Direnişte Sanat için Sokağa

Bize şarkılar söylüyorlar, içinde biz yokuz.

Bize filmler yapıyorlar, bizsiz. Bize oyunlar sahneliyor, sergiler açıyor, şiirler, romanlar yazıyorlar, hepsi bizden azade, hepsi bizi daha da görünmez kılmak için.

Ya biz kimiz? Biz bu dünyanın yoksulları, ezilenleri, sömürülenleriyiz.

Biz, adına “halk” denenleriz.

Şimdi bizler Direnişte Sanat adı altında bir araya geliyoruz. Sürgün edildiğimiz sanatı tekrar kazanmak, bizim için ve bizden yana sanat üretmek için toplanıyoruz. Biz diliyle konuşuyoruz, halk adına konuşuyoruz, bu hakkı kendimizde görüyoruz, çünkü biz de halk denizinin damlalarıyız.

Sanatçı, halktan başka biri değildir. Sanat hep halkın ürünüydü ve boynumuzdan piyasanın boyunduruğu, sırtımızdan sömürenlerin ağırlığı söküldüğü zaman, yine bütün varlığıyla sadece halkın olacak. Bizim olacak.

O günlere takvim yapraklarını çevirerek ve gözlerimizi halktan kaçırarak ulaşamayız. O günler gelsin diye, önce “bu” günlere direnmek gerek. Bu umutsuzluk, zulüm ve yokluk günlerinde açların gözbebeklerine cesurca bakmak zorundayız. Baskının ve işkencenin işgali altındaki sokakları geri kazanmak için biz de üzerimize düşeni yapıyoruz, sokağa çıkıyoruz. Sanatçı halksa, o da meydanlar, grev çadırları, dağ başları, gecekondu sokakları kadar, onlarla birlikte direnmek, onlarla birlikte başkaldırmak zorundadır. İşte bu yüzden Direnişte Sanat: Halk için, halktan yana, halkla birlikte sanat…

Bir Öneri: Sanaat

Sanatta halk, halkta sanat

Bu kolektif altında toplanmış sanatçılar olarak, dili halktan yana dönen bütün devrimci ve sosyalist sanatçılara bir önerimiz var: Sanaat yapmak.

Bir emek ve üretim işi olduğu halktan saklanan, yetenekli azınlıklara mahsus bir yaratım olduğu iddia edilen sanatı asıl sahiplerine iade etmek istiyoruz.  “Sanaat” sanat emekçilerinin ellerindeki bütün sanatsal araçları halkın hizmetine sunduğu bir eylemin adıdır.

“Direnişte olmayan” sanatçılar bize efendilerin ve efendinin yanında saf tutanların dünyasını anlatmaya, dünya nüfusunun küçük bir azınlığını eserlerinin ezici çoğunluğuna konu eylemeye devam etsin. Biz, “Direnişte Sanatçılar”, hikayesi giderek daha az ve eksik anlatılanları, yani halkı anlatmak istiyoruz.

Belleğimizde Şili diktatörlerine Venceremos/Biz Kazanacağız diye haykırarak ölen sanatçı Victor Jara’nın sözü var: “Halka inilmez, çıkılır.” Biz daha ötesini söylüyoruz: Biz halk basamağında duruyoruz, üstümüzde göğün özgür ufukları, altımızda sömürenler ve taraftarları var. İnecek yerimiz yok ve çıkacak tek yerimiz var: insanın insanı sömürmediği bir dünya.

Bu tırmanışa kendi emeğimizi katmak ve halkların direniş sanatına kendi kavlimizce katkıda bulunmak için 26 Haziran 2011 Pazar günü, saat 16:00’da Ankara Sakarya Meydanı’nda bir araya geleceğiz.[*] Müzisyen çalgısını, ressam tuvalini, fotoğrafçı makinesini, sinemacı kamerasını, yazar kalemini, oyuncu kendini alıp gelsin. Kimin eli hangi sanata yatkınsa, kim hangi akımı, üslubu kendine yakın buluyorsa kendisiyle getirsin. Kralların, beylerin, patronların değil, halktan birinin sanatını yapacağız. Halk denizinden, hikayesi yok sayılanlardan biri bize kendini, hayatını, düşlerini ve düş kırıklıklarını, velhasıl kendinden neyi paylaşmak istiyorsa onu anlatacak, biz de kaleme, tuvale, çalgıya, elimizde ne varsa ona sarılıp onu anlatacağız.

Direnişte Sanat kolektifinin bu ilk Sanaat eylemine direnişe geçmek isteyen tüm sanatçıları davet ediyoruz.

Konuk olarak değil, ev sahibi olarak…

DirenişteSanat

[*] 25 Haziran 2011 Cumartesi günü saat 18:00’da Konur Sokak 4/3 adresindeki Mimarlar Odası Genel Merkezi’nde etkinliğin toplantısı, 26 Haziran 2011 Pazar günü saat 16:00’da Sakarya Meydanı’nda ise Sanaat etkinliği başlayacaktır.

direnistesanat@gmail.com