Bir Sevda Uğruna Düştüler Sahneye…

Bursa Yıldırım Kültür Merkezi çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Erdal Göze ve Ayhan Yurdagül, yazıp sahneye koydukları 4 oyunla Cumhuriyet’in öyküsünü anlatıyor. Göze ve Yurdagül, şimdilik sadece yakın illerden gelen taleplere cevap verebiliyor. Gelecek yıldan itibaren yurdun dört bir yanında sahne alabilecekler.

”Karaborsacı esnafın depolarını basıp topladıkları erzakları cepheye gönderdiler. Baktılar olmuyor, okulu bırakıp cepheye koştular. Bazıları şehit düştü, birkaçı ise gazi olarak döndü.” Sonrası ‘Son Karakol Çanakkale’de…

Çanakkale’de düşmana aman vermeyen kahraman Türkler, büyük sıkıntı yaşadı. Yemeye ekmek, giymeye çarık bulamadı, ama yılmadı. Vatan uğruna ne gerekiyorsa yaptı. Ne var ki torunları dedelerinin yaşadığı bu sıkıntıları çabuk unuttu. Yeni neslin nimetlere karşı saygısızlığı ve israfın ulaştığı boyutları anlatıyor ‘Bir Pirinç Tanesi’.

Gençliğin en büyük sorunu olan alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ise ‘Umut’ta. Ailesinden ilgi görmeyen bir çocuğun düştüğü acı durum ve bundan kurtulmak için verilen mücadele…

Ve ‘Sevdalılar düşer yola’… Çanak-kale’den zaferle ayrılan, Cumhuriyet’i inşa eden, eli biraz rahata erince de dünyanın dört bir yanına sevdasının ruhunu üflemek için yola düşenlerin hikâyesi. Üniversiteden mezun olduktan sonra atama bekleyen Cemil öğretmenin Kenya’ya gidişi… Ailesini ikna etmek için verdiği mücadele ve kara kıtada yaşadığı hareketli ve zorlu günler…

Bursa Yıldırım Kültür Merkezi’nde faaliyetlerini sürdüren Erdal Göze ve Ayhan Yurdagül, yazıp sahneye koydukları 4 oyunla kendilerince Cumhuriyet’in öyküsünü de anlatıyor. Göze ve Yurdagül Konya’da üniversite eğitimi görürken 2004’te başlamışlar tiyatroya. Yurdagül iletişim, Göze ise tarih bölümü mezunu. Arkadaşlıkları okul yıllarında başlamış, o günlerde karar vermiş tiyatro yapmaya. ‘Hayat Sahnesi Oyuncuları’ olarak 2008’den itibaren kısa oyunlar yazıp sahneye koymuşlar.

Mezun olduktan sonra Bursa’ya yerleşen genç tiyatrocular çalışmalarını burada sürdürüyor. Yıldırım Kültür Merkezi çatısı altında oyunlarını sahnelemeye başlayan Göze ve Yurdagül, şimdilik sadece yakın illerden gelen taleplere cevap verebiliyor. Ancak gelecek yıldan itibaren yurdun dört bir yanında sahne alabilecekler.

Türkiye’de tiyatro yapmak zor

Erdal Göze, Türkiye’de tiyatro yapmanın zor olduğunu anlatıyor. ‘Tüketilmişlikten’ yakınan Göze, benzer oyunların defalarca sahnelendiğini kaydediyor: “Aynı hikâyeler ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülmüş. Sunanlar da değişmemiş, hep aynı kişiler. Biz de mecburen kurulmuşuz bize layık gördükleri sofraya. Oysa bizim taze hikâyelerimiz, bugün bile yaşanmaya devam eden diri yaşanmışlıklarımız var. Bu yüzden bütün zorluklara göğüs gererek bu yolu seçtik.” Ayhan Yurdagül ise çıktıkları yolu, “Sanatla taçlandırılmayı hak eden o kadar güzel işler var ki.” sözleriyle tarif ediyor.

“Hayat Sahnesi Oyuncuları” Erdal Göze ve Ayhan Yurdagül sahnede…

Her oyunun bir hikayesi var

Oyunlarında genellikle toplumun hassasiyetlerini yansıtan temalar işlediklerini dile getiren Göze, şöyle konuşuyor: “Yeryüzüne yepyeni bir çehre kazandırmak için yollara düşen eğitim gönüllülerini, fedakârlıklarını yazdık. ‘Sevdalılar Düşer Yola’ adlı oyunumuzla, kara kıtaya yolları düşen insanları, onların aileleriyle olan münasebetlerini Kenya örneğiyle anlatmaya çalıştık. Çocuklara ve gençlere israfın zararlarını, nimetin değerini vermeye çalıştığımız, ‘Bir Pirinç Tanesi’ ise ulaştığı nimetlerin kıymetini bilmeyenlerin hikâyesi.”

