‘Umarım Bir Gün AKM’de Dans Edebilirim’

Hasan’ın hikâyesi AKM’nin koridorlarında başlayıp Stuttgart’a uzanıyor. Babası AKM’nin 22 yıllık emekçisi, güvenlik görevlisi Bülent Topçuoğlu. Hasan da her çocuk gibi hafta sonları babasının ‘işyerine’ gidiyor. Bülent Bey, önceleri kulislerden, sahneden topluyor oğlunu, sonra bakıyor ki Hasan gördüğü hareketleri koridorlarda taklit etmeye başlamış, alıp oğlunu bale seçmelerine götürüyor. Sonrası Hasan’ı uluslararası platforma taşıyan bir başarı öyküsü… Hasan o kadar güzel anlattı ki, hiç araya girmeyeceğim. Hikâyeyi ondan dinleyelim…

10 Eylül 1992’de İstanbul’da doğdum. Ailemin ilk çocuğuyum, benden beş yaş küçük erkek kardeşim var. Bayrampaşa’da büyüdüm. Annem ev hanımı. Bizimle her zaman çok yakından ilgilenirdi, hayatımdaki doğruları ve yanlışları bana o öğretti. Babam 22 yıldır AKM’de güvenlik görevlisi, hâlâ görevine devam ediyor. Boş binayı beklemek onun için çok üzücü.

Kardeşim 14 yaşına yeni girdi. O da Mimar Sinan üniversitesi Devlet Konservatuarı bale bölümünde. Benim yolumdan gidiyor diyebiliriz.

Hikâye AKM’de başladı. Orası benim için gerçekten çok özel bir yer. Küçüklüğümde kendimi en çok orada güvende hissederdim. Dokuz yaşındayken AKM’de çocuk balesine başladım. Hocalarımın hepsi ailemden biri gibiydi. İlk sahne heyecanımı AKM sahnelerinde yaşadım ben de herkes gibi AKM’yi çok özlüyorum umarım en kısa zamanda AKM’de tekrar senfoni ve bale izleme şansını yakalarız. Çünkü orayı bomboş gördüğüm zamanki duygularımı tarif edemiyorum. Evimden bile daha çok zaman geçirdim orada. Hafta sonları götürürdü babam okullar tatil olduğu için. Baleye başlamadan öncesinde de sonrasında da bol bol gidip temsil izlerdim. Ben sanat ve sanatçı kelimesini orada öğrendim. Bazen seyirci kısmından izlemek yerine kulislerden takip ederdim. Sanatçıların konsantrasyonlarını ve sarf ettikleri eforu görmek beni çok heyecanlandırırdı. Kendime hedefler koyardım dansçıları görünce. 10 sene sonra bu rolde ben dans edeceğim gibilerinden… Umarım bir gün AKM’de dans edebilirim.

Yolculuk Zürih’e…

Çok zayıftım ve bacaklarımın doğru bir çizgisi de vardı. Bu özellikler baleye başlamak için büyük artı. Bale hocalarının dikkatini çekmiştim. Babam “Bale seçmeleri var, çocuk balesi için ne düşünürsün?” diye sormuştu. Hiç oralı olmadım. Futbolcu olmaktı hayalim. Ama o gitmiş benim adımı yazdırmış. Kayıtların bitmesine az kala, son anda yetişmiş. Listedeki son aday bendim. Ertesi gün babamla annem elimden tutup götürdü beni. Benim ne olup bittiğinden doğru dürüst haberim yok tabii. Sınava girdim ve kazandım. İyi ki de bale yapıyorum diyorum şu an. Hiç pişman olmadım.

Bayrampaşa’ da oturuyorduk. Her sabah 6.30’da kalkıp 9.00’daki bale dersine giderdim. Sabahları bir, bir buçuk saat, akşamları trafikten dolayı iki saati aşıyordu yolda harcadığım zaman. Akşam çalışmalar bitince, 21.00’de evde olup yemeğimi yiyip, hemen uyurdum. İstanbul trafiğinden çok çektim.
Çocuk balesine başladıktan iki sene sonra hocalarım beni konservatuvar sınavlarına yönlendirdi. İki aşamalı sınavdan sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda eğitim görmeye hak kazandım. Çok şanslıydım, altı sene boyunca Dilek Evgin’le çalıştım. 2009’da İsviçre’nin Lozan kentindeki yarışmaya katıldım. Avrupa’nın ve dünyanın en önemli yarışmalarından biri… İngiltere Royal Bale, İsviçre Zürih, Almanya’da ise Stuttgart ve Münih’ten burs kazanmıştım. Tercihimi Stuttgart’dan yana kullandım. 2009 Eylül’de başladım ve iki hafta önce sınavlardan başarıyla geçip mezun oldum. İstanbul’da elde ettiğim birikimlere burada yenilerini ekledim.

Balet olmam çevremde ilk başlarda garip karşılanmıştı. “Boş ver ne yapacaksın başka meslek bul kendine” diyenler oldu. Annem ve babamsa ilk günden itibaren yanımdaydı ve ben de söylenenlere kulağımı tıkadım. Ama işin ilginç yanı ilk başlarda tepki gösterenler artık beni görünce “Keşke ben de balet olsaydım” diyor.

