Türk Kökenli Yönetmene Ödül

Almanya’nın kültür ve sanat dünyasındaki önemli isimlerinin jüride yer aldığı ve Alfred Toepfer Vakfı tarafından verilen ”2011 KAİROS-Avrupa Kültür Ödülü” Berlin’de Kreuzberg semtinde bulunan ”Ballhaus Naunynstrasse” adlı kültür ve sanat evinin yönetmenliğini yapan Türk kökenli Şermin Langhoff’a verildi.

Hamburg kentindeki ”Schauspielhaus” tiyatro salonunda düzenlenen ödül törenine Şermin Langhoff’un yanı sıra eşi Lukas Langhoff, Türk kökenli yönetmen Fatih Akın, Aşağı Saksonya Eyaleti Sosyal İşler, Kadın, Aile ve Sağlık Bakanı Aygül Özkan, Alfred Toepfer Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ansgar Wimmer, Weimar Franz Liszt Müzik Yüksekokulu Rektörü Christoph Stölzl, Hamburg Başkonsolosu Devrim Öztürk ve çok sayıda davetli katıldı.

Ödül töreninde konuşan Alfred Toepfer Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ansgar Wimmer, yetenekli genç kuşak yönetmenlerinin kendine güvenen, mizah dolu ve kararlı bir dil ile sergiledikleri oyunların tiyatro dünyasına yeni bir zenginlik kattığını, Langhoff’un çalışmaları sayesinde Alman tiyatro sahnelerinde görülmeyen hikayeler aktarıldığını belirtti.

Wimmer, göçmen kökenli sanatçıların, sadece göç ile ilgili değil, tiyatro dünyasının diğer sahnelerinde yer alması ile tiyatroda köklü bir değişimden bahsedilebileceğini ifade etti.

Berlin’de yaşayan Türk yönetmen Nurkan Erpulat’ın yazdığı ve Almanya’daki çoğunluk ile azınlık arasında var olan sorunları anlatan ”Verrücktes Blut” (Delikanlı) adlı oyunun ”Ballhaus Naunynstrasse”de gösterime girmesi sonrası ödülün Langhoff’a verilmesinin kararlaştırıldığını belirten Wimmer, Langhoff’un sadece sanat yönetmeni değil, kültür elçisi olduğunu, aynı zamanda genç kuşakları teşvik ettiği gerekçesiyle de ödüle layık görüldüğünü kaydetti.

Yönetmen Fatih Akın da, 1995 yılında Şermin Langhoff ile tanıştığını ve o günden bu yana dostluklarının sürdüğünü ifade ederek, Langhoff’un aldığı bu ödülden dolayı kendisinin de büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Langhoff da, ödül töreni sonrasında A.A muhabirine yaptığı açıklamada, ödülün kendisi için özel bir anlamı olduğunu belirterek, ”Yaklaşık iki yıldan beri yönettiğim Kültür ve Sanat Evi sadece benimle değil, benimle birlikte çalışan sanatçı arkadaşlar ve sanatçı ağı ile daha da gelişti. Fatih Akın, Hakan Savaş Mican gibi destekçilerim hep oldu. Ödül sadece benim için değil, tüm Türkiyeli sanatçılar için güzel bir adım” dedi.

Ballhaus Kültür ve Sanat Evi’nin amacının Almanya’da yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak sanatçılara tiyatro alanında çalışabilecekleri imkanları vermek ve bu platformu oluşturmak olduğuna işaret eden Langhoff, ”Artık hep aynı kişileri anlatan hikayeler yerine, daha çok biz, var olan anlatımları kırıp, bugünü irdeleyen ama aynı zamanda geçmişi unutmayan hikayeler üretmeye çalışıyoruz. Kültür bir politik düşünceyi yansıtır. Kreuzberg’de 168 farklı milletten insanlar yaşamakta. En fazla da Türkiyeli insanlar yaşıyor. Bugünkü Almanya’yı çok iyi tanımlamakta bu resim” diye konuştu.

Yönetmenliğini Nurkan Erpulat’ın yaptığı ”Delikanlı” oyununun Ballhaus Naunynstrasse’de sahnelendiğini ve 50 yıllık bir göç tarihini anlattığına dikkati çeken Langhoff, artık Alman tiyatrosunun kapılarının göçmenlere de açıldığını kaydetti.

-”GÖÇMENLER ARASINDA ÇOK CİDDİ GELİŞMELER VAR”

Langhoff, konuşmasına ”Almanya’da, edebiyat, sanat ve kültür alanında göçmenler arasında çok ciddi gelişmeler var. Sevgi Özdamar, Feridun Zaimoğlu gibi yazarlar var. İnanılmaz bir genç kuşak yetişiyor. Sinemada aynı şekilde. Alman-Türk sineması fenomen olarak yerleşti neredeyse. Fatih Akın’ın yanı sıra çok sayıda genç yönetmen yetişti. Alman tiyatrosu açıkçası göçmenlere biraz duyarsız kalmıştı. Ancak kapılar yavaş yavaş açılıyor ve kırılıyor” diye devam etti.

Langhoff, 1978 yılından beri Almanya’da yaşadığını, Almanya’ya 9 yaşında teyzesi ile birlikte geldiğini, 16 yıldan bu yana Berlin’de yaşadığını ifade etti.

-”ALMANYA’DA UYUM SORUNU YOK DEMOKRASİ SORUNU VAR”

Şermin Langhoff’a Almanya’daki entegrasyon tartışmalarını çok önemli bulduğunu da ifade ederek, şunları kaydetti:

”Sanat, tabuları kıracak bir imkan sunuyor. Şu andaki uyum tartışmaları öyle seviyesiz ve demagojik ki. Ben artık uyuma karşıyım diyorum. Uyum sorunu yok bizim memleketimizde, demokrasi sorunu var. Eğer 50 yıldan beri bu ülkede yaşayan göçmenlerin yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı yoksa, ben buna demokrasi sorunu derim. Bu sorunu çözebildiğimiz zaman, uyum sorununu da çözülebileceğine inanıyorum.”

Göçmenlerin sanat alanında taleplerinin henüz yeterince karşılanmadığını belirten Langhoff, ”Benim ve diğer arkadaşların çalışmaları gelecek kuşaklara yol gösterecek. Türkiye’de de ilgilendiğim genç yetenekli tiyatro oyuncuları var. Yeni kuşakla çok ilgileniyorum. Meral Çetinkaya, Genco Erkal gibi isimler beni etkiledi ve tiyatroya olan aşkımı daha da derinleştirdi” dedi.

Ödül töreninde ”Göçmen Tiyatro Grubu”nun oynadığı ve göçün hikayesini anlatan ”Lö Bal Almanya” adlı oyun sergilendi.

Gerçekgündem