Seyircinin Yorumu İtham Haline Dönüşmemelidir!

Devlet Tiyatroları Yönetimi yaptığı açıklamada, kuruluşundan bu güne kadar ülkenin her köşesine her koşulda turne yapmış, halkın genel eğitimini, dil ve kültürünü yükseltmek, ülkemizi çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak inancı ile hareket ettiğini veBu ilkeler çerçevesinde, bizzat halkın içinden çıkan sanatçıları ile perdelerini açan Devlet Tiyatroları’nın, aynı havayı soluduğu halkını, hiçbir zaman, hiçbir hal ve durumda, kılığına kıyafetine, kültürel seviyesine ve inancına göre sınıflandırmadığı belirtiliyor.

Bunun kendi doğası gereği böyle olduğu, böyle olmak durumunda olduğu açıklanıyor.

Bunun için de Devlet Tiyatroları başka kurumlara benzemediği belirtiliyor..

Ankara Devlet Tiyatrosunun Büyük Tiyatro da sahnelenen “Genç Osman” adlı oyunu da, bu inanç ve düşünce ile üç yıldır “kapalı gişe” olarak seyirci önüne çıkmıştır.

Adı geçen oyunun yaklaşık iki yüz (200) gösterimi sırasında halkın her kesiminden, işçi-köylü, zengin-fakir, başörtülü-başörtüsüz on binlerce insan, seyircimiz olmuştur.  Bu seyirciler  bütün oyunların da takipçisidir.

Bir oyunda, bir düşünceyi, bir konuyu seyirciye iletirken seyirciyi kişisel olarak rahatsız etmek, hele hele hakaret etmek gibi bir düşünce, Devlet Tiyatrosunda asla düşünülemez.

Oyundaki Curcuna Sahnesi, disiplinsizlik nedeni ile yitirilmiş savaşlarda askerin zıvanadan çıkmasını, eleştirel bir şekilde dile getirmesi ve seyirciyle paylaşması üzerine kurgulanmıştır. O akşam, salonda sakız çiğneyerek oyunu izleyen başörtülü hanım seyirci, oyundaki sözlerin ve tavrın şahsına yönelik olduğunu, daha önceki oyunlarda yapılmayıp, kendi izlediği oyuna mahsus olduğunu zannedip incinmiş ve oyundaki eleştirileri kendi üzerine almış olabilir.

Buna tepki göstermesi de bir yere kadar anlaşılabilir.  Ama sadece kendi ‘zan’nının doğru olduğundan yola çıkarak bütün bir kurumu ve sanatçıları yargılamak ve hoyratça eleştirmek ne kadar hakkaniyetli bir davranıştır?

Sakız çiğnenmesi ile ilgili tek bir söz bile söylenmediği hatta başörtüsünün ima dahi edilmediği halde, seyircinin hangi düşünce dizgesini takip ederek oyuncunun “aslen sakıza değil başörtüsüne takmış…” olduğuna hükmettiğini anlamakta zorluk çekilmektedir.

Oyunun herhangi bir yerinde ne söz olarak, ne de tavır olarak olmayan şeyleri zihninde çoğaltarak “başörtülüleri tiyatroda görmeye tahammül edemeyen” sanatçılar varmış gibi göstermek ne kadar doğrudur. Bütün oyunları izleyen seyirciler arasında her zaman başörtülü seyirciler vardır. Ve bu kişilerden hangisi şimdiye dek herhangi bir oyunda hakarete uğradığından şikâyet etmiştir?

Başörtülü kişileri “başörtülü yobaz” diye nitelemek ve “bu ülkenin yüzde 80’ini, yani halkı, tiyatroda istememek…” hiç kimsenin, en azından Devlet Tiyatroları sanatçılarının düşüncesi değildir. Olamazda…

Böyle bir düşünceyi taşımak ya da dile getirmek ayrımcılıktır.

Ayrıca bir tiyatro oyununu izlerken “sakız çiğnemenin” ne kadar doğru bir davranış olduğu da düşünülmesi gereken bir konudur. Nitekim Muhsin Ertuğrul usta yıllar önce “Bilmeyenlere” üst başlığı ile seyirciye dağıtmak zorunda kaldığı “Tiyatro Adabı” adlı broşürde; tiyatro salonlarındaki bu ve benzeri davranışların yapılmayacağını gene tiyatro sanatçılığına yakışan bir nezaketle anlatılmaktadır.

Devlet Tiyatrosu sanatçılarını “tahammülsüz, medeniyetten nasibini almamış kişiler” gibi göstermek, ve çok daha ağır olan “bu nasıl bir şımarıklık, nasıl bir kabalık ve faşistlik, hatta nasıl bir cahillik, ve medeniyetten nasibini almamışlık?! “ sözleri son derece yanlış ve bütün camiaya yöneltilen ağır sözlerdir.

“Kimsenin kimseye hakaret etme hakkı olamaz…” Bunu söylerken de bir yandan hakaret içeren ifadelerde bulunmak… Ciddi bir çelişki… Kimsenin kimseye hakaret etme hakkı olamaz, konumu ne olursa olsun!

İşte bunun için seyircinin yorumu bir itham haline dönüşmemelidir.

Yaşanmış olmasından büyük üzüntü duyduğumuz bu olayın, Devlet Tiyatrosu Yönetimi tarafından tüzel kişiliği çerçevesi içinde, ilgili taraflara gereken söz hakkı verilip ve anlayış gösterilerek soruşturulacağına inanç tamdır.

DETİŞ Yönetim Kurulu “Yoksa bazı çevrelerin alelacele yaptığı gibi soruşturması henüz başlamamış bir konuda bir anlamda yargısız infaz yapılarak, sanatçı arkadaşımız tek kelime etmeden cezalandırılacak mıdır?” diye soruyor.