Cam Açılır, Kader Değişir

Nil Özer- Sezonun en iddialı oyunlarından ‘Cam’ konusu kadar oyuncularıyla da dikkat çekiyor.  2.5 saat süren oyun tiyatroseverlere zamanı unutturuyor…

Levent Kazak’ın yazdığı, Laçin Ceylan’ın yönettiği ‘Cam’ adlı oyunda, ikiyüzlü ilişkilerin komik hikayesi anlatılıyor. Dolunay Soysert, Mete Horozoğlu, Bülent Alkış, Selen Uçer ve Deniz Çakır oyundaki performanslarıyla büyük beğeni topluyor. 2011 Yapı Kredi Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde ‘Yılın En Başarılı Müzikal/Komedi Yardımcı Kadın Oyuncusu’ dalında ödül alan, 16. Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Oyuncu Ödülleri’nde ise ‘Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu’ dalında aday gösterilen Selen Uçer ve oyunda şeytan tüylü karekter Yener’e hayat veren Bülent Alkış Ajanda için ‘Cam’ı açtı!..

– Cam ekibine nasıl katıldınız?

Bülent alkış:  Yedi yıldır tiyatro yapmıyordum. Tekliften iki gün önce bir oyun seyretmiştim keşke bende tiyatro yapsam dedim ve Laçin beni aradı. Teksi gönderdi bir saatin içinde okudum ve evet varım dedim. Araba park etmek ile olan replik kabul etmem de çok etkili oldu. Levent abinin dili çok hoşuma gitti. Uzun süre tiyatro yapmadığım için tedirginliğim biraz da olsa vardı. Laçin’e yönlendirmesini istedim zannediyorum ki gelen tepkilerden de iyi bir iş çıktı.

– Selen Hanım siz nasıl dahil oldunuz? Oynadığınız Neslihan karekterinden biraz bahsedebilir misiniz?

Selen Uçer: Laçin’i uzun zamandır tanıyorum bir sabah arkadaşlarımla kahvaltı sırasında mesaj çektim hemen beni aradı ”Ben de seni arayacaktım” dedi. Projeyi öğrendim, okudum ve hemen kabul ettim. Neslihan memur çocuğu başından bir evlilik geçmiş bir bankada telefon bankacılığı yapıyor. Tek başına var olmak için sertleşmiş. Kendince çok iyi niyetli ama yanlış anlaşılıyor. Kendine bir pencere açmak için resim kursuna katılıyor. Kızlara dahil olmak istiyor olamıyor, patlamak üzere ve sonradan bir patlıyor tam patlıyor. Uzun zamandır tiyatro yapamıyordum. Herzaman ekip işi olduğuna inanıyorum. Dolunay, Mete, Deniz ve Bülent birbirinden bu kadar bambaşka olan fakat işine bu kadar özen gösteren bir grubu daha önce tanımadım ve çalışmadım. Bu Laçin’in başarısıdır. Böyle bir işin içinde olduğum için şükrediyorum.

– Eminim provalarda komik olaylar yaşamışsınızdır.

Bülent Alkış: Oyundaki arkadaşlarımızın başka projeleri olması sebebiyle provalarımız uzadı. İki ayda bitirdik. Gülme krizleri içinde geçen provalardan sonra 8 Ocak’ta sahneye çıktık. Biz provalar dışında artık oyun içinde de çok eğleniyoruz. Yener için çok aksesuar aldım provalarda, bazen oyunda garip garip şeyler takıp çıkabiliyorum. İntihar sahnesinde bir gün göbek taktım, aklıma o an ne gelirse… Şunu söylemek istiyorum özellikle Selen’le çalışmak çok zevkli. Selen’i yaşamış olmanız lazım. Kartanlıkta yerimizi alırken Selen’in yaptıklarını görmeniz lazım.

Selen Uçer: Bana söyleyene bak. Mete ile Bülent farklı kostümler giyinip şaşırtmaya çalışıyorlar hem de oyun sırasında. İkisinden de heran bir şey gelecek diye bekliyoruz. Prova zamanında yaşanmış bir olayı anlatayım. Üç kadının kavga sahnesinde Dolunay ve Deniz’i korkutmak için elimde bir şey sallıyorum, meğer salladığım boya kutusuymuş ve de kapağı açıkmış.

Dolunay’ın üstü başı, Deniz’in saçları boya içinde kaldı. Hele Deniz beş yıl sonunda Yaprak Dökümü için final yemeğine gidecekti çok üzüldüm bir de şimdi ki gibi samimi de değiliz saçlarını yıkadım valla.

Yener karekterini anlatabilir misiniz?

Yener benim çok yabancı olmadığım bir karekter. İzmir’de okuduğum yıllarda çevremde böyle tipler vardı, bana rolümü çıkarmamda çok yardımcı oldu. Paranın verdiği rahatlıkla yerinde duramayan sabun gibi bir adam. Tek derdi kızlarlarla vakit geçirmek, sosyal olmak için de farklı bir alana yöneliyor, resim kursuna başlıyor. Esas işinin kuyumculuk olduğunu söylesede aslında yapmıyor. Şeytan tüyü var. Normalde çok rahat bir adam değilimdir sahnede Yener’in arkasına saklanmak 2.5 saat hayatla dalga geçmek çok hoşuma gidiyor.

Yaşadığımız şeylerin hepsi kaderin bir oyunu

– Cam’ın  mesajı var mı?

Selen Uçer: Önce kendilerine, ailelerine dürüst olmamaları ile ilgili bu oyun. Karakomedi diyebiliriz. Mış gibi yaşanmış olayların bir rüzgar esmesi ve camın açılmasıyla nasıl değiştini hicvediyor. Oyun hayat tesadüflerden ibaret ne olacağı belli olmuyor, kadere inanmalıyız mesajı veriyor.

– Camın açılmasıyla bir anda kader değişiyor. Siz kadere inanır mısınız?

Selen Uçer: Eskiden inanmıyordum ama şimdi inanıyorum. O sabah kahvaltıya gitmem bile bir kader, ben ne yapacağım diye düşünürken Laçin’in beni araması ve burada olmam kader.

Bülent Alkış: İnanıyorum tabii. Kuantum, Secret gibi kitaplara takıldım bir dönem şunu farkettim ki büyük konuşmayacaksın büyük konuştukça karşına çıkıyor. Tevekkül insanı rahatlatıyor. Ben de iki gün önce ben de sahnede olsam keşke dedim Laçin aradı inanın 2 gün sonra, gönülden çok istemişim heralde. Üniversitede okurken hocamız bize şansızlık şans karşına çıktığında hazır olma halindir derdi, yaşadıkça anlamını daha çok anlıyorsunuz. Bırakın gitsin evrene yürüyecekse yürür değil mi?

Seyircilerin verdiği tepki bazen bizi şaşırtıyor

– Seyircilerden nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Bülent Alkış: Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde oynadığımız bir akşam herkes tebrik ediyordu. O sırada yanıma bir hanım geldi, “Çok iğrenç bir insansınız” dedi. Seyirci bazen bizi şaşırtıyor çıt çıkarmadan seyrediyor tepki vermiyor eyvah diyoruz oyun sonunda ayakta alkışlıyor. Çıkışta övgü dolu sözler söylüyor. Çok ilgi görüyoruz bu yaz turnelerimiz olacak, böyle giderse uzun süre devam edecektir.

– Bana kalırsa bu sadece tiyatro oyunu olarak kalmamalı bir sinema filmi veya  sit-com olabilir. Böyle bir düşünce var mı?

Bülent Alkış: Levent abi düşünüyor, hatta şu anda Kaş’ta bunun üzerine çalışıyor. Aysa prodüksiyon bu ekiple bir komedi yapmak istiyor. Özellikle Selen’le bir şeyler yapmayı çok isterim.

– Peki sinema konusundaki düşünceleriniz neler?

Selen Uçer: Sinemayı çok seviyorum. Daha gerçek daha doğal olmak zorundasınız. Kameradan kaçamıyorsunuz. Bir rolü değiştirme taraftarı olduğum için kapanır ve rolüme çalışırım. Mış gibilikten çok sıkıldım. Neslihan ile benzerliğim bu heralde. Ben de çok konuştuğum için başıma çok şey geldi. Türk sinemasından tek isteğim kadın karekterlerinin daha çok var olması.

Bülent Alkış: Zamanında gelen bazı projeleri değerlendirmediğim için çok pişmanlıklarım oldu hele ki ismini vermek istemediğim bir projeden teklif geldi ve ben o sırada dizide oynuyordum yani parayı tercih ederek gitmedim o film sonra çok ödül aldı her ödül aldığında kafamı duvarlara vurdum. Çoğunluk filmi bana geldiğinde dedim ki, bu filmde çok ödül alacak rol ne olursa olsun kabul ediyorum, iyiki etmişim dediğim çıktı. Sadece Çoğunluk film ekibine kırgınım afişte adımı yazmayı unuttukları için. Özür geldi ama… Bu yaz çok iyi teklifler geldi, bakalım…

– Televizyonu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bülent Alkış:İyi işler çıkıyor ben de olmaktan memnunum. 90 dakika muhabbetine çok takılmıyorum. Evet ekip yorgun ama halk 90 dakika olmasıından çok memnun. Reyting kavgası beni üzüyor Rahmetli Osman (Yağmurdereli) abi “Bir diziyi kaldırmak kolay. Kalktığında 800 kişi aç” derdi. Böyle bir savaşın içindeyiz, bir kaos var eminim yola girecektir.

Selen Uçer: Çok iyi işler var. Canım Ailem, Öyle Bir Geçer Zaman ki  de bunlardan bazıları. Çok önemli oyunculukların olduğunu düşünüyorum. Deli Saraylı projesi de iyiydi. Perran Kutman’la olmak çok özeldi ama reytinge kurban gitti. Bir aydır Hanımın Çiftliği’nde oynuyorum, iyi bir ekiple olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Star