Vah ‘Radyo Tiyatrosu’ Vah!

(Ülkü Ayvaz’ın TRT’nin radyo oyunlarını programından çıkarması, yalnızca eski yapımları yayınlayarak yeni yapıtlara yer vermemesi üzerine kaleme aldığı yazıyı yayımlıyoruz.)

TRT radyo oyunu programlarının yeni yapımlarını ortadan kaldırmış! Sadece eski yapımları yayımlıyor artık. Bir tiyatro ve radyo tutkunu olarak ve 3 kez TRT ödülü kazanmış bir yazar olarak bu durumdan “esef” duyduğumu belirtmek isterim. Kararın mantığını -eğer varsa- öğrenmek yurttaşlık hakkıdır..

Radyo oyunları (Radyo tiyatrosu, Arkası Yarın, Çocuk Bahçesi) TRT kurumunun en az masrafla mikrofona getirdiği programdır. Yazara, yönetmene, oyunculara tam anlamıyla üç kuruş ödenir.

TRT Müzik kanalı sadece bir örnek.. Müzik programlarının neredeyse tümü dış yapım. Bunca olanağa sahip bir kurum neden dış yapıma para ödüyor?Yazık milletin parasına yazık! TRT dış yapımlara son sekiz yılda 423 milyon 870 bin TL ödemiş.(TBBM- soru önergesine Genel Müdür yanıtı.)

TRT televizyonu kendi radyosuyla haksız bir rekabet içinde. Radyosuna üvey torun gibi davranış içinde. Neden? Radyo dönemini doldurdu; dünya görselliktir, televizyon çağın iletişiminin ta kendisidir anlayışıyla “Bak, ne görüyorsan -sana gösterilen neyse- işte doğru odur anlayışıyla ideolojik bir tavır sergilediği “gözle görülür” gerçektir. Amaç ideoloji üretip kitleyi yönetip, yönlendirmektir.

Söz konusu ideolojinin ortak paydası oyalama, uyutma; düşünce ve imgelem dünyasını, geleceğe ait tasarımları ortadan kaldırma çabasıdır, emelidir. Bu konuda alkışı hak ediyor televizyon efendi.

Yeni radyo oyunu yapımlarını yok eden TRT, başta oyun yazarlığına darbe vuruyor, ardından -ne korkunç- yeni oyun yazarlarının yetişmesini böylece engellemiş bulunuyor. Genç yazarın cesaret alacağı bir alandı radyo oyunu. Oyununu dinleyecek, kendini sınayacak, yeni üretimler için gönül rahatlığı bulacaktı. Bunca yıllık geleneğe yüz çevirmek… Peki bütün bu ‘ortadan kaldırmalar’ neden?

Radyo oyunu, bir oyun-dinleci diyaloğudur; kendine özgü bir türdür. Radyo oyunuyla çağdaş şiir arasında ruhsal bir yakınlık vardır. Ünlü Alman radyo oyunu yazarı Wolfgang Weyrauch‘un deyişiyle “Radyo oyunu görünmeyen bir Sen ile yapılan konuşmadır. A kişisi sorular sormakta, B kişisi yeteneği oranında cevap vermektedir.” Şair ve radyo oyunu yazarı Behçet Necatigil de şöyle söyler: “Radyo oyunu çok kere mecaz diliyle konuşur. Alegorik ve trajiktir. Modern edebiyatın bir koludur.” Ahlaksal değer taşır, bireye seslenir.

Naziler iktidarı ele geçirdiklerinde ilk işlerinden biri, radyo oyunlarını radyo yayımlarından çıkarmak olmuştur. Weyrauch, bunu şöyle yorumluyor: “Diktatörlük rejimi, insanların içinde bulundukları özel yalnızlıktan ve bu yalnızlığın kendi kontrolü dışında kalan bir olayla ortadan kaldırılmasından hoşlanmazdı, tek tek kişilere seslenen ahlaki bir etkiye izin veremezdi.”

Öte yandan, yıllardan bu yana pek çok ülke (en başta İngiltere ve Almanya) yayınlanan radyo oyunlarından bir seçmeyi kitap ve CD olarak yayımlamaktadır. Dünyanın sayılı ödüllerinden “Savaşta Gözlerini Kaybedenler Derneği” Radyo Oyunu Ödülü her yıl aralıksız verilmektedir. Gunter Eich,W.Weyrauch, İ. Bachmann, F. Dürrenmatt ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi H. Böll ilgili ödülü kazanan yazarlardan bazılarıdır.

TRT’nin yeni radyo oyunları yapımından el çekmesi edebiyatımıza, yazarlığımıza, yeni yazarlara vurulmuş bir darbedir. Nasıl olsa yeteri kadar roman, şiir, öykü… yazılmış. Yeniye ne gerek!

K. Amerika- Navaho kabilesinin şarkısını kendi radyosunu yoksullaştıranlara armağan edelim: Ülkeyi güzelleştiren ses/ Tâ yükseklerdeki ses/ Gökgürültüsünün sesi/ Karanlık bulutlar arkasından/ Yankılanır birbiri arkasından/ Ülkeyi güzelleştiren ses!

Cumhuriyet