Bir Gün Sahneye ‘Ayakta’ Devam Edeceğim

Geçirdiği motosiklet kazası sonucu yürüme yetisini kaybeden Öztürk, “Sahnelerde ayakta dans etmeyi çok özlüyorum. Bir gün ayağa kalkabilirsem eğer, yaşım, mesleğim ne olursa olsun, sahneye mutlaka ayakta çıkacağım’ diyor.

‘Dans etmek benim için, hayattaki tüm engellerin üstünden kuvvetli bir sıçrayışla atlamak demektir’ diyen Mehmet Sefa Öztürk, mezuniyet gecesi geçirdiği motosiklet kazası sonucu tekerlekli sandalyeye bağlı kalan genç bir balet…

Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen dans tutkusundan asla vazgeçmeyen Öztürk, bir zamanlar parmak ucunda yükseldiği sahnelere şimdilerde tekerlekli sandalye ile çıkıyor.

Sözü fazla uzatmadan, büyük bir azim ve başarı örneği sergileyen Mehmet Sefa Öztürk ile yaptığım söyleşiye geçmek istiyorum…

LİSANSLI YÜZÜCÜYDÜ

* Önce seni tanıtalım okurlarımıza?

– 13.11.1980 İzmit doğumluyum. 1999 yılındaki lise mezuniyetime kadar eğitimimi, Kocaeli İzmit’te Teknik Lise Makine Bölümü’nde tamamladım. 1999 yılında mezun oldum. Bu yıla kadar aslında Türkiye derecelerine sahip bir yüzücüydüm ve 10 yıllık yüzücülük hayatımda İzmir Ege Üniversitesi ve İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü takımlarının lisanslı sporcusu olmuştum. 1999 yılında mezun olduktan sonra büyük Kocaeli depreminin ardından yüzmeyi bıraktım ve konservatuar okumaya karar verdim.

* Bale ile nasıl tanıştın, parmak uçlarında yaşamaya nasıl karar verdin?

– 14 yaşındaydım… Bir aile dostumuzun kızını izlemeye gitmiştik. ‘Coppelia’ oynuyorlardı. Eseri izlerken garip duygular içine girdim ama anlamlandıramıyordum. Daha sonra eserin sonunda ne olduğunu anlamıştım. Işıkların altındaki insanlar sahneden, karanlıkta oturan insanlara bir şeyler anlatmıştı. Ve karanlıktan aydınlığa alkışlar yükseliyordu. Sanırım beni sahneye çeken bunun büyüsü oldu. Dansı seçmem ise, kendimi ifade ederken tükenmeyen içsel enerjimin bedenimdeki yansımalarını harcayabiliyor olmamdı. Yüzüyor gibi enerji harcıyor, ama bunu yaparken kendimi ifade ediyordum. Dans tutkum işte böyle oluştu.

TALİHSİZ KAZA

* Mezuniyet gecende talihsiz bir motosiklet kazası geçirdin…. O geceye dair neler hatırlıyorsun?

– Kazanın olduğu geceye dair sadece çok mutlu töreni ve hocalarıma yönelik olarak yaptığım mezuniyet konuşmasını hatırlıyorum. Kazaya dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Sadece kendime geldikten sonra çok şiddetli bir kaza geçirdiğimi öğrendim.

* Kendine geldiğinde ilk olarak ne düşündün?

– Kazada komaya girdiğim için ancak 10 gün sonra hayati tehlikeyi atlatıp ameliyata alınabilmişim. Kendime geldiğimde bilincim gidip geliyordu. Doğrulmamam için yatağa kollarımdan bağlanmıştım. İlk sözlerim “provaya gitmem gerekiyor, çözün beni” oldu. Bir yandan da parmak uçlarımı germeye çalışıyordum.

* Belkemiğin ve omurganda kırık oluşmuş sanırım…

– Evet, omurgam L1 T12 seviyelerinden darmadağın olmuş.

* Peki yürüyemeyecek olmak mı dans edemeyecek olmak mı seni daha çok üzdü?

 – O anda bu iki duygu birbirine karışıyor aslında… Neler olup bittiği ile ilgili bağlantı kurmaya çalışıyorsunuz. “Yürüyemeyeceğim” duygusunu yaşarken, “Eyvah dans da edemeyeceğim” duygusu beliriyor birden… Bunun derdine düştüğünüz noktada ise “Bırak dans etmeyi, yürüyemeyeceğim bile” düşüncesi sarıyor.

Kaza gerçekleşeli 4 yıl oldu ama ben bu tanımladığım duyguyu neredeyse üç buçuk yıl sürekli yaşadım. Son dönemde yeniden dans etmeye başlayıp kendime bu vaziyette de dans edebileceğimi kanıtlayana kadar tanımladığım duygular kargaşası devam etti. Ancak elbette ayakta olup yeniden sahnelerde ayakta dans etmeyi çok özlüyorum. Bir gün ayağa kalkabilirsem eğer, yaşım ve mesleğim ne olursa olsun, sahneye ayakta devam edeceğim.

* Doktorlar ne söylüyor? Tekrar parmak ucunda yaşaman mümkün olabilecek mi?

– Doktorlar hiçbir şey söyleyemiyor. Yeniden bale yaşantıma dönebilmem için, onlar da “Kök Hücre” mucizesinin gerçekleşmesini bekliyorlar.

* Anladım… Ne olursa olsun, tüm olumsuzluklara rağmen sahnelere geri döndün… Bu tutkun engellenemedi… Neler söyleyeceksin?

– Zaten bir şey için tutku diyorsak eğer, bu yüreğimizde “vazgeçilmez” demektir. Dans etmek benim için hayattaki tüm engellerin üstünden kuvvetli bir sıçrayışla atlamak, demektir. Yaşadığımız dünyada duygularımızı en gerçek hali ile yaşayabilmek böylesi zorlaşmışken ve benim için; duygularımı en gerçek, en özgür hali ile yaşayabildiğim, nefes alabildiğim tek yer sahne ise, ben bundan vazgeçemem…

SAHNEYE DÖNÜŞ

* Nasıl karar verdin sahnelere dönmeye? Seni tetikleyen ve bu kararı aldıran bir olay oldu mu?

– Dans’a geri dönüşüm, İstanbul’da 2010 Ocak ayının sonunda düzenlenen ‘Golden Horn Konstantiyede’ adlı Dünya Bale Yıldızları Buluşma Gecesi’nde dans etmem istenince tetiklendi. Böylesi önemli bir gecede, Ruzimatov, Yulia Makhalina, Zelensky, Stepanenko ve Malakhov gibi dev yıldızların yanı sıra yine dünyanın tanıdığı Kuznetsov, Dumchenko, Lobukhin, Makhateli, Marquez ve Shklyarov gibi genç yıldızlar ile 1 ay kamp yapıp ardından aynı sahnede yer almak ve Yulia Makhalina ile düet yapmak kendime olan inancımı yeniden güçlendirdi.

 * Yulia Makhalina ile yaptığın o düetten bahseder misin?

– Düette yerde yatarak ve sadece kollarımı kullanarak dans ettim. Merak edenler bu gösterinin görüntülerine ‘YouTube’ ya da benim ‘FaceBook’ hesabımdan ulaşabilir. Selam verdiğim sırada sandalyedeydim ve üç yıl ardından sahneyi çok özlemiş olduğumu hissettim. Kulise girdikten sonra 15 dakika zırıl zırıl ağladım.

DESTEK BEKLİYOR

* Gelen tepkiler nasıldı?

– Ne eksik ne de fazla, hak ettiğim ölçüde, diyelim.

* Destek alabiliyor musun peki, maddi ve manevi anlamda? Tekrar sahnelerde olman ve ayağa kalkabilmen için gereken maddi olanaklara sahip misin?

– Hayır… Hiçbir yerden maddi bir destek almıyorum. Sadece en başta ailemin manevi desteği var. Tekrar ayağa kalkabilmem için gereken tedaviyi göremiyorum. Tabii bu da maddiyatla bağlantılı.

* Şimdi neler yapıyorsun peki?

 – Londra’dan yeni döndüm. Dünyaca ünlü Candoca Dans Topluluğu ile 2012 Londra Kültür Olimpiyatları kapsamında, İngiltere’deki bütün engelli okullarına dağıtılmak üzere çekilecek “dans eğitimi” amaçlı, yarım saatlik bir dans videosunda dans etmem için davet almıştım. Gittim ve bu projeyi tamamladım.

 * Yeni projeler, hayaller, hedefler neler?

– Şu anda yeni bir proje yok. Ama kafamın içi projeler ve hayaller ile dolu elbette. Hedefler, öncelikle kendim bir dans topluluğu kurmak istiyorum. Bu grup sağlıklı ve engelli insanlardan oluşsun istiyorum.

* Son olarak neler söyleyeceksin?

– Eklemek istediğim şeylerin başında; ben kendi ülkemde mesleğim ile ilgili Devlet Balesi’nde farklı bir görevde olsa bile işe kabul edilmiyorken, elin İngiliz’i bana insan olarak, sanatçı olarak daha fazla değer veriyor. Ben dans edebildiğimi fazlasıyla ispat ettim. Merak edenler YouTube’a ‘engelli balet’ yazarak çıkan ilk videoyu izleyebilir. Kendi ülkemde değer görüp işe yaramak istiyorum o kadar.

‘Dans etmek benim için, hayattaki tüm engellerin üstünden kuvvetli bir sıçrayışla atlamak demektir’ diyen Mehmet Sefa Öztürk, mezuniyet gecesi geçirdiği motosiklet kazası sonucu tekerlekli sandalyeye bağlı kalan genç bir balet…
Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen dans tutkusundan asla vazgeçmeyen Öztürk, bir zamanlar parmak ucunda yükseldiği sahnelere şimdilerde tekerlekli sandalye ile çıkıyor.

Müjgan KULLE

Yeni Asır