Şehirdeki Mozart

“Opera şehre indi” sloganıyla sunulan İstanbul Opera Festivali’nin konuklarından biri de hafta sonunda Mozart’tı. 35 yaşında ölen bestecinin, Zaide adlı bitmemiş eseri, Topkapı Sarayı’nın bahçesinde sergilendi

“Opera şehre indi” sloganıyla sunulan İstanbul Opera Festivali’nin konuklarından biri de hafta sonunda Mozart’tı. 35 yaşında ölen bestecinin, Zaide adlı bitmemiş eseri, Topkapı Sarayı’nın bahçesinde sergilendi. Zaide için sağındaki ve solundaki doğu tarzı kuleleriyle doğal bir dekor oluşturan bahçe kapısı temsil için hazırlanmış dekoru bile fazlalık göstermişti. Mozart eserini yazarken onun için hayali olan bir mekan gerçek haliyle karşısındaydı seyircinin. Bir oyuna dahil olunca gerçekliğini yitiren her şey gibi mekan birden hayale dahil oluveriyordu. Zaide temsilini büyüleyici kılan da, temsilin kendisi kadar işte bu mekanın biraz da bu ikili karakteri oldu.

Bu eseri yazarken Doğu’yu daha doğrusu İstanbul’u taa Viyana’dan tasavvur eden Mozart, o zamanlar eserinin Osmanlı sultanının sarayında sahneleneceğini belki de hiç aklına bile getirmemişti. Antalya Devlet Opera’nın muhteşem yorumuyla Zaide, yani Mozart’ın kimilerine göre Türk hayranlığının sonucu olarak kaleme alınmış yapıtı sahnedeydi işte. Topkapı’da… Saray’da.

Zaide bir aşk hikayesi. Sarayın bahçesinde uyuyakalan padişahın Hristiyan “köle”lerinden Gomatz’ın cariyelerden biriyle aşk ilişkisini anlatır. Bu aşk doğal olarak saray hukukunda uygunsuzdur. Aşıklar yakalanır, hapsedilir. Ama son mutludur. İyimser Mozart padişaha uygunsuz aşıkları bağışlatır.

Bu operanın tarihsel bir önemi var. Rivayete göre Mozart zamanında Doğu’yu konu alan sayısız opera kaleme alınmış. Bunların içinde öne çıkanlardan birisi, yine Mozart’ın bir diğer eseri olan saraydan Kız Kaçırma’nın yanı sıra yazılmış olan Zaide. Bazıları bunu Viyana Kuşatması sonrasındaki Türk merakına bağlıyor. Ama aslında, daha ziyade Avrupa’da sömürgeciliğin başlangıç döneminde Doğu’ya ilgisi artan resmi politikaların bir sonucu olmuş bu opera. Doğu’yla ilgili sanatsal imgeler yaratmak tamamen ekonomik bir nedene dayanıyor yani. Mozart’ın da bundan etkilenmemesi söz konusu olamazdı. Yüzünü Mısır’a, İstanbul’a çeviren sanatçılara dahil oldu ve yakın doğudaki otantik unsurları eserine dahil etti; bölgenin varsayılan gizemini o da çekici bulmuştu belli ki.

İkincisi ise bugün bile opera aryalarının ve eserde geçen konuşmaların Almanca olması, İtalyanca, Latince veya İngilizce opera dinlemeye alışmış seyircinin kulağını tırmalıyor bir parça. Zaide’nin Almanca olması, sadece Mozart’ın Almanca konuşmasıyla ilgili değil. Zaide bir sipariş eserdir ve Avusturya İmparatoru 2. Joseph’in o zaman hakim bir dil olan İtalyanca yerine Almanca bir opera talebinin karşılığı olarak ortaya çıkmıştır esas olarak. Yani uluslaşma fikrinin, ulusal dil meselesinin az çok belirmeye başladığı bir dönemin ürünü. Ama ne yazık ki Mozart bu eseri tamamlamadı. Ama tarihin çok kritik döneminde yazılmış, dönemin heveslerini yansıtan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük kompozitörünün imzasını taşıyan bir eser bıraktı geride.

Zaide, gereksiz dekoruna rağmen iyiydi, orkestra harikaydı. Antalya Devlet senfoni bu bakımdan kutlanmayı hak ediyor. Fakat Osmanlı sultanının, Kral ve Ben’de Siyam kralını oynayan Yul Breyner edasında salınması, eseri sahneye koyanların da yapıta bir parça Mozart kadar “Alman” kaldığını düşündürtüyor. Mozart’ın Doğu’ya ilgisi belki biraz oryantalistti mecburen, fakat Mozart’ın bu “küçük” kusuru en rahat, Topkapı Sarayı’nda düzeltilebilirdi ve seyirci Osmanlı padişahı yerine Siyam kralını izlemek zorunda kalmayabilirdi.

Olsun; Mozart’ı, görmeyi istediği şehrimizde usulünce ağırladık nihayet. Fatih Belediyesi’nin Sultanahmet Meydanı’daki toplu sünnet töreninde çalınan Hadise’nin Düm Tek şarkısının eşliğinde, kaynamış mısır kokularının arasından ve kapıda sizi İngilizce konuşarak çağıran bıçkın delikanlıların bekleştiği turistik dükkanların önünden geçerek Saray’a kadar ulaşmak gelenek, görenek, tarih, modernite ve postmodernitenin işe karıştığı bir küçük seyahati gerektirse de, Mozart’ın, yaşasaydı bundan yeniden bir büyülü Doğu imgesi çıkarabileceğini düşünmek teselli vericiydi. Sebep bu değilse, kompozitör Zaide’yi başka hangi nedenle tamamlamadan bırakmış olabilir ki?! Hangi daha kayda değer bir ikbal için? Seyirci bir zahmet kendi zihninde bu yapıtı tamamlasın artık. Ya da başka ellerin uygun gördüğü sonla yetinsin.

Nuray Sancar

Evrensel