Genç Ustanın Karagözü Yaşatma Azmi

Karagöz ve Hacivat perde oyununun genç ustası Eray Yasin Işık, başta Karagöz-Hacivat olmak üzere, ortaoyunu, meddah gibi geleneksel Türk temaşa sanatlarını yaşatmak için mücadele veriyor.

Çeşitli ramazan etkinliklerinde sahne alarak ve zaman zaman televizyon programlarında geleneksel Türk orta oyunundan örnekler sunarak, Karagöz ve Hacivat’ı yeni kuşaklara tanıtan henüz 25 yaşındaki Işık, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Asıl mesleği tiyatro oyunculuğu olan Işık’ın, Karagöz ve Hacivat ile tanışması 6 yıl öncesine dayanıyor. Tiyatro oyuncusu olarak başladığı meslek hayatında Tuncay Özinel Tiyatrosu’nda profesyonelliğe adım atan Işık, Taksim Tünel’de bir atölyede Karagöz ustası Cengiz Samsun ile tanışmasıyla, kendisini Karagöz perde oyunun içerisinde bulmuş. Ramazan etkinlikleri kapsamında birçok programda Karagöz oyunu ile orta oyunu icra eden Işık, zaman zaman televizyon ekranlarında da bu sanatları izleyiciyle buluşturmuş.

Tiyatronun, usta-çırak geleneği ile yaşatılan nadir mesleklerden biri olduğunu dile getiren Işık, Tuncay Özinel, Halit Akçatepe, Göksel Kortay gibi Türk tiyatrosunda duayen olmuş ustalarla çalışarak, kendi deyimiyle onlara ”çıraklık” yapmış.

Eray Yasin Işık, Karagöz oyununun tamamen çıraklık geleneğiyle icra edilen bir sanat olduğunun altını çizerek, ”Usta el vermeden, ne perdenin arkasına geçebilirsin ne de oyun oynatabilirsin. Her ne kadar boynuz kulağı geçmeye çalışsa da duyan, işiten yönlendiren kulaktır” şeklinde konuştu.

Karagöz oyununun, bir oyuncu için keyifli, ama bir o kadar zor bir sanat olduğunu ifade eden Işık, perdede canlanan tüm karakterlerin, ”hayali” diye adlandırılan Karagöz ustasının becerisine ve hünerine kaldığını belirterek, ”Karagöz’de iki türlü metin vardır. Biri kar-i kadim dediğimiz gelenekselleşen oyunlarımız, diğeri de nev-i icad dediğimiz yeni oyunlar. Ben ise, kar-i kadim oyunlarını da repertuvarımda bulundurmakla birlikte metinleri kendim yazıyorum” diye konuştu.

Bazı oyunlarda, 9-10 farklı tipi oynattığını ve her tipi diğerlerinden keskin çizgilerle ayırmak zorunda olduğunu ifade eden Işık, ”Bunun yanında diğer bir etken de metin ve diyaloglar. Her ne kadar bir metne bağlı oyunlar oynasak da Karagöz’ü güzelleştiren tuluat, yani doğaçlamadır. İşte burada Hayali’nin ustalığı devreye girer. Seyircinin tepkilerine göre oyunun gidişatını Hayali belirler” dedi.

Karagöz-Hacivat’ın kültür ve mizah dünyamıza katkılarının çok büyük olduğuna değinen Işık, ”Karagöz bizimdir. Perdede seyirci kendini görür ve ona güler ya da tepki verir. Epik tiyatronun bütün unsurlarını içinde barındırmasının yanında, Karagöz, Türk toplumunu çok iyi tanımış ve analiz ederek perdeye taşımıştır. Unutmamalı ki Karagöz oyunu, güncellendikçe güzelleşen, derinleşen bir sanattır. Yüzyıllardır etkisinden hiçbir şey kaybetmeden yaşayabilmiş bir sanat, bir toplumu nasıl etkilemesin.”