Ayhan Yurdagül, ‘Son Karakol Çanakkaleyi’ yazarken o ruha duyulan ihtiyaca dikkat çekiyor: “Farklı meşreplerden ve mesleklerden insanların vatan savunması söz konusu olduğunda neler yapılabileceğini, ‘Son Karakol Çanakkale’ oyunuyla göstermeye çalıştık. Geçen sezon ‘Umut’ oyunuyla sahne aldık. Bursa Valiliği ve Başbakanlık Kadının Statüsü Birimi’yle işbirliği yapıp Aile Haftası münasebetiyle hazırladık ‘Umut’u. Bu oyunda toplumun kanayan yarası olan aile kurumunu ve gençlerin müptela olduğu uyuşturucu illetini masaya yatırdık.”

Oyunların ortaya çıkış sürecinde yaşanan ilginç hikâyelerin bulunduğu söyleyen Erdal Göze’nin tespitleri şöyle: “Sevdalılar Düşer Yola oyununu 2008’in yazında kaleme almıştık. Oyun, Afrika’ya hicret eden eğitim gönüllülerini anlatıyor. Oyunun biraz da ruhuna uygun olsun diye Afrika’da geçen bölümleri açık havada, güneş altında yazmak istedik. Birkaç hafta sonra karardığımızı, hasta bitap düştüğümüzü gördük. O zaman bu vazifeyi yüklenmiş insanların fedakârlığı kafamıza dank etti. Vazifenin zorluğu, maddî imkânsızlığı, gurbeti, hastalıkları hesaba bile katmıyoruz.”

Ayhan Yurdagül’un başından geçen hikâye ise daha ilginç: “Bekir Berk ile ilgili yeni bir oyun düşüncemiz vardı. Biraz bilgi topladık, hayatını araştırdık. Bekir Berk’in davaya nasıl sahip çıktığını yakınlarından dinlemek istiyorduk. Bir gün Bursa Kapalıçarşı’da dolaşırken yaşlıca bir teyze dikildi karşımıza ve ‘Bekir Berk’i tanıyor musunuz?’ diye sordu. Ardından “Ben eşiyim, Bekir Bey’in unutulduğunu, yeni nesil tarafından artık tanınmadığını düşünüyorum.” dedi. Nutkumuz tutuldu. Yurdanur Hanım’a oyun projemizden bahsettik. Elinden gelen yardımı yapabileceğini söyledi.”
Sahnenin, inanılan değerleri, düşünceleri ve hikâyeleri aktarmak için biçilmiş kaftan olduğunu dile getiren tiyatrocu dostlar, oyunları birlikte yazıyorlar ve “İsimsiz, mütevazı kahramanları anlatırken ismimizi ön plana çıkarmak işin ruhuna aykırı olur diye düşündük. Çoğu zaman hangi tiradı kim yazdı, hangi espri kimin kaleminden çıktı bilmiyoruz. Burada biraz da yazarlık bencilliğini kırma gibi bir düşüncemiz var. Çünkü bu işin sağı solu yok. İki cümle yazdı diye kendini yere göğe sığdıramayan çok arkadaş gördük.”diyorlar.

Sanat faaliyetlerinin yapıldığı yerlerin genellikle dinî hassasiyetlerden uzak yerler olduğunu belirten Göze ve Yurdagül, “Tiyatro eğitimi aldığımız yerlerde inanç hafife alınırdı. Bizim kendimizi ifade etmemize imkân ve ihtimal yoktu. Dünyaya yepyeni bir mesaj sunuluyordu. Tertemiz insanlar ve çok güzel hikâyeler vardı anlatılması gereken. Tiyatro bir zamanlar insanları ifsat etmek için kullanılmış. Devir değişti. Şimdi inançları perçinlemek için önemli bir araç. Niyetimiz budur.” ifadesini kullanıyor.

Genç tiyatrocular, gelecekle ilgili projelerini ise şöyle sıralıyor: “Bekir Berk’in hayatı ile ilgili oyun var tezgâhta. O vesileyle Bediüzzaman’ın hayatından kesitler sunmak istiyoruz. Çocukları da ihmal etmedik. Anne-baba sevgisini, televizyon ve internetin olumsuz yanlarını, adab-ı muaşeret konularını içeren Paytak Penguen Bilo prova aşamasında. Ayrıca senaryosunu bitirdiğimiz sinema projelerimiz de var. Desteklenmesi halinde hayata geçirmeyi düşünüyoruz.”

Zaman