Dönüp Dönüp Aynı Şeyleri Söylüyoruz

(05.04.2011 tarihli Radikal Gazetesi’nde Nazan Özcan’ın Genco Erkal ile yaptığı röportajı yayınlıyoruz.)

Dostlar Tiyatrosu, Aziz Nesin’in metinlerinden oluşturduğu yeni oyunu ‘Nereye Gidiyoruz’la sahnede. Oyunu sahneye koyan Genco Erkal: “Referandum döneminde ‘Hayır’ demeseydim Karaca Tiyatrosu’nda çok rahat edebilirdim”

‘Nereye gidiyoruz’ gerçekten?

Belli bir adresi yok. Oyunda nereye gittiğimizi sorguluyoruz, toplumdan çeşitli görünümler sunarak, genel bir panorama çiziyoruz. Bunu Aziz Nesin’in metinleriyle yapıyoruz. Metinlerin birçoğu 1950’lerde yazılmış, yani 60 yıl önce. Metinlerin bugün yazılmış kadar taze ve güncel olması insanı şaşırtıyor. Demek ki temel sorunlar hiç değişmiyor. Mesela bir türlü demokrasiyi rayına oturtamıyoruz, bir türlü insan hakları gibi konularda sınıfı geçemiyoruz. Özgürlükler konusu sorunlu, dinleniyoruz diye endişeleniyoruz, sinmiş, korkmuş bir toplum var.

Siz daha önce de Aziz Nesin’in metinlerinden oyunlar yapmıştınız.

Aziz Nesin metinleriyle olan çalışmalarım ta 1973’te başladı. İlk ‘Azizname’yi yaptım. Sonrasında ‘Merhaba’da kullandım metinlerini ve akabinde ‘Birtakım Azizlikler’i sahneledim.

Aziz Nesin sizin için neden bu kadar önemli?

Bir kere zekasına hayranım. O zekayı mizahla çok güzel kullanıyor. Ülkesini ve insanlarını çok iyi tanıyor. Bu metinlerin bu kadar yıldır eskimemesinin sebebi de bu. Benim böyle birkaç yazarım var. Başta Nâzım Hikmet, Aziz Nesin ve Bertolt Brecht. Bir de ‘Azizname’yi yaptıktan sonra Aziz Nesin’in bana “Benim metinlerimden neden tek kişilik bir oyun yapmıyorsun?” demişti. Ölmeden üç dört gün önce aramıştım. “Artık oyunu yapıyorum” diye müjde vermek üzere Foça’da buluşacaktık. Çok yorgundu, “Ben yarın Çeşme’ye gidiyorum, İstanbul’a dönüşte konuşalım” demişti ve Çeşme’den hiç dönmedi.

Aziz Nesin tabii ki çok iyi bir yazar ama 60 yıl önce yazılmış bir metin hâlâ değişmemişse biraz da hazin değil mi?

Hazin tabii. Derdimiz de bu zaten. Dönüp dönüp aynı şeyleri söylüyoruz ve o aynı şeylerin bir türlü çözümlenemediğini görüyoruz. Ümit verici bir durum değil. Son dönemde de bence çok dramatik bir bölünme var toplumda.

Hangi konuda?

Politik olarak şu taraftansın ya da bu taraftan şeklinde. Uzun yıllar kendisiyle aynı şeyleri düşündüğünüz insanlar bir bakıyorsunuz, karşı tarafta kalmış oluyor. Bugün iktidarda olanların bu bölünmeyi pekiştirdiğini ve toplumu gererek ortadan böldüğünü görüyorum.

Kemalistler ve İslamcılar şeklinde bir ayrımdan mı bahsediyorsunuz?

Aynı zamanda liberaller var. Liberallerin İslamcılarla beraber olması çok tuhaf mesela. Olabilir mi böyle bir şey? Hem İslamcı hem demokrat! Olmayacağı giderek görülüyor zaten de, bazı arkadaşlarımız bunu görmemekte direniyorlar. Sanki demokrasi İslamcılar aracılığıyla gelecekmiş gibi düşünüyorlar. Bu fikirde olan insanların çok büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağını düşüyorum. Zaten yavaş yavaş başladılar. Benim bildiğim aydın ya da sanatçı, muhalif tavırlıdır. Şimdi, en muhalif diye bilinen insanlar, iktidarın kuyruğuna takılarak sürdürüyorlar hayatlarını.

Neden sanatçı iktidarın peşine takılır sizce?

Hepsini aynı kalıba koymak doğru değil belki ama örneğin televizyon dünyasından insanlar, çok muhalif görünmekten hoşlanmıyorlar. Çünkü onların gelirleri, reytinge bağlı. Yazarlar, çizerler iktidardan nemalanıyor, statüleri yükseliyor, gelirleri yükseliyor, dokunulmazlıklar ediniyorlar.

Siz niye muhalefette kalıyorsunuz?

Eğer ben açık açık referandumda hayırcı olmasaydım, her oyununumda güldür güldür iktidar ve iktidardaki parti aleyhine bir şeyler söylemeseydim, Karaca Tiyatrosu’nda çok rahat edebilirdim.

Ne sorun var Karaca Tiyatrosu’nda?

21 yıldır orada çalışıyorum. Son bir yıla kadar cuma, cumartesi ve pazarları orada oynuyordum. Şimdi ayda iki-üç temsil veriyorlar sadece. Dostlar Tiyatrosu’nun fazla görünmesini istemiyorlar. Hemen gidin de demiyorlar: Çünkü o zaman tepki olacak. Seanslarımızı azaltarak bizim sesimizi kısıyorlar yavaş yavaş. Muhalif ses duyulsun istenmiyor.

Oyunda rahatsızlık duyulan birçok konuya değiniyorsunuz. Şu anda sizi en rahatsız eden şey nedir?

Sanatçıları kullanma biçimleri çok kötü. Sanki onların dertlerini dinleyecekmiş gibi sanatçıları topluyor, kendi düşüncelerini söylüyor. O sanatçılar da gidip biz size hayranız diye ağzının içine bakarak duruyorlar. Bütün bu durum benim için çok rahatsız edici. Ben 12 Eylül üzerine belgesel bir oyun hazırlıyordum bu yaz. Oyunumda Erdal Eren’in mektubu vardı, onu okuyup ağlamaya başladı Başbakan. Eyvah dedim! O yüzden hemen vazgeçtim projeden!

Radikal