“İKS” Okunur

Zafer Diper

Elle, kolla, yüzümüzle anlamlandırabiliyor, iletebiliyoruz duygularımızı, düşüncelerimizi, anlaşmalarımızı, anlaşmazlıklarımızı; kimileyin incelikle, kimileyin de kabaca… Ama nereye dek?!… Hani iletişimi, bu bağıntılı yeterliğimi ancak anlatım aracı dille sınayabiliyorum ya o da yine nereye dek bu günümüzün yabancılaşma sorunsalında?!… Elde tek kalan dilden başkaca ne; “anlaşılmak” da olsa, “anlaşılmazlık” da… Benim için gerçekliğin kendisi olan siyaset-yazın-sanat üçgeni bağlamında düşünce üretmekten çok, ne işe yaradığını pek algılayamadığım sanal bir ağdan, o bağlamda bakasım geliyor bir konuya. Genel ağda (Internet-Genel Ağ: Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı. TDK… Belki de tek sözcük çıkartılabilir bu açıklamadan: “Bilgi”; o zaman sonu şöyle gelebilir: “Uluslararası iletişim ağı”): Site… Siteler… Bol bol… Her konuda… Ben de Türkçe yazıyorum… “İyi de canım, bu öz Türkçe ne? (adı bu oluyor) Halkın anladığı dille yazmalısın!” değindirmesinin içinde yoksa “Türkçe yazmayayım da başka bir dilde mi yazayım” istemi mi var acaba; bol Arapçalı Farsçalı, yabancı sözcüklerle dopdolu dizekler mi sunmalıyım?! Etmeyiniz, Türkçeleri var bunun; kendi dilimizde düşünmez, yazmaz ve üretmezsek bizim dilimiz neci? Demişim bir yazımda: “Sepettopu”, basketball yerine; “ayaktopu”, football yerine… Demişim de dalga geçeni bol… Biri şöyle yazıyor: “Ay bu ne biçim laf öyle, ne komik…”

Bizim Tiyatro’nun 30.yılı… Hamlet’ten Hamxlet adlı oyunu yapıyoruz ve sanki binlerce yıldır çalışıyoruz üzerinde… Yaşanan ekonomik koşullarda, genelde sayısı kısıtlı kişilerce oyun üreten özel tiyatroların yapılanmasına aykırı bir yaklaşımla, on yedi kişiyiz şimdilerde… Maddi anlamda da altından nasıl kalkacağımızı bilemiyoruz ama giriştik bir işe… Oyunumuz, çok ayrıksı gelebilecek kimi izleyicilere, bunun bilincindeyiz; çünkü bilinenle bir bakıma örtüşmüyor, ters düşüyor. Ve de böylece belalı başka bir yönü çıkıyor ortaya: “Bu nasıl bir Hamlet?” diyebilecekler; herkes Shakespeare ve de Hamlet biliyor ya(!)… Dünyada da bir sürü değişik yorumlar yapılıyor bu oyun üzerine, bilindiği üzre… Bizimkisi de küçümsenmeyecek bir olay niteliğinde görünüyor… Bu tür yaklaşımlı bir çalışma pek çok çıkmıyor karşımıza. Hem 30 yıl olması, hem de Hamxlet olması nedeniyle bir destek-katkı beklerken, ciddi bir sürü konular varken, yalnızca ön bir basın duyurusuna, bir sitede altta gene bir yorum(!) iliştirilmiş:

“Bu Hamxlet adlı oyun nasıl okunuyor çok merak ettim. Yoksa bu da sepettopu gibi bir şey mi Zafer Bey?”

Site yöneticilerine: “Nedir bu abuk sabukluk? “ diye sorsam… “Ha yok, biz, yazanlardan ne gelirse koruz…” “E, o zaman rica etsem, yazılarımızı koymasanız sitelerinize… Bu tür şeylere… Ne deniyor… “Geyik muhabbetlerine” araç etmeseniz bizi. Bunca insan bunca emekle sanatsal bir ürün varetme uğraşındayken, maddi-manevi tüm olumsuz koşullarla savaşımdayken, her zamanki gibi yanıt vermeyeceğim şu yazıya bir kez daha baksanız lütfen (ve bunun bir “yorum” olup olmadığını söyleseniz):

“Bu Hamxlet adlı oyun nasıl okunuyor çok merak ettim. Yoksa bu da sepettopu gibi bir şey mi Zafer Bey?”

Ne oyun var ortada, ne bir izlenmişliği daha; ne de konu, ne de yorum üzerine ayrıntısal bir açıklama… Kısacık bir basın duyurusu ve birkaç prova fotoğrafı.. Krallıktan bir şirkete taşınmışlığı olan bir güncelleme söz konusu; ve de Hamxlet, merkezi ABD’de konuşlanmış uluslararası bir şirketin adı oyunumuzdaki; dünyanın kimi bölgelerinde karşı darbelere de destek veren…

İstersen şöyle okuyabilirsin arkadaşım: Önce “Ham” dersin, sonra “iks” ve de sonra “let”… Birleştirelim bakalım ve okuyalım şu Hamxlet’i: Hamikslet.. Kolaymış değil mi?!

Site yöneticileri, bu bir örnek, benzerleri çokça, başkalarının da başında…

“Yorum” adı altında bu tür saçmalıkları koymasanız yazıların altına… Daha bir sanallaşmasak?!…

Birgün

*Yazarın isteği nedeniyle yazı yoruma kapalıdır.



  tarafından yazılan diğer yazılar.