Herkesin Birbirini Bulabileceği Buluşma Noktası: ÇGSM

Mimesis-Söyleşi / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları bünyesinde oluşturulan “Çağdaş Gösteri Sanatları Proje Geliştirme ve Uygulama Merkezi” kısa adıyla ÇGSM’nin hayata geçirilmesi ve çalışmaları üzerine, Gülsün Odabaş Emre Koyuncuoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdi. İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu’nun Koyuncuoğlu’nu bu projeyi gerçekleştirmesi için Şehir Tiyatroları’na davetiyle başlayan bu oluşum, hem tiyatronun alışık olduğu bir geleneğin devamlılığını sağlaması için hem de çağdaş gösteri alanında yeni işlerin üretilmesi için çok önemli bir gelişme.

Çalışmalarınız başladı. Oyuncuların ilgisi nasıl?

Atölyelere ilgi ve katılım beklediğimin üzerinde gerçekleşti. Atölyelere katılmak için belirlediğimiz koşullar vardı. Oyunculara ve dansçılara yönelik bu çalışmaların ön koşulları; konservatuvarlarda ya da üniversitelerde tiyatro ya da dans eğitimi almış ve de profesyonel anlamda oyunculuk ya da dansçılık mesleğini icra ediyor olmaktı. Bu çerçevenin dışında oyuncu ya da dansçılar başvuruda bulunabilir ve onlara hayır demek zorunda kalabilirim gibi bir kaygıyı çok yaşadım. Ama başvuranların çoğu istediğimiz kriterlere uyuyordu. Amacımız doğru algılanmıştı. Burası, oyunculukta ya da dansta bir üst lisans niteliğinde bir yer. ÇGSM, mesleğinde belirli alanları zenginleştirme ihtiyacı duyan, bunun üzerine düşünen, kendine zaman tanımak isteyen gösteri sanatlarıyla uğraşan herkesin paylaşım mekânıdır. Burada Şehir Tiyatroları oyuncuları ve dışarıda çeşitli gruplarda çalışan oyuncular birarada bulunuyor. Tabii atölyelerin saatleri Şehir Tiyatroları oyuncularının prova saatleriyle çakıştığı için şu an dışarıdan katılım daha fazla. Burada sanatçılar kendi meslek alanlarıyla ilgili paylaşım yaşıyorlar. Bu bilgi paylaşımı çağdaş gösteri sanatları üzerine. Bu tür paylaşımlar bizim ülkemizde çok fazla yaşanmıyor. Çağdaş gösteri sanatçıları olarak, ortak algıyı geliştirmek ve ortak dil kullanmak gibi bir ihtiyaç duyuyoruz. Bu paylaşım hem Şehir Tiyatroları için hem de Şehir Tiyatroları dışındaki oyuncular için olumlu bir gelişme. Çünkü birbirlerinin bakış açılarına ihtiyaçları var. Şehir Tiyatroları’nın olanaklarını gösteri sanatlarında emek veren diğer sanatçılarla paylaşması bence çok güzel… Bu atölyeler, Şehir Tiyatroları’nın, gösteri sanatları sanatçılarına, bir hizmeti aslında.

Anladığım kadarıyla daha çok bir “destek güç” gibi atölyeleriniz.

Evet. Biz daha çok oyuncuların kendi istedikleri konularda derinleşme ihtiyacına yönelik başlıklar seçtik. Farklı atölyelerimiz var, bunların hepsine de katılabilirler ya da sadece istedikleri bir atölyeye de katılabilirler. Hangi alanda derinleşmek istiyorlarsa, oyunculuk özelliklerine ve kendi görüşlerine hangi atölyeyi yakın buluyorlarsa, o atölyeye katılabilirler.

Atölyeleriniz iki ay sürecek. Sonra nasıl bir çalışma programı düşünüyorsunuz?

