Sanatın ne kadarı aşırıdır?

Peter Marks

The Washington Post, 13 Şubat 2011, Çeviri: Ömer Ongun

Mimesis Çeviri – Ülkedeki dans, tiyatro, heykel ve operanın önde gelen savunucusunun aylardır körüklediği tartışma gündeme oturdu: Bu ülkede güzel sanatların, kaldırabileceğinden daha fazla mı sergileme ve satış alanı mevcut?

Böyle bir sorunun Ulusal Güzel Sanatlar Fonu (National Endowment for the Arts) başkanı tarafından ortaya atılması biraz tuhaf görülebilir. Sonuçta, yıllık 168 milyon $ kredilik fon sağlayan ajans, hem sanat çalışmalarına destek sunan hükümetin ana finansal ikmal hattı hem de Amerikan hayatında oldukça marjinalize olan bir yığın yaratıcı disiplinin sesini duyurduğu birkaç sokak kürsüsünden biri.

Ancak Broadway tiyatrosu sahibi ve yönetmeni olan Rocco Landesman’ın gürültü patırtı çıkarmaktan ne kadar haz aldığına bakarak, sıradışı bir NEA başkanı olduğu söylenebilir. Arena Sahnesi’ndeki konferansta yaptığı pervasız açıklamalarıyla tam da bunu fitilliyordu. Ülkedeki sanat çalışmalarını takip edenlerin sayısındaki azalışla ilgili bir soruya şöyle net bir yanıt verdi: “Çünkü çok fazla tiyatro var”.

“Bakın”, diye devam etti.” Ya talebi artırırsınız ya da arzı azaltırsınız. Talep artmayacak. O halde arzı azaltmayı düşünmenin vakti geldi”.

Bu yorum, ardından gösterilmesi olası her tür öfke, şaşkınlık ve desteği fitilledi. Ancak hepsinden öte, herkesin gözü önünde büyük lokmaların nadiren çiğnendiği bir alanda şiddetli uğultuları başlattı.

Washington’un oldukça saygın tiyatrolardan biri Tiyatro J’nin sanat yönetmeni olan Ari Roth “Bu değerlendirmeye kesinlikte katılmıyorum” dedi.

Yine saygın Arena Sahnesi’nin yöneticisi Molly Smith ise “Eğer hükümet yapısı içerisindeki biri açık sözlü ve net ise, bu takdir edilmesi gereken bir şeydir” diyerek karşılık verdi.

Kennedy Center’ın başkanı ve zorda olan sanat gruplarına kaynak yaratmada yardım etme konusunda uzman bir isim olan Michael M. Kaiser ise “Benim alanın daraltılmasıyla ilgili en büyük sorunum, daralma denince insanların aklına hemen şunun gelmesi: En küçük, en zayıf ve en az gelişmiş olandan kurtul.” dedi

Pekiyi, Landesman kayıtlı tiyatroların da restoranlar ve ayakkabı mağazaları ile aynı ekonomik kanunlara tabi olmasını önererek sanat mabetlerinin kapatılmasını mı kastediyordu gerçekten? Yoksa kendisinin isim yaptığı sanat formunun da cidden diğerlerinden ayrılmasını mı kastediyordu? Ya da şeytanın avukatlığını yapıp insanların mecburen tepki verecekleri bir fitil yakıp ortalığı karıştırmak mı?

‘Görmezden gelinen aşikar bir gerçek

Kar amacı gütmeyen bölgesel tiyatroların ekonomilerini inceleyen bir akademisyen olan ve Arena’da Landesman’la yapılan söyleşiyi gerçekleştiren Diane Ragsdale, söylenmemiş bir rakam olduğunu düşünmüyor. “Göreve geldiği günden bu yana, onun niyeti şuydu: ‘Söylenmesi gereken ne varsa söylemekten çekinmeyeceğim.’ Bence o bunu deliliğinden söylemiyor. Görmezden gelinen bariz bir gerçek var ve bunun konuşulması sektör için önemli”.

Hem Ragsdale’in hem de diğerlerinin aklında olan bu bariz sorun, eğilimlerin çatışması yani kaynaklar ve seyirci sayısı azalırken kar amacı gütmeyen sanat gruplarının çoğalmasıdır. NEA ve Sanat için Amerikalılar (Americans for the Arts) gibi müdafaa gruplarının istatistiklerine dayanarak Landesman, ekonomik gerilemenin olduğu 2007’den 2009’a kadarki dönemde kar amacı gütmeyen sanat gruplarının sayısının 3000 arttığını söylüyor. “Aynı zamanda”, diyor, “NEA tarafından 2008 yılında yapılan bir halk araştırmasında, 2002’den bu yana canlı bir performansa katılan ya da bir müzeyi ziyaret eden kişi sayısında yüzde 5 düşüş olduğu görüldü”.

Landesman’ın görüşlerinden belki de en tahrik edici olanı bütün o disiplinlerden gelen böbürlü ve kızgın bir sanat bürokrasinin bu düşüşü abarttığına yönelik olan görüşüydü. Tartışmanın hemen ardından NEA’deki blogunda yayımladığı bir yazısında, başkan gözlemlerini şöyle dile getiriyor: “ Bu ülkede 5.7 milyon sanat çalışanı ve 2 milyon sanatçı mevcut. Her sanatçı için 3 tane idareciye ihtiyacımız var mı?”

Kar amacı gütmeyen tiyatroların ofislerinin ihtiyaçtan fazla çalışanı olan yerler olarak görülemeyeceğini söyleyen bazı tiyatro öncüleri bu açıklamayı fazla abartılı buldu. 47 eyalet ve bölgedeki 500 bölgesel tiyatroya hizmet ederek onların çıkarlarını koruyan Tiyatro İletişim Grubu’nun genel koordinatörü Teresa Eyring “5.7 milyon sayısı otopark sorumluluğu gibi bütün yan işlerin de dâhil olduğu bir sayı” diyor. “Tiyatroda sadece oyuncular yoktur. Teknik ekip, kostümcüler ve güvenlik de bunun bir parçasıdır.”

Acı için kuşanmak?

Tiyatro J’den Roth, Landesman’ın, kutuplaştırıcı kelimeler seçerek, tiyatroları karşılarına çıkacak daha zorlayıcı bir kaynak yaratma ortamına karşı güçlendirmeye çalışıyor olabileceğini düşünüyor. Öyle bir ortam ki, kar amacı gütmeyen sahneler “bütçe kesintilerinin olacağını biliyor. Bu, sanat çevresini zor bir diyaloga doğru hazırlıyor olabilir: ‘Nasıl daha çok gelişebiliriz?’ tartışmasından, “Virajı alıp nasıl aşağı ineriz?” tartışmasına doğru.”

Samimi niyeti ne olursa olsun Landesman, çeşitli büyüklükteki etkin kurumların nasıl daha ileri taşınabileceği gibi somut kaygıların tiyatro dünyası tarafından tartışılmasından heyecanlan duyduğunu söylüyor. Bir telefon görüşmesinde “Bu tamamen NEA’nın yapabileceği türden bir şey. Bir diyalog başlatabiliriz.” diyor. “Bu bariz bir şekilde gerçekleşmeyi bekleyen bir diyalog. Ve şimdi bir anda başlıyor.”

Esasen Landesman’ın işaret etmek istediği sorun, bocalayan organizasyonların neden hala oyalanıp basitçe çekilmedikleriyle alakalıdır. Sanat için Amerikalılara göre 2008 yılında kar amacı gütmeyen sanat gruplarının %41’i seneyi kırmızı listede bitirdi.

“Çok sık duyarız”, “ 1,000 tane çiçeğin de açmasına izin ver denir” diyor Ragsdale. “ Halbuki, hem devamlı bir şekilde pazara giren firmalar hem de ayrılmayı beceremeyen başarısız firmalar için bunun bir semeresi var. Bu sektör için de kötü bir şey çünkü onlar iyi organizasyonların kullanabileceği kaynakları da alıyorlar.”

Kimin değerli sanat yaptığı ve bunu hangi mali koşullarda gerçekleştirdiği sorusunun cevabı bariz siyah ya da beyaz değildir: Köhne bir mekânda harika bir oyun doğabilir. Hal böyleyken, gösteri sanatları dünyası da ihtiyacı olan şeyin etkili bir yönetim olduğunun bilincine daha çok varıyor. Kennedy Center’ın da geçen ayki kararından anlaşılacağı gibi konsolidasyon zaten vuku buluyor. Merkez, mali açıdan sıkıntılı olan Washington Ulusal Operası’nın etkinliklerini karşılamaya karar verdi. Belirli bir topluluktaki “arz ve talebin” etkilerinin belirlenmesi noktasında ise istatistikler bir yere kadar gidebiliyor.

Örneğin, Washington gibi canlı bir tiyatro şehrinde kar amacı gütmeyen tiyatro toplulukları başta olmak üzere bütün tiyatro topluluklarının gelişimleri müthişti: Helen Hayes Ödülleri’nin başkanı olan ve başkentteki tiyatro izlenirliliğini takip eden Linda Levy Grossman’e göre sayı 1984’te 20 iken 2009’da 71 oldu. İrili ufaklı bazı oyuncu grupları son birkaç yılda açılıp kapanmış olsa dahi, diğer birçokları hızlıca yerlerini buldular ve yıllık tiyatro izleyici sayısı son beş yılda 2 milyona ulaştı.

Grossman’ın buradan yaptığı çıkarım, kaç tane tiyatronun hayatta kalacağı ve büyüyeceğini hesap ederken, ekonomik güçlerin ötesindeki faktörlerin de değerlendirilmesi gerektiğidir.

“Tiyatro, Washington’daki seyirci için bir öncelik. Onların hayatlarının bir parçası”, diyor Grossman. “Ekonomik gerilemenin ortasında bir 6 aylık dönem vardı ki, bu dönemde prodüksiyonlar genişleyerek devam etti ve kapalı gişe oynadılar”.

Şiddetli ifadelere rağmen, Landesman’ın uyarıları ses getiriyor. Washington’da geçmiş on yılda kurulmuş en iyi topluluklardan biri olan Forum Tiyatrosu’nun sanat yönetmeni Michael Dove, NEA başkanının Arena’daki konuşmasını canlı izlediğini söylüyor. Başta Dove da hiddetlenerek “ Ne cüretle bunu söyleyebiliyorsun?” demiş.

Şimdiyse sorunun en azından konuşulmaya değer olduğunu düşünüyor. “DC’de inanılmaz bir seyirci kitlemiz var. Ama ben her defasında benzer bir kitleye oynayıp oynamadığımız konusunda kaygılıyım” diyor Dove. “Uluslararası ve ulusal bir tiyatro topluluğu olarak bizler izleyici potansiyelimizi kullandık mı? Landesman talebin artırılmasının imkansız olduğunu söylüyor. Bunun doğru olmadığına inanmak zorundayım”.

Landesman’ın yaratığı tartışmadan memnun görünüyor. “Benim gördüğüm şu ki, her geçen gün daha çok topluluk faturalarını ödemekte güçlük çekiyor”, diyor başkan. “Bir hayatta kalma krizi yaşanıyor, elbette tiyatroda da ve belki de sahnelerin hepsinde. Kafayı kuma gömerek bir cevap oluşturabileceğimizi zannetmiyorum”.

Yorum


işlemi tamamlayınız: