İyi ki Mühendislik Yapmıyorlar!

2007’de dört mühendis adayı kurdu. Bugün çekirdek kadrosunu iki mühendis-tiyatrocunun oluşturduğu Tiyatro 0.2, üç ayda bir; yeni ve çarpıcı bir başka oyunla karşımıza çıkıyor. Tanışmanın vaktidir…

Beyoğlu’nun görmüş geçirmiş apartmanlarından birinin ikinci katında taptaze sesler yükselmekte bir vakittir. ‘İkinci Kat’ namlı mekân, bir tiyatro alanı. ‘Sahnesi’ demiyorum, burada sahneye ‘çıkılmıyor’ zira. Son yıllarda oyun takipçilerinin tanıdık olduğu usulde, küçük bir mekânda seyirci ve oyuncu karşı karşıya kuruluyor. İkinci Kat’ta ikamet eden ekip, 2007’de kurulmuş, son bir yıldır da arka arkaya dizdikleri oyunlarla burayı izleyici için sürekli bir uğrak noktası haline getirmeyi başaran bir grup: Tiyatro 0.2.
İsimlerini dahası methini duydunuz çoktan muhtemelen. ‘Açık Saçık Birkaç Polaroid’, ‘Korku Tüneli’, ‘17.31’ adlı oyunları tiyatro meraklıları arasında kulaktan kulağa yayılırken, boş durmayıp iki yeni oyun daha hazırladılar: ‘Bazı Sesler’ ve ‘Kainatın En Hızlı Saati.’ ‘17.31’le başlattıkları 2010-2011 sezonu bitmeden, dördüncü yeniyi, ‘Limonata’yı sahnelemeye hazırlanıyorlar şimdilerde. Fena halde üretken, genç, yaratıcı, maharetli bir ekip bahsettiğimiz… Durumu netleştirmek için, başa saralım…

‘Seyirci kendi dünyasını buluyor’

Tiyatro 0.2, 2007’de dört mühendis adayının (elbette ki teknik hesaplar yapmak yerine oyunlar oynamayı tercih eden) çabalarıyla kurulur. Tiyatroyla Yıldız Teknik Üniversitesi’nde okurken tanışan ekibin ‘0.2’ olarak çıkardıkları ilk oyun Sam Shepard’ın ‘Vahşi Batı’sı. Cümleleri yüzde hesaplarıyla tamamlamaya alışkın ‘mühendis kafaların’ “Abi, tiyatro yapma ihtimalimiz olsa olsa yüzde 0.2” yollu sohbetlerinin ürünü, grubun adı. Ekip değişiyor bir süre sonra. Kuruculardan Eyüp Emre Uçaray ile 2009’da katılan Sami Berat Marçalı şu anda çekirdek kadro. Kadroya ihtiyaca göre farklı oyuncular dâhil olabiliyor. ‘Mühendis tiyatrocular’ olarak bilinseler de oyuncular arasında eğitimleri tamamen tiyatro üzerine olan bir dolu isim de var. Barçalı yine bir yüzde hesabıyla açıklıyor: “Kadronun yüzde 80’i konservatvuar ya da tiyatro okullarından. Yüzde 20’si ya hâlâ eğitim alıyor, ya da alaylı…”
Grup, seyircinin kendini derhal aşina hissedeceği meseleleri deşiyor. ‘Bazı Sesler’ İngilizlerin şu ara pek revaçta olan genç oyun yazarlarından birinin, Joe Penhall’ın kaleminden çıkma. Sistemin dışında kalmayı tercih etmiş, gencecik, sıkı zihinsel sorunlar yaşayan, çoklukla aklını değil, kalbinden geçenleri dinlemeyi şiar edinmiş, sevimli ama arıza karakter Ray var elimizde. Bir de sistemin göbeğinde, konumunu sağlamlaştırmış, ‘sorumlu’, ‘uslu’ ve bir o kadar da ‘sorunlu’ ağabey Pete. İki kardeşin hayatına dahil oluveren, hayatla başa çıkma konusunda Ray’den beter durumda olan genç kadın Laura sonra. Laura’nın ‘belalısı’, sokakların adamı Dave. Ve Ray’in dünyanın kurallarını kabullenme konusundan kendinden beter durumdaki hastane arkadaşı…

