O Eller Kırılır!..

(Hıncal Uluç’un 20 Nisan 2011 tarihli Sabah gazetesindeki köşe yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz.)

Önce.. Hangi eller?.. Devlet Tiyatrosu’na uzanan eller..

Sonra.. Tabii, somut anlamda kullanmıyorum “Kırılır” lafını.. Şiddet çağrım yok.. Bu bir soyut baş kaldırı.. Ama sert bir baş kaldırı.. Haykırış.. Sanki bir yerlerden işaret gelmiş gibi, Devlet Tiyatroları’na bir saldırı başladı..

Saldıranlara bakıyorum.. Pek çoğu Devlet Tiyatroları’nın yolunu bilmez..

“Son on yılda, beş yılda, bu yıl, Devlet Tiyatroları’nda kaç oyun izlediniz” diye sorsanız, “Bir” dahi diyemeyecekler var..

Saldıranlara bakıyorum.. “Fırsat bu fırsat” diyen Atatürk düşmanları var.. Osmanlı zamanında (1914) temeli atılan Şehir Tiyatroları yok gündemlerinde.. Atatürk’le yola çıkan (1936) Devlet Tiyatroları var. Oysa ikisi de kamu tiyatrosu.. İkisi de halkın vergileri ile besleniyor. Ama adamın derdi, Atatürk’ün izlerini silmek ya..

Saldıranlara bakıyorum.. Tiyatro düşmanları var.. “Ödeneklileri bitirirsek, özeller zaten yolcu” diyenler..

Saldıranlara bakıyorum.. Tiyatro diye bir kültürün yanından bile geçmedikleri için, “Boş verelim” diyen safoşlar var.. En iyi niyetli diyebileceklerim de bu safoşlar..

Bugün, burada, Devlet Tiyatroları’nı savunma gereği duyduğum için kendimden utanıyorum aslında.. Güneşi savunmak gibi bir şey aslında çünkü.. Anlayın ne hale geldik!..

Tiyatro bir kültürdür. İnsanlık tarihi kadar eski bir kültür..

Tiyatro bir sanattır. İnsanlık tarihi kadar eski bir sanat..

Devlet, dünyanın her modern devleti, tiyatroya sahiplenir. Fransa’ya, İngiltere’ye, Almanya, İtalya’ya gidin.. Sahne sanatlarının arkasında “Devlet”i görürsünüz.. Hem de bizdekinin misli misli yatırımlarla..

Özellikle günümüzde, tiyatro çok pahalı bir sanat haline gelmiştir. Çok pahalı ve rekabete çok açık..

Bu yüzden kamunun desteğine fena halde ihtiyacı vardır. Kamu bu parayı verir. Vermelidir. Çünkü tiyatro kamunun kültürüne hizmet eder.. Onun ruhunu yüceltir. Duygularını geliştirir.

Özel tiyatrolara bakın. En ucuz dekorlar, en dar kadrolu oyunlarla ayakta durmaya çalışıyorlar.. Hiç birinin gücü, pahalı bir yapımı sahneye getirmeye yetmiyor.. Bir Shakespeare, bir Sofokles oynamayı düşünemiyorlar bile.. Özel tiyatro hangi güçle Kral Lear, Antigone oynayacak?.. Bugünün insanları, bugünün gençleri, bu oyunları sahnede izlemeyecekler mi yani?:

Çağdaş büyük yapımları, dünya çapında müzikalleri özeller yapabilir mi?.

My Fair Lady’yi, Damdaki Kemancı’yı hangi tiyatro getirdi, ayağımıza.. Hem de dünyadan geri kalmayan zaferlerle?..

Yerli yazarları kim yüceltecek?. Orhan Asenalar, Turhan Oflazoğulları, Selahattin Batular’ın dev yapımlarının altından özel tiyatrolar kalkabilir mi?. Bir Dördüncü Murat daha izlemeyecek miyiz, peki?.

Devlet Tiyatrosu eleştirilir.. Ben de eleştiriyorum.. Cüneyt Gökçer’in zamanında, her sezon en az iki, bazen üç efsane oyun sahnelenirdi, ötekilerin yanında..

Şimdilerde böyle büyük yapımlar yok.. İyi şeyler var.. Ama yetmez.. Halkı tiyatroya koşturan yapımlar da lazım.. Bu koşunun özel tiyatrolara da yararı olur. Tiyatro seyircisi artar çünkü..

Tiyatro seyircisi artmalı.. Tiyatro seyircisinin artması, ülke insanının, kültür, sanat, insanlık düzeyinin artmasıdır.

Bunu başaracak olan da, yaşam savaşı veren Özel Tiyatrolar değil, ödenekli Devlet Tiyatrosu’dur. Türkiye’nin dört bir yanına yayılan sahnelerini, gene dört bir yanda açılan konservatuarlardan yetişenleri kucaklayarak açan Devlet Tiyatroları..

Hıncal Uluç

Sabah