Naklen Berlinale’den, “Pina”nın Basın Toplantısından

Mehmet K. Özel

Hayatımda ilk defa canlı bir basın toplantısı izledim; yaklaşık bir saat önce, hem de Berlinale’de!

Yok, hayır, Berlin’de falan değilim; İstanbul’da, evimdeyim, basın toplantısıysa Berlinale’nin internet sitesinden video-streaming yoluyla yayınlandı; oturduğum yerden Postdamer Platz’daki Berlinale Palast’ın basın odasına bağlandım; mükemmel bir hizmet değil mi!

Beni bilgisayar başına oturtan basın toplantısı, tahmin etmek zor olmasa gerek, “Pina” filmine aitti. Yönetmen Wim Wenders, dansçılardan Julie Shanahan, Barbara Kaufmann, sahne tasarımcısı ve filmin sanat yönetmeni Peter Pabst, Tanztheater Wuppertal’in -Pina sonrası- artistik direktörlerinden Peter Sturm ve filmin yapımcısı Gian-Piero Ringel.

Filmin basın gösterimi gündüz yapıldı, akşama da seyirciye açık prömiyer gerçekleştirilecek.

Toplantıda söz alan İspanyol, Fransız, Alman bütün gazeteciler lafa önce filmi ne kadar çok beğendikleri ile başladılar; duygulananlar, hatta hala gözyaşlarını tutamayanlar vardı içlerinde. [Bu arada, basın toplantısının beş kamera ile görüntülendiğini belirteyim.]

Sorular genellikle -ve doğal olarak- Wim Wenders’a soruldu.

Kısa kısa aklımda kalanları paylaşırsam:

Küçük birer dinozor gibi olan kameraları (üç boyutlu filmler aynı anda iki kamera ile çekiliyormuş) bir süre sonra dansçılar fark etmez olmuşlar; Wenders ve ekibi koreografiyi ezbere bildikleri için kameraları dansçıların sahnede bulunmadıkları yerlere kaydırmaya dikkat etmişler; hatta Wenders baş kameraman için “zamanla o da dansçılardan biri haline geldi” dedi.

Farklı müzik kullanımı üzerine sorulan bir soru üzerine “Pina bir dünya sanatçısıydı, nasıl topluluğunda farklı ülkelerden dansçılar çalışıyorsa, yapıtlarında kullandığı müzikler de dünya müzikleriydi. Filmde 40 ayrı müzik parçası kullandık; hepsinin kendi ruhu olmasına rağmen, toplamda bir potpori gibi gözükmemesini sağlamak için, her zaman çalıştığım bir besteci ile müzikleri birbirine bağlayan, alçak tonda bir müzik de özel olarak tasarladık.”

Dış mekanlarda, özellikle de Wuppertal’de çekimler yapmaya Pina’nın vefatından sonraki süreçte karar verilmiş. Wenders “Pina, yönettiği tek film olan muhteşem “Die Klage der Kaiserin“de dansçılarını Wuppertal sokaklarına ve çevresine çıkarmıştır. Dolayısıyla Pina’nın Wuppertal’i ne kadar önemsediğini bildiğimiz için filmde kente de rol vermek istedik” dedikten sonra “şansımıza, Wuppertal’de ne zaman dış çekim yapsak hava güneşliydi” diyerek salonu güldürdü; malum, Wuppertal’in yağmuru ve kapalı havası ünlüdür.

“Dramaturji olarak kendi içlerinde bir bütün olan Pina Bausch’un yapıtlarını filmde kullanırken herhangi bir değişik yaptınız mı?” diye soran bir gazeteciye Wenders “Pina’nın yapıtlarında düzeltilecek veya iyileştirecek hiç bir şey yoktur, Pina’nın yapıtları mükemmeldir” diye cevap verdi. Sadece; sahne kayıtlarında 3 boyutlu kameraların çekim yapabilmesi için sahne ışığı yetersiz kaldığından, ışığı arttırmak zorunda kalmışlar.

Bir gazetecinin “bir yönetmen olarak kendinizi geri çekmiş gibi duruyorsunuz, bu alçakgönüllüğünüzün nedeni nedir?” sorusuna ise Wenders “biz hepimiz Pina için oradaydık ve kendimizi bütünüyle geri plana çektik” cevabını verdi.

“Pina ile” bir film yapmaktan “Pina için” bir film yapmaya dönüşen projede; Wenders Pina’nın her an onunla olduğunu hissettiğini; omzunun üzerinden her çekilen görüntüyü seyrettiğini ve her gün sonunda Pina’ya “oldu mu?” diyerek sorular sorduğunu belirtti ve ekledi: “Bizimle olmadığı için aslında daha fazla bizimleydi” dedi.

“Pina hayattaykenki düşüncemizde Pina filmin başkahramanı olacaktı. Her görüntüyü benimle birlikte izleyecek, değişiklikler önerecekti. Topluluğun Güney Amerika ve Asya’ya yapacağı birer turneyi takip edip görüntüler alacaktık. Pina’nın bir yapıtı nasıl oluşturduğunu, nasıl değişiklikler yaptığını, provalarda dansçılarıyla nasıl çalıştığını gözlemleyecek, belgeleyecektik. O zamanki, şimdikinden bütünüyle farklı bir projeydi.”

“Başta sadece dört yapıtın sahne gösterimlerinin kaydı planlanmıştı. Pina’nın yapıtlarını yaratma sürecindeki soru-cevap tekniğini ben de bu filmin anafikri olarak kullandım ve dansçılarına Pina’yı sordum. Zamanla dansçıların farklı yapıtlardaki solo ve düetlerini ekledik.”

Dansçı Barbara Kaufmann’a Pina’yla ilişkisi sorulduğunda “açık olmak, her şeye açık olmak ve her seferinde tekrar tekrar yeniden keşfetmek” diye cevap verirken Julie Shanahan “öyle bir güven ortamı yaratmıştı ki, duygusal olarak kolaylıkla incinebileceğinizi bile bile kendinizi Pina’ya bütünüyle açardınız ve bilirdiniz ki sizi hiç bir zaman yargılamayacak…”

danzon2008.blogspot.com



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: