Tiyatro Dünyasında Geleneği Bozan Kavga

Uluslararası Tiyatro Enstitüsü Türkiye Merkezi, bu yıl 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde, Ali Poyrazoğlu’nun hazırladığı bildirinin okunmasını kararlaştırdı.

Ancak Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Anasanat Dalı Başkanı Doç. Dr. Füsun Balkaya, Ali Poyrazoğlu’nun bildirisi yerine Cüneyt Gökçer’in 1982 yılında yazdığı bildiriyi okuyacaklarını açıkladı.

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde Türkiye’de perde açan tüm tiyatroların Ali Poyrazoğlu’nun hazırladığı bildiriyi okuması beklenirken Hacettepe Üniversitesi’nden farklı bir açıklama geldi ve Poyrazoğlu’nun bildirisi yerine Cüneyt Gökçer’in 1982’de yazdığı bildiriyi okuyacaklarını açıkladı.

Doç. Dr. Balkaya, Habertürk’ün “Neden Poyrazoğlu’nun bildirisini okumadıkları” yönündeki sorusu üzerine, “Onun mezun olduğu, onun bölüm başkanlığını yaptığı okulda, onun yetiştirdiği öğrenciler olarak Cüneyt Gökçer’in kaleme aldığı bildiriyi okumaya karar verdik. Üniversite yönetimi de onayladı” dedi. Poyrazoğlu’nun bildirisinin içeriğini nasıl buldukları sorusu üzerine Balkaya, “Tartışmaların, polemiğin içine girmek istemiyoruz” dedi.

1978’den günümüze bildiriyi Cüneyt Gökçer, İrfan Şahinbaş gibi önemli isimlerin okuduğunu söyleyen Balkaya “Ulusal bildiriyi verme amacında Türk sanatını belli bir yere taşımış olmak, uluslararası seviyede bulunmak ya da ulusal anlamda önemli bir şeyler yapmak gibi nitelikler var. Şimdiye kadar bu bildiriyi çok özel nitelikleri olan insanlar vermiş” dedi.

REFİK ERDURAN: GELENEK BOZULUR

Türkiye’de 27 Mart Dünya Tiyatro Günü bildirisini kimin hazırlayacağına, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü Türkiye Merkezi Başkanı Refik Erduran karar veriyor. Hacettepe’nin kararını Habertürk’ten öğrenen Erduran, “Bir mecburiyet yok. Ama böyle yaparlarsa gelenek bozulur. Yok olur. Önümüzdeki yıllarda herkes kendi bildirisini hazırlar” dedi. Devlet Tiyatrosu yetkilileri de daha önce bazı özel tiyatroların kendi bildirilerini okuduğunu, ancak bir üniversiteden ilk kez böyle bir tavır geldiğini belirterek, “Türk tiyatrosunun geleneğini bozucu bir adım” yorumunu yaptılar.


Ali Poyrazoğlu: Füsun Balkaya beceriksizliğini kan davasına çevirdi

Daha önce Füsun Balkaya’nın davetiyle Ankara Devlet Konservatuvarı’nda öğrenci ve öğretmenlere eğitim verdiğini söyleyen Poyrazoğlu’nun Habertürk’ten Ece Saruhan’a yaptığı açıklama şöyle: “Habertürk’te ‘Gölgede Muhabbet’ adlı programı yapmaya başladığım dönemde, Balkaya beni yeniden aradı ve ‘Üstadım ne olur öğrencilerimle beni programınıza seyirci olarak kabul edin’ dedi. Ben deyine onları kırmayıp, stüdyoda konuk ettim. Program sırasında Balkaya beni, ‘Beni seyircilerin arasından alıp konukların arasına koymazsanız, öğrencilerimi de alıp programınızı terk ederim’; diyerek tehdit etti. Bu durum karşısında, o gün konuğum olan Sinan Çetin’e rica ettim, kendisi de beni kırmadı ve acil bir işi çıktığını söyleyerek, konuk koltuğunu mecburen Füsun Balkaya’ya bıraktı. Ancak Füsun Hanım, canlı yayında sorduğum sorulara cevap vermekte zorlandı. Konusuna hâkim olmadığını gözler önüne serdi. Yani öğrencilerini televizyona çıkabilmek için kullandı. Ardından da, bana ve ekibime teşekkür bile etmeden, öğrencileriyle birlikte stüdyodan ayrıldı.

‘TAVRI KINIYORUM’

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde benim bildirimi okumama kararı almaları, tamamen bu olaydan kaynaklanmaktadır. Demek ki; Füsun Balkaya, kendi beceriksizliğini bir kan davasına dönüştürme kararı almış. Bu, Devlet Tiyatrosu’na sanatçı yetiştiren çok değerli bir ocağın Tiyatro Anabilim Dalı Başkanı’na hiç yakışmayan bir tavırdır. Kendisini bu tavrı nedeniyle kınıyorum. Benim yerime, Türk Tiyatrosu’nun değerli hocalarından Cüneyt Gökçer’in bildirisinin okunmasının, şahsım açısından hiçbir mahsuru yoktur. Zaten her yerde benim bildirim okunacak.”

Haber Türk