Aynı Otobüste 10 Rengarenk Kadın

(Sevilay Saral’ın yazdığı, Tiyatro Boğaziçi’nin bu sezonki yeni oyunu “Otobüs” hakkında Evrensel’de yer alan yazıyı yayınlıyoruz.)

Geçtiğimiz haftalarda Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğunun ev sahipliğinde yeniden düzenli bir program ile kapılarını seyircilere açan Maya Sahnesinde 8 Mart dolayısıyla kadın temalı oyunlar sergilenmeye devam ediyor. Tiyatro Boğaziçi’nin, Sevilay Saral’ın senaryosunu yazdığı “Otobüs” isimli oyununda yaşamları birbirinden farklı on kadın tesadüfen buluştukları yolculuk boyunca kendilerini namusu konuşurken buluyorlar.

“Senelerdir feminist tiyatro yapıyorduk. Bazı oyunlarımızı sadece kadınlara açık sergiliyorduk. Bunun kadınlara açık bir kamusal alan yaratmak ve kadın kadına eğlenmek, tartışmak gibi bir anlamı vardı. ‘Otobüs’ de böyle başlamış bir proje ama konu namus olunca oyuna erkekleri almamak, eksiklik yaratacaktı. Karma oyun oynamak, bütün projelerimizde olduğu gibi çok keyifli bir süreçti.” diyen oyunun Başrol Oyuncularından Aysel Yıldırım anlatmaya devam ediyor; “Senelerdir oyun yazarlığı yapan Sevilay Saral’ın kaleminden çıktı oyunumuz. Metin yazarlığı oyunu olduğu için, bu bir avantajdı, 10 kadının dili zaten metinde oluşturulmuştu. Biz de kendi gözlemlerimiz, kendi yaşantılarımız ve deneyimlerimizle karakterleri oluşturmaya çalıştık” Yıldırım Almancı bir kadını, Bayan Siyah’ı oynuyor. Bayan Siyah, 6 yaşındayken annesinden ve kız kardeşinden kendi isteği dışında ayrılmış, sürekli bunun eksikliği ile yaşamış, Almanya’da tam bir yaşam kuramamış,  amcasının yanına evlatlık olarak verilmiş fakat onlardan da kopmuş. İşsiz, lise mezunu, fakat kendi ayakları üstünde duran, güçlü bir kadın. Uzun lirik tiradında Bayan Siyah gözyaşlarına engel olamıyor, yaşadığı duygusal anları Yıldırım şöyle yorumluyor; “Karma bir salonda renklerden bahsettiğimiz bölümü sadece kadınlarla paylaşıyoruz, orada bir üçgen kuruluyor gibi geliyor bana, kadın bir yazarın sözleri, kadın bir oyuncuyla, sadece kadınlara gönderiliyor, o an çok duygusal bir an”.

NAMUSSUZLUĞUN RENGİ ÇOK GENİŞ

1995 yılından beri avangard ve deneysel çalışmalara imza atan BGST Tiyatro Boğaziçi, “7 Kadın” ve “Bir Kadın Uyanıyor”dan sonra, Türkiye’de çok tartışılan bir konu olan “namusu” tiyatronun diliyle tartışan bir oyun sahneliyor. “Yıllardır yaptığımız ‘kadınların tiyatrosu’ geleneği ile ilerleyen bu süreç, oyunumuzu herkese açmaya ve daha çok oyun yapmaya karar vermemizle devam etti” diye anlatıyor Ayşan Sönmez. Sönmez oyunda Bayan Turuncu’yu canlandırıyor.