Mart ayında yine iki ay sürecek olan altı yeni atölyeye başlıyoruz. Bu sezon atölyelerde daha çok oyunculuk konsepti üzerine çalışıyoruz. Hali hazırdaki atölyelerde, oyuncunun, çağdaş doğaçlama teknikleri ve oyuncunun beden-zihin ilişkisi üzerine yoğunlaşmasını hedefliyoruz. Benim atölyemde yeni metin okumaları yapılıyor ve yeni metnin sahne üzerinde uygulama teknikleri üzerine çalışıyoruz. Bundan sonraki atölye çalışmalarımız, sahnede ses kullanımı, çağdaş müzikte ses doğaçlamaları ve vokal çalışmalar. Yine beden ve hareket üzerine çalışmalar, sahnede video kullanımı ve orjinal dilinde oyun metni çalışmaları gibi çok spesifik temaları olan çalışmalar olacak.

Atölyelere katılanlar projeler üretecek mi?

Bu atölyeler içerisinden projeler üretmek ve üretilen projeleri şehir tiyatroları olarak desteklemek gibi bir düşüncemiz var. Destekleyeceğimiz ya da üreteceğimiz projeler Türkiye’deki çağdaş gösteri sanatçılarının işleri olacak. Şimdilik önceliğimiz Şehir Tiyatroları bünyesinde yapılan ve bu atölyelerden çıkan projeleri desteklemek. İleride, bağımsız çağdaş gösteri sanatları alanında üretim yapan koreograflar ve yönetmenlerin projelerini desteklemek ve geliştirilmesini sağlamaya yönelik projeler üretmek gibi bir düşüncemiz var. ÇGSM’nin kendi projeleri olacak. Bir yandan projeler üretirken bir yandan da atölye çalışmalarımız devam edecek. Atölyelerin dışında paneller, sempozyumlar teorik ve pratik çalışmalarımız, meslekten arkadaşlarımızla paylaşımlarımız devam edecek. Bu paylaşımlara çok önem veriyorum. Çünkü kendi alanımızda hem birbirimizi tanıma hem de ihtiyaçlarımızı anlayıp ve birlikte hareket planı ortaya koymak gibi bir dayanışmanın önü açılacak. ÇGSM’nin bu alanda bir üretim merkezi gibi çalışmasını istiyoruz. Hem herkesin birbirini bulabileceği hem de kontak kuracağı ve bir buluşma noktası gibi işlemesini istiyoruz. Burası gerçekten de şehrin merkezinde, Şehir Tiyatroları içinde bir mekân. Ulusal ve Uluslararası projelerin üretildiği, ortak projelerin yapıldığı bir üretim merkezi olması için çalışıyoruz. İlk ortak projeyi Mimesis Dergisi’yle birlikte gerçekleştirdik. “Tiyatroda Kitaplı Uygulamacılar” diye bir dizi başlattık ve bu dizinin ilkini bir mim ustası olan, Thomas Leabhart ile atölye ve panel gerçekleştirdik.  Leabhart çağdaş mim alanında önemli bir ustaydı. Çalışmanın özeti Mimesis Dergisi’nde yayınlanacak. “Tiyatroda Kitaplı Uygulamacılar”  devam edecek. Zaman içinde başka ortak projeler de düşünüyoruz. Şimdilik oyunculuk üzerine çalışmalarımız var ama yazarlar, dramaturglar ve yönetmenler için de çalışmalar yapacağız.

Şehir Tiyatroları’ndaki yönetmenler bu oluşumu nasıl karşıladılar?

Yönetmenlerin hepsiyle görüşmedim ama birebir konuştuğum yönetmen arkadaşlar oldu ve desteklediklerini söylediler. Ayrıca, Şehir Tiyatroları’nın reji toplantısına katıldığımda ÇGSM’yi anlattım, konuya herkes aşina ve genelde yaklaşımlar olumlu.

Bazı çalışmalarımızı Şehir Tiyatroları’nın “ensembel” ihtiyaçlarına göre düzenleyeceğiz demişsiniz.

Atölyeler başlamadan üç hafta önce sadece Şehir Tiyatroları sanatçıları için zaman ayırdım. O zaman içerisinde sanatçıların ihtiyaçlarını, öngörülerini, çağdaş gösteri sanatları alanı içerisinde ne yapmak istediklerini konuştuğumuz bir paylaşım zamanımız oldu. Bu paylaşıma gösterilen ilgiden memnun kaldığımı söyleyebilirim.  Ama bu paylaşımın devam etmesi gerekiyor ve bu da zaman içerisinde gerçekleşecek. Çok yeni bir oluşumuz, yeni başlangıçlarımız var ve sonuç üzerine konuşmak için erken diye düşünüyorum.

Bu oluşum çağdaş gösteri sanatlarını nasıl etkileyecek?

Türkiyede çağdaş gösteri sanatları bence sahne sanatlarında en dinamik alan. Bu dinamiği ve hareketliliği artık hiçbir kurum görmezlikten gelemez. Çağdaş gösteri sanatları eğer “merkez dışında kabul edilir olmasına rağmen” bu kadar aktif ve görünür olmasaydı, bugün kurum içinde böyle bir çalışma belki de olanaklı olmayabilirdi. Türk tiyatrosu’nda ya da gösteri sanatlarında çağdaş gösteri anlamında bir hareketlilik var. Benden önceki kuşakta başlayan ve benim içinde bulunduğum kuşakla alanını belirleyen ve sonraki kuşakla da gittikçe gelişen ve renklenen bir çağdaş gösteri sanatları var. Çağdaş gösteri sanatlarından sanatçıların kurum içinde yönetici olmaları (Ayşenil Şamlıoğlu örneği) ve bağımsız işler üreten sanatçıların kurumlara davet edilmeleri (Şahika Tekand, Emre Koyuncuoğlu…) kurumsal ilişkinin oluşmasını sağlayan iç dinamiklerden bazıları. İBB Şehir Tiyatroları bu alanda geleneği de olan (TAL) ve geleneğinin üzerine eklemlemeler yapan ülke tiyatrosunda bir ilk örnek. Bunun devamı da gelecektir. Bu ilerlemenin desteklenmesi gerektiği diğer kurumlar tarafından da anlaşılacak. Henüz çok başındayız ama bu hareketliliği destekleyen ve ivme kazandıran işler yapmak umudundayız.

Son olarak…

ÇGSM’de ortak üretimler yapılmasını çok isteriz. Burası İstanbul’daki bütün tiyatro sanatçılarına ve çağdaş tiyatro ihtiyacı hisseden, çağdaş gösteri sanatları algısıyla iş üreten herkese açık bir mekân olduğunu belirtmek isterim. Birlikte “Ne yapabiliriz” sorusunu sorup ve üzerinde düşünmemizi çok isterim. Herkesin farklı olanakları var ve o olanakları ortak kılmak eminim bizi daha da ilerletecek ve daha rahat üretim yapmamızı sağlayacak. Şehir Tiyatroları’nın bu işe öncü olması çok önemli.

Türkiye’de genelde özel tiyatrolar ya da kurumsal tiyatrolar desteklenir. Çağdaş gösteri sanatları ya da deneysel tiyatrolar şu ana kadar hiçbir kurumdan destek görmedi onun için Şehir Tiyatroları’nın bu işi sahiplenmesi ve destek vermesi çok önemli. Düşünün ki Türkiye’de önemli bir kurumun çatısı altında çağdaş gösteri sanatları merkezi var. Bundan on, on beş yıl önce çağdaş gösterilere ya da deneysel tiyatrolara, tiyatro olarak bakılmıyordu. “Bunlar da tiyatro mu?” denirdi. Artık “Bu da tiyatro mu?” demenin çok ilerisindeyiz. Bu çok önemli bir gelişme bence. Çağdaş gösteriler hep sistem dışına itilmiş bir alandı ama şimdi hem sistemin dışında hem de sistemin içinde birbiriyle ilişkilendirilebilecek kanalları var. Birbirini beslemek adına önemli bir gelişme.

Gülsün Odabaş / MİMESİS