‘İnsanlık Anıtı’nın Hukuk Savaşı Başladı

Başbakan Erdoğan’ın “Ucube” benzetmesi yaptığı ve Kars Belediye Meclisi’nin kaldırma kararı verdiği İnsanlık Anıtı için dava açıldı. Sanatçı Mehmet Aksoy’un avukatı Turgut Kazan, Erzurum İdare Mahkemesi’ne verdiği dilekçede, belediyenin aldığı kaldırılması-yıkılması kararının hukuka aykırı olduğu, Türkiye üzerinde Taliban gölgesi yaratılacağı gerekçesiyle kararın iptal edilmesi için ivedilikle durdurulmasını talep etti. Dilekçede gazetelerde anıtla ilgili haberlerin yanı sıra Başbakan’ın “Ucube” benzetmesi ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun gazetelerde çıkan açıkmalarına da yer verildi.

‘BELEDİYENİN KARARI YÜKSEK KURUL KARARINA AYKIRI

Anıtın yapılması için Belediye Meclisi kararı olduğu belirtilen dava dilekçesinde, sanatçı Mehmet Aksoy ile belediye arasında bir sözleşme bulunduğu bu nedenle hukuki dayanaklarının çok sağlam olduğu vurgulandı.

Anıtın bulunduğu yerin SİT alanı olmadığı belirten dilekçede şöyle denildi; “Bu gerçek, Koruma Kurulu kararlarında da açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, Yüksek Kurul, anıtı yıkma-kaldırma kararı vermemiş, belediyenin mülkiyet sorununu çözüp, Koruma Kurulu’na başvurması gerektiğini bildirmiştir. Dolayısıyla, Yüksek Kurul’un kararına istinaden’ verilen Belediye meclisi kararı öncelikle Yüksek Kurul kararına aykırıdır.”

‘ANIT BİR SANAT ESERİDİR DEVLET KORUMAK ZORUNDA

İnsanlık Anıtı’nın, her sanat eseri gibi korunması gereken bir değer olduğunu kaydeden Av.Kazan, belediyenin aldığı kararın, sanatçı ve onun ifade özgürlüğünü korumaya ilişkin anayasa kuralları, uluslararası sözleşmeler ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na aykırı olduğunu vurguladı.

Dilekçede “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasının (FSEK) 16 ve 17. maddeleri de çok açıktır. 16. maddenin 1. fıkrasına göre, eser sahibinin izni olmadan (bırakınız yıkmayı) eserde en küçük bir değişiklik bile yapılamaz. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre, eser sahibi eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan ve her türlü değiştirmeleri menedebilir. Menetme yetkisi kesindir. Sözleşme ile vazgeçilemez. Yine bu yasanın 17/2 maddesine göre belediye “eseri bozamaz ve yok edemez” denildi.

‘BELEDİYENİN YETKİSİ YOK’

3194 sayılı İmar Yasası ile 5393 sayılı Belediye Yasası’na göre de Belediye Meclisi’nin bir anıtı kaldırma yetkisi olmadığı ifade edildi ve şu görüşlere yer verildi: “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18. maddeye baktığımız zaman, bu gerçeği görüyoruz. Nitekim, Kültür Bakanı da, basına yaptığı açıklamada, belediyenin anıtı kaldırma yetkisinin olmadığını belirtmiştir.”

Dava dilekçesinde, Mehmet Aksoy’un Almanya’da bulunan heykeli “Meçhul Asker Kaçağı Anıtı” (Denkmal des unbekannten Deserteurs) ile ilgili bu ülkenin izlediği yol da karşılaştırmalı bir örnek olarak gösterildi. Çok ağır kış koşullarına karşı, zarar görmesin diye anıtı kısa bir süre korumaya alabilmek için Mehmet Aksoy’dan izin istendiği belirtildi ve şöyle devam edildi: “Biz, (bırakınız korumayı) ucube saydığımızı açıklayarak, eser sahibine hiç sormadan, nasıl yıkıp kaldıracağımızı konuşuyor, tartışıyor, karar alıyoruz.”

Av. Kazan, anıtın yıktırılmak istenmesiyle ilgili olaraksa dilekçesinde şu ilginç iddiada bulundu: “Sadece, İnsanlık Anıtı’yla verilmek istenen mesaja karşı çıkanların desteğini alabilmek için, bu yolda ısrar edilerek, sanatçı ile sanat eserini korumaya ilişkin kurallar ihlal edildiği gibi, sanatçının ifade özgürlüğünü hepten boğacak ölçüde, sanat eserini yıkıp yok etmek cüreti gösterilmiş oluyor.”

‘ANITI KALDIRMAK TALİBAN GÖLGESİ YARATIR’

Dava dilekçesinin sonuç bölümüne, tarihi anıtları dinamitleyen Taliban’a da atıfta bulunularak şöyle denildi:

“Yasaya ve hukuka açıkça aykırı ve çağdışı olan dava konusu kararın iptalini ve bir sanat eserinin kaldırılması / yıkılması ile onarılmaz sonuçlar doğacağı ve Türkiye üzerinde TALİBAN gölgesi yaratılacağı için, öncelik ve ivedilikle (savunma beklenmeksizin) 2577 sayılı İYUY’nın 27. maddesi uyarınca ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verilmesini, incelemenin ‘duruşmalı’ yapılmasını diliyor, durumu takdirlerinize sunuyorum.”

TÜLAY ŞUBATLI / AHT

Habertürk