Türkiye Tiyatrolar Birliği 27 Mart Bildirisi

“Sanatçı, gerçeği yalnızca yansıtmaz, onu açıklar ve yargılar. Bunu yaparken de tarafsız kalamaz.”
Çernişevski

Yaşadıklarımız zaman içinde ilerlemek yerine ya olduğu gibi duruyor ya da geriliyor.

Öyle bir çağın içine girdik ki her kavram birbirinin içine giriyor her anlam yüklediğin sözcüğün temeli kazılıyor.

Egemenler türlü oyunlarla bizi gerçekliğimizden kopartarak, var olmayan bir dünyanın tam ortasına bırakıyor.

Çoğalıyoruz ama çok çok değil yalnız başımıza. Evlerimiz yıkılıyor, sosyal alanlarımız büyük teknolojik mağazalara evriliyor,mahallelerimiz kayboluyor, gülüşlerimiz dijitalleşiyor, mimiklerimizi kaybediyoruz.

Aynanın karşısına her geçtiğimizde sokaktan izler arıyor bulamayarak ayrılıyoruz.

Öylesine yapıyoruz her şeyi, tutkularımızı, düşlerimizi ucube bir sıradanlığın içinde kaybediyoruz.

Hayata dokunamadan sahneye aktardığımız her öykü, bol bir kostüm gibi düşüyor üstümüzden ve biz o alışageldik söylemlerle savunuyoruz yaptığımız her işi “onlar böyle istiyor”

Yalanlar her bir yanımızı sarıyor ve gerçekliğe tutunmaktan başka çaremiz olmadığı halde yüzemiyoruz akıntıya karşı.

Koca bir yılı onlarca yasak, baskı, sahne yıkımı, örgütsüzleştirilme ile kapatan tiyatromuzun önünde tek soru kalıyor; ya akıntıya kapılacağız, ya alabalık olacağız.

S. Orçun Masatçı
Türkiye Tiyatrolar Birliği Dönem Sözcüsü