Türk Kuğu

Sevin Çeviker, dünyaca ünlü Martha Graham Dans Okulu’nda baş balerin olarak görev yapıyor. Ve şu sıralar İtalya’nın duayen tiyatro oyuncusu Giorgio Albertazzi’nin başrolünü üstlendiği “Cercando Picasso” (Picasso’yu Aramak) adlı eserde solo dans ediyor. Çeviker ile Roma’daki Quirino Tiyatrosu’nda buluştuk.

Baleye nasıl başladınız?

– Baleye 5 yaşındayken başladım. Öncelikle Suna Uğur’un bale okuluna gittim, sonra AKM’nin çocuk eserlerinde yer aldım. Konservatuvarda okurken de Çağdaş Bale Topluluğu’nda sahneye çıktım. Mimar Sinan Devlet Konservatuvarı ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda eğitim gördüm. Mezun olduktan sonra Amerika’ya giderek Marymount Manhattan College’a gittim. Önceleri klasik dans eğitimi alıyordum, sonra Martha Graham Dans Okulu’na kayıt yaptırıp modern bale tekniğini öğrendim. O gün bugündür Martha Graham Dans Okulu’nda profesyonel olarak çalışıyorum. 2006’dan bu yanadır da bu dans grubunda baş balerin olarak görev yapıyorum.

Baş balerin olmak size neler hissettiriyor?

– Toplam 18 baleriniz ve baş balerinlik de güzel bir unvan tabii ki. İnsan sahnede solo yaparken balenin tadına varıyor.

Graham tekniği üzerine dersler veriyormuşsunuz. Nasıl bir teknik bu?

– Ünlü balerin Martha Graham’ın yarattığı bir modern bale tekniği. Klasik baleye aykırı. Daha dramatik ve daha hislerle yansıtılan bir teknik. İçinde caz, rap, tip tap var. Sanırım bu teknikte kendimi buldum.

EKİMDE İSTANBUL’DA TURNEYE ÇIKACAĞIZ

Amerika’da yaşıyorsunuz ama Türkiye’den de kopmadınız, değil mi?

– Evet… Zaten geçtiğimiz aralık ayında İstanbul’daydım. Hocam Zeynep Tanbay’ın okulunda workshop yaptık ve ben katılımcılara Martha Graham tekniğini öğrettim. Ekim ayında grubumuzla İstanbul’a turneye çıkacağız.

Amerika’da, aileniz dışında neleri özlüyorsunuz?

– Ailemi çok özlüyorum. Bende büyük emekleri var. Bunun dışında dostluğu özlüyorum. Yemekleri, Boğaz’ı özlüyorum… Saymakla bitmez özlediklerim…

“Cercando Picasso” eserinde İtalya’nın gelmiş geçmiş en değerli tiyatro oyuncularından Giorgio Albertazzi ile birlikte sahneye çıkıyorsunuz. Bir duayenle aynı sahneyi paylaşmak, nasıl bir deneyim?

– Giorgio 87 yaşında ama inanılmaz dinamik ve mesleğine aşık. Dokuz kızla birlikte sahnede harikalar yaratıyor. Çok tatlı. Bizlere bayılıyor. Her akşam gerek oyuna ve gerekse bizlere bir başka kişilik katıyor.

Hiç Broadway’de sahneye çıktınız mı?

– Sesim pek iyi değil ama Hisseli Harikalar Kumpanyası ile Broadway’de sahneye çıktım. Ayrıca Atatürk adına hazırlanan “To Love” (Sevmek) adlı eseri de Broadway’de sahneledik. Bu oyunu kasım ayında İstanbul’da da sahneleyeceğiz.

Peki ya Hollywood’da?

– Hollywood’u kim istemez? Ama sanırım artık koreograf olarak ileride düşünebilirim.

TAŞ ÇATLASA 40 YAŞINA KADAR DANS EDEBİLİRSİNİZ

Gelecek için amacınız ne?

– Bale maalesef fiilen uzun ömürlü bir sanat dalı değil. Düşünün, günde ortalama yedi saat prova yapmak zorundasınız. Vücut zaman zaman yoruluyor, sakatlıklar oluyor, terapi görmeniz gerekiyor. Taş çatlasa 40 yaşına kadar dans edebilirsiniz. Ben koreograflık ya da öğretmenlik yapmak istiyorum. Belki ileride ülkemin balesine katkım olur.

AMERİKA’DA YEMEK DEĞİL SANKİ TAHTA YİYORSUNUZ

Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

– Amerika’da çok kolay oluyor. Yemek değil, sanki tahta yiyorsunuz. Yiyecekler ot gibi. Ama Türkiye, İtalya, İspanya gibi ülkelerde yemekler harika, o yüzden yediklerinize dikkat etmek zorunda kalıyorsunuz. Bir de ağır provalar kilo almanızı engelliyor.

Röportaj: Reha ERUS Fotoğraflar: Esma ÇAKIR

Hürriyet