17 bölümden oluşan oyunu çok sade bir o kadar da işlevsel bir sahneleme ve hareketli bir rejiyle, seyirciye neredeyse sıfır mesafeyle sahneliyorlar. Yönetmenliği üstlenen Sami Berat Barçalı’ya bağlanalım: “Herkes kendi hayatında Pete gibi olduğunu hissediyor ama içlerinden Ray gibi yaşamak geliyor. Zaman zaman Dave’leşiyorlar, şiddet uyguluyorlar. Laura gibi bir kıza âşık olmak istiyorlar. Ama sonunda buldukları kendi dünyaları oluyor. Seyirciye çok sıcak geliyor oyun. Sahnelemesi de biraz sinematik olduğu, çok yakın oynandığı için insanlar hissederek izliyor.” Başta Ushan Çakır (Ray), Ünal Yeter (Pete), Gülce Oral (Laura), Deniz Karaoğlu (Dave) ve Tarkan Çeper’in (Ray’in arkadaşı) performanslarının, şiddet sahneleri dahil olmak üzere oyunun her anında eksiksiz akıp gitmekte olduğunu da ekleyelim.

Sıradaki oyun, ‘aile’ üzerine

0.2’nin son numarası ‘Kainatın En Hızlı Saati’ yine çağın arazlarından birine dokunuyor. Metin, İngiliz yazar Philip Ridley’e ait. Gençliği ve çekici vücuduyla takıntılı, en büyük kabusu kırışıklıklar olan 30’unu devirmiş ama her yıl 19’uncu yaşgününü kutlayan bir erkeğin doğumgünü partisine alıyorlar bu kez seyirciyi. Cougar’ın (Korhan Soydan) ve onun tersine zamanın değerinin son derece farkında olan ‘Kaptan’la (Güçlü Yalçıner) yaşadığı evdeyiz. Tavandan sallanan kuşlar, mekânın bölünerek kullanılması, ara ara yarı karanlık sahnelerle yaratılan atmosfer, hikâyeye tam isabet ediyor. Doğum günü partisinin tek konuğu, 14 yaşındaki Foxtrot Darling (Barış Gönenen) ile ‘davetsiz misafir’ Sherbet’ın da (Iraz Yöntem) dâhil olmasıyla, ikinci yarıda kara komediye doğru gidiyor oyun. Kahkahaları ve oyunculukları gerçekten takdir etmeyi bu bölüme saklamak lazım!

Oyun seçimlerini; ekibin iç mimarlık üstü oyunculuk eğitimi alan, dekor tasarımlarında da becerisini gösteren oyuncusu Murat Mahmutyazıcıoğlu, “Sahnelenmemiş, çağdaş, bize de bir şey diyebilen oyunları seçmeye çalışıyoruz” diye özetliyor. Marçalı; kriterleri şöyle sıralıyor: “Oyunun hikâyesi, Türkiye’deki karşılığının ne olduğu, önceki oyunlarla bağlantısının nasıl olduğu, prodüksiyon ve cast şartları…” Sırada Marçalı’nın yazdığı ‘Limonata’ var. Yazarının tarifiyle; “Aile olabilmek üzerine. Askerlik korkuları, başarılı olmak, para kazanmak, âşık olmak üzerine bir oyun.”

Ne diyelim; yüzde 80’i ‘mektepli’, yüzde 20’si ‘alaylı’ bu kadronun tiyatro yapma, hem de iyi tiyatro yapma ihtimali, kurucularının şaka yollu tahmini yüzde 0.2’den katbekat yüksek çıkmış. Yüzde 100 takipte olmak lazım!

Bazı Sesler: 2,6 Mart

Kainatın En Hızlı Saati: 1,7,8 Mart

17.31: 4,11 Mart

Korku Tüneli: 9,13 Mart

Oyunların başlama saati 21.00.

Ayrıntılı bilgi www.sifirnoktaiki.com

Bahar Çuhadar

Radikal