Sönmez “Biz oyunumuzda bir çok şeyi tartışıyoruz, ayrıca namus kavramını da. Namus bir kadının cinselliği özelinde değil, hayata karşı namus ya da namussuzluk özelinden tartışılıyor, bu hoşumuza gidiyor, özellikle böyle olsun istedik. Çünkü namus denildiği zaman kadın ve onun bekareti üzerine ilerleyen bir tartışma oluyor ama mesela oyunda benim tiplememin arkadaşı olan yabancı akademisyen, başkasına ait bir tezi çalmış, bu da bir çeşit namussuzluk. Karakterimin oyunda onu eleştiriş biçimi de aslında haset dolu, kendisinin de böyle bir fırsatı olsa o da yapacak aslında. Namussuzluk dediğimiz şeyin rengi çok geniş”.

NAMUS KAVRAMIYLA MÜCADELE ZAMANI GELDİ

“Türkiye’de bugün namusla karşılaşma şeklimiz özellikle kadınlar olarak çok iyi değil. Bunu hepimiz biliyoruz ve dönemsel olarak da kadın cinayetlerinin artış gösterdiği, her gün bir tanesiyle karşılaştığımız bir dönemdeyiz” diyen Pınar Gümüş, otuzlarına yaklaşmış bir karakteri oynuyor. “Tırnak içinde evde kaldım korkusu olan, bir yanda da evli bir adamla aşk yaşayan yine bu çerçevede bir namus olgusu oluşmuş bir kadın, dolayısıyla onun da namussuzluğunu görüyoruz” diyerek özetliyor. Gümüş Bayan Kırmızı’yı. “Artık namus kavramıyla ciddi bir şekilde mücadele etme zorunluluğumuz oldu, bunu hissettiğimiz bir noktadayız. Oyun bir kurmaca ama hayatta karşımıza çıkabilecek 10 kadın karakterin hem hayata, hem de namus kavramına yaklaşımlarını sergiliyor, bu 10 değil daha fazla da olabilirdi.

Hikayelerimizin içinde erkekler de var, erkeklerin payı ne namusla ilgili olarak diye düşündük” diye konuştu.

Oyunda fahişe rolünü canlandıran Nihal Albayrak ise; “Namus temasının tartışıldığı bir oyunda olmazsa olmazlardan biridir aslında fahişe karakteri. Namussuzluk algısı içerisinde herkesin çok net hakkında namussuz diyebileceği bir insan. Aslında her kadın gibi onun da bambaşka insanların bilmediği bir hikayesi var. Bu çok tartışmalı bir şey; bir insan kendi istediği için de fahişelik yapabilir, bunu bir meslek olarak sahiplenip bundan para kazanmak da isteyebilir. Bir insan buna da saygı duymak zorundadır. Bizim karakterimizin kendi tercihi değil, koşulları yüzünden böyle bir yere gelmiş bir kadın. Namussuzluk tartışması içinde onun hikayesini görmek seyirci açısından çok etkileyici oluyor” diye konuştu.

HER KADININ RENGİ FARKLI

Seyircinin sempatisini kazanan karakterlerden biri de Senem Han, oynadığı Bayan Kahverengi karakterini; “Orta yaşın üstünde bir asker annesi, aslında hepimizin anneannesi, halası, kapı komşusu, hayatın içinde, çevremizde çok görebileceğimiz bir kadın. Kendi hayatı kendi koşulları içinde namusu yorumluyor ve olaylara kendi çerçevesinden cevap veriyor”. Han şu sözlerle devam ediyor; “Oyuna 8 Mart’a hazırladığımız küçük bir deneme gösterimiyle çalışmaya başladık, 2 yıl boyunca metin üzerinde çalıştık. İlk başta ‘kadınların tiyatrosu’ diye çıkarmıştık, çünkü her aşamasında kadınlar yer alıyordu. Oyunun teması karma seyirciye açılabilecek bir temadaydı, yapısı da öyle olduğu için karma seyirciye açmaya karar verdik. Bu 3. oyunumuzdu, oyunda 10 farklı renkte kadın var, aslında her kadının farklı bir rengi var. Hepsinin farklı bir namus anlayışı var, hayatta farklı bir duruşu var, biraz bunu anlatıyor renklerin farklı olması.” diye konuştu.

Cihan Bilgen

Evrensel