Şu an Stuttgart’da yaşıyorum. Yakın bir zamanda okul gösterilerimiz var, sonra buradaki işim bitiyor. Bu yaz sadece iki hafta yaz tatilim var. Zaten dansçılar uzun süre tatil yapamaz vücudun formunu korumak için. Gelecek seneden itibaren Zürih Balesi’ndeyim. Ocak ayındaki seçmelerde oradan kontrat aldım. Kariyerime Zürih’te başlayacağım. Umarım iyi bir başlangıç olacak. Henüz 18 yaşındayım. 11 yaşında konservatuvara başladığımdan beri asla söylenerek okula gitmedim. Çok sevdiğim bir şeyi yapıyorum ve bu benim mesleğim. Geriye baktığımda başardığım şeyleri gördükçe mutlu oluyorum ve bunu hak ettiğimi düşünüyorum. Önümde uzun bir dans yaşamı var her geçen gün yeteneğimin üstüne biraz daha koyup ülkemi en iyi şekilde temsil etmeye devam etmek istiyorum.

Futbol oynayamıyorum ama maçları kaçırmam

Bale camiasında her sanat ve spor dalında olduğu gibi rekabet büyük. Eğer kendinize iyi bakmazsanız bu meslekte ayakta kalmak çok zor. Her gün yüzde yüz performans göstermeniz isteniyor ve tabii buna bağlı olarak da beslenmenize, uyku saatinize dikkat etmeniz gerekiyor.

Mesela Konservatuvara girdiğim ilk altı sene yatağa gece yarılarında girdiğimi hiç hatırlamıyorum. Kendimi; Hasan herkesin yapamadığı meslek dalını yapıyorsun ve şu anda Avrupa’da ülkeni temsil ediyorsun diye motive ediyorum.

Ders programlarımın haricinde ekstra çalışmalar yapıyorum. Çok klasik olacak belki ama, boş zamanlarımda kitap okuyup müzik dinlerim. Yurtdışında olduğum için İstanbul’daki arkadaşlarımla internet aracılığıyla konuşup haberleşiyoruz. Dört beş arkadaş buluşup playstation oynuyoruz, vaktimizi böyle geçiriyoruz. Küçüklüğümden kalma futbol sevgimden dolayı televizyonda gördüğüm hiçbir futbol maçını da kaçırmam.

Futbolcu olmak küçüklük hayalimdi. Tabii ki artık futbol oynamam söz konusu değil. Ama üzülmüyorum dünyaya tekrar gelsem yine bale yapmak isterdim. Vücudum için ekstra çalışmalar yapıyorum. Bale sanatı görsel bir sanat dalı olduğu için seyirciler sahnede iyi bedenler görmek istiyor. Şanslıyım onu yiyemem bunu içemem diye kurallar koymadım kendime. Ama özellikle süt ürünlerini tüketiyorum. Günde 7-8 saat çalıştığımız oluyor o yüzden kendimi zinde tutmak için aralarda küçük de olsa bir şeyler yerim.
Türkiye’de bale yeteri kadar ilgi görmüyor. Almanya’da ilk bale temsili izlediğimde çok şaşırmıştım. Buradaki dansçılar star muamelesi görüyor ama acaba şu anda İstanbul’da kaç kişi bir dansçının adını biliyor?

Oğullarımı aynı sahnede görünce…

Anne Sema Topçuoğlu
Çocuklarımın ikisinin de baleyle uğraşmasından gurur duyuyorum. Hasan’ın ilk başladığı yıllar çevremdeki insanlar baleye önyargılı bakıyordu. Şimdi nasıl başladıklarını, hangi yolu izlediklerini merak ediyorlar. Bizi çocuklarımızı baleye yönlendirdiğimiz için tebrik ediyorlar. Berkay’ın baleyle ilgilenmesi biraz ağabeyine özenmesiyle oldu. Biz de Hasan’a tanıdığımız fırsatı Berkay’a da verdik. Bale zorlamayla yapılacak bir sanat değil. Sevmek, yetenekli olmak ve çok çalışmak gerekiyor. Çocuklarımı sahnede görmek heyecan verici. Hele bazen iki oğlumun da aynı sahneyi paylaşması gururumu ikiye katlıyor. Gösteri sonrası emeklerinin alkışlanması çok güzel. Hasan çok çalıştı, başardı. Bu başarısında değerli hocamız Dilek Hanım (Evgin) kuşkusuz çok büyük etken. Her zaman Hasan’ın başarısını yakından takip etti ve ona destek oldu.

Hasan’la gurur duyuyorum

Baba Bülent Topçuoğlu
AKM’de 22 senem geçti. Orayı da çocuğum gibi görüyorum ve yıkılırsa çok üzüleceğim. Ben sanatı da sanatçıları da çok seviyorum. O yüzden oğullarımın da sanatçı olmasını çok istedim ve onları bu mesleğe yönelttim. Hasan’ın başarılarından dolayı çok gururlu ve mutluyum. En büyük arzum oğlumu Avrupa’da sahnede izlemek.

Radikal