünde kendi öğretimiz Önderlik öğretisidir. Bütün çalışmalarımız ve yaşamımız bu öğreti üzerinden öz ve biçim alıyor.”

İLK OYUNU UNUTMUYORLAR

TiyatrApotamya grubu aradan geçen 10 yılda izleyicisi olan gerillaya 16 uzun oyun sergiler. Ama onlar için ilk oyunları farklıdır. Bu oyun gerillada tiyatro çalışmalarının kurumlaşmasının da bir başlangıcıdır. Grubun hemen hemen bütün oyuncuları kendileriyle konuştuğumuzda ilk oyunları Zılamen Tazi’den bahsetmeden geçemediler. Bu oyunun yönetmeni Jinda Asmen oyunun hazırlanış sürecini ve bugüne etkisini şöyle değerlendirdi:

“Şehit Sefkan Okulu ilk kurulduğunda tiyatro ekibimiz o süreçte 45 kişiden oluşuyordu. Fakat çalışmalarımız henüz yeni başladığı için arkadaşların tiyatro tecrübeleri yoktu. Tiyatro konusunda tecrübesi olan sadece 3-4 arkadaştık. Bu koşullarda ilk oyunumuz Çıplak Adam’ı hazırladık ve sunduk. Tiyatronun içeriğini arkadaşlara anlatmaktan, karakterleri dağıtmaya kadar birçok zorlanma yaşadık. Ortak bir düşünce yaratmak ve ortak bir çalışma yürütmek kolay olmadı. Fakat bütün bunlara rağmen her arkadaşın bunu yapmaktaki kararlılığı sayesinde oyunumuzu sergiledik. Hem de oyunumuzda 45 arkadaşta oynadı. Bu oyunla birlikte bizde biraz pratik içerisinde kendimizi yoğurma gelişti. Tiyatro yaklaşımımız bakış açımız pratikle birlikte oluştu. Bu oyun başlangıçtı. Aslında bir nevi başarıp başaramama bu işi ne kadar yürütebileceğimizi, gücümüzü fark etme noktasında bir adımdı. Büyük başarılar yarattı. Tiyatronun yanız olmadığını, seyircisinin ölmediğini gösterdi. Hele hele gerilla içerisinde oynanması yani hem oyuncusunun hem de seyircisinin gerilla olması çok çok farklı bir duyguydu. Bu bana göre sanatın en güzel en sade ifadesi oluyor. Bize birçok şey öğretti. Üzerinden yıllar geçti. Başka oyunlarda çalıştık. Onlarda bize başarı sağladı. Ama temelini sağlam atmak önemliydi. Biz o temeli sağlam attık.”

HER AĞACIN ALTI BİR SAHNE

İlk oyunlarından bu güne TiyatrApotamya grubu üyeleri çalışmalarını hiç aksatmaz. Grup üyeleri sahnelerinden kostümlerine kadar her şeyi kendi emek ve yaratıcılıklarıyla hazırlar. Onlar için her bir ağacın altı bir sahne her bir bez parçası birer kostüm adayıdır. Yine izleyicileri onlara değil onlar izleyicilerine gider. Zaman zaman bir oyunu yoldaşlarına taşımak için günlerce yol yürürler. Zira onlar gerilla tiyatroculardır.

Bir halkın meşru savunma gücü olarak var oldukları dağlarda bu halkın sanatını geliştirmenin sorumluluğuyla bütün zorlukları güce ve sanat aşkına dönüştürdüklerini ifade Dicle Nil “biz her şeyimizi kendi var olan koşullarımız ve düzeyimizle yapıyoruz. İsmimize layık olmanın, Önder Apo öğretisine göre sanat yapabilmenin sırrı burada. Sen bu halkın bir parçasısın. Onun yaşadığı zorlukları, acıları hissetmelisin. En zor koşullarda ona karşı sorumluluklarını gerilla ve sanatçı olarak yerine getirmelisin. Senin bulunduğun koşul ve insanlık için üstlendiğin misyon sistemin sanat anlayışı gibi paraya, üne ve imkana dayanmıyor. Her koşulda, en fedakârca halkına, yeni toplumun kurulmasına hizmete dayanıyor. Bizlerde bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Birde teknik çok fazla bulaşmıyor. Seninle ilişki kurduğun seyirci ve doğa arasında ayrılık olmuyor. Onun için daha fazla bütünleşiyor, daha kalıcı oluyorsun” diye konuştu.

‘HEM ÖĞRENCİ HEM ÖĞRETMENİZ’

TiyatrApotamya grubu üyeleri son 1 yıldır hem sahne tiyatrosu çalışmalarını hem de radyo tiyatrosu çalışmalarını yürütüyorlar. Ayrıca çalışmalarını televizyon aracılığıyla halkla buluşturmak amacıyla çekim çalışması projeleri var. Komple bir gelişimi ve çalışma anlayışını yine birbirlerini tamamlamayı esas aldıklarını anlatan grup üyesi Ruha Amanos, “biz birbirimiz için hem öğrenci hem de hocayız. Onun için kimde ne kadar varsa onu katarak bir grup ruhu bir grup anlayışı gelişiyor. Herkesin ilgi alanlarına göre daha fazla uzmanlaşması var. Ama herkes her işi yapabilecek, bilebilecek düzeyde. Kim hangi konuda daha fazla eğilimli ve yetenekli ise o daha çok onun üzeriden görevlendiriliyor. Ama bir şekilde bütün arkadaşlar hem oyuncu, hem yazar, hem yönetmen, hem işin teorik düzeyini bilecek şekilde bir ortak paylaşım noktamız ve eğitim çalışmalarımız ve çalışma tarzımız var. Bir yazım çalışması varsa ben yazıyorsam kaleme aldığım kadar arkadaşlara sunuyorum. Onların görüşlerini aldıktan sonra tekrar kaleme alıyorum. Oyunculuk çalışmalarımızı yürütüyoruz, birikimlerimizi paylaşıyoruz. Senaryolarımızda daha fazla mücadele eden insanları, gerilla mücadelesini ve Kürt kültürünü işliyoruz” dedi.

TiyatrApotamya grubu üyeleri kendi sanat tartışmaları, tiyatro eğitim ve tartışmalarıyla beraber Şehit Sefkan Okulu bünyesinde yaşama, yürütülen ideolojik eğitimlere, sanat tartışmalarına katılım sağlıyorlar. Şehit Sefkan Okulu olarak esas amaçlarından birinin de kendi toplumsallıklarını ve yeni yaşamı bulundukları mekânda yaratmak olduğunu ifade eden Harun Amed sözlerini şöyle sürdürdü: “ Okulumuzda birimlerimiz var. Ama aynı zamanda tek bir iddiada buluşma var. Diyelim biz bir radyo çalışması yaptık. Bütün üyelerimiz sinema grubundan tut, müzisyen arkadaşlara, yönetime kadar yazımında görüş belirtti. Yine seslendirmede yer aldı. Bunlar esas noktalar. Çünkü esasta burada somut üretimlerimizden önce bir yaşam anlayışı ve birlikteliği oluşturmaya çalışıyoruz. Ki gerçekten her şey bunun üzerinden gerçekleşiyor. Yaşamamız komünaliteye ve demokrasiye dayanıyor. Günlük yaşamımız birliktedir. Yeni yaşama dönük Önderlik savunmalarından eğitimlerimiz var. Yine sanat anlayışımıza dönük ortak eğitimlerimiz var. Orada tartışırız. Birbirimize, ürünlerimize, geleceğe dönük eleştiri ve önerilerimiz olur. Alternatif olma iddiasında neler yapabileceğimizi ve Apocu sanat anlayışını taşırken nasıl bir misyonla hareket edeceğimizi, Ahlaki-politik toplumu kurmada sanatı nasıl değerlendireceğimizi tartışırız. Böyle bir komünal yaşam ve çalışma anlayışımız, sistemimiz var.

Tiyatro birimi olarak gelecek günlerde bir turneyi de hedeflediklerini anlatan Amanos şunları söyledi: “Biz oyunlarımızı her koşulda arkadaşlarımızla buluşturmayı hedefliyoruz. Bundan dolayı önümüzdeki günlerde kendi yazdığımız bir oyunu turneye çıkarak gerilla birliklerine sergileyeceğiz. Bu süreç bizim içinde bir sınav süreci şehitlerimize ne kadar layık olup olmadığımızı ortaya koyma süreci olacak.”

Firatnews