”TİYATRO, TURFANDA YETİŞEN SEBZE GİBİDİR”

Son dönemde eğlence tarzının çeşitlenmesi ve eğlence kültüründe Karagöz’ün rakiplerinin artmasıyla gelişen tartışmaları yersiz bulduğunu ifade eden Işık, ”Ben hiçbir zaman televizyonu Karagöz’e rakip olarak görmedim. Çünkü tiyatro insana insanı insanla anlatma sanatıdır. Sadece oyuncu değil, seyirci de tiyatro için bir emek harcar. Kendini oyun izlemek için hazırlar. Bu yüzden emek verilen her şeyde olduğu gibi tiyatroda da güzellik karşılıklı özveri ile ortaya çıkar. Belki cam bir kutunun karşısında saatlerimizi harcıyor olabiliriz, fakat kimse bana tiyatroda aldığı keyfi ve birikimi televizyon ile karşılaştıramaz. Bir ustamın sözü vardı: ‘Televizyon ya da sinema konserve gibidir. Önce hazırlarsın, ihtiyacın olduğunda çıkarır yersin. Ama tiyatro, turfanda yetişen sebze gibidir. Dalında yemen gerekir.’ Bu yüzden Karagöz daima tazeliğini korur” diye konuştu.

Karagöz oyununun yalnızca ramazan ayında hatırlandığından yakınan Eray Yasin Işık, ”Hatta, önceden sadece ramazanda hatırlanıyorduk, şimdi gölge oyunu tamamen yok edilmeye çalışılıyor. İşler artık animasyona döndürüldü. Ama ben ve benim gibi genç karagözcüler, ustalarından aldıkları birikimlerin üzerine, kendi heyecanlarını katarak, bu sanatı yaşatmaya devam edecektirler” dedi.

Karagöz ve Hacivat’ın, kendini yenileyerek güncellenmesi gerektiği fikrine katıldığını belirten Işık, bunun çok ince bir çizgi olduğunu savunarak, ”Güncelleştirmek, onları palyaço haline getirmek değildir. Kostüm giydirilip dolaştırılan Karagöz ve Hacivat’la bu sanatı nasıl yaşatmayı düşünüyorsunuz. Elbette metinleri ve tipleri günümüze uyarlamak gerekir. Osmanlı zamanında elinde şemsiye ile gezen çelebi bugün perdede cep telefonundan tweet atmalı veyahut televizyonda izlediği bir dizinin etkisine kapılan Karagöz’ün başı mafya ile belaya girmeli” diyerek maharetin, Hayali’nin kalemine kaldığını ifade etti.

”KARAGÖZ SİYASİDİR”

Karagöz ve Hacivat’ın siyasi hicivleri de barındırması gerektiği konusuna da değinen genç oyuncu, Karagöz’ün zaten siyasi bir karakter olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu:

”Saray ile halk arasında bir köprü görevi vardır. Birçok sadrazamın kellesini aldırmıştır. Siyasi sansürden sonra geçim derdine düşen ‘hayali’ler tarafından çocuk oyunlarına çevrilmiştir. Günümüzde de bizim söyleyemediğimiz birçok hicvi, Karagöz rahatlıkla söyler. Çünkü o cahildir, onun söylediklerini halktan başka kimse kaile almaz. Bu rahatlıkla, dilinin kemiğini rafa kaldıran Karagöz, taş ile gedik arasındaki bağı çok rahat kurabilir.”

Oyun öncesinde ve sonrasında beğenilip beğenilmeme gibi bir küçük endişeyi taşıdığını ifade eden Eray Yasin Işık, ”Yaptığın işin en iyisini yapmak adına elinden geleni sergilersen, beğenilmeme gibi bir durum ortaya çıkmıyor. İllaki belli bir endişemiz var. Çünkü çok farklı gruplara hitap ediyorsunuz. Oyun temposu içinde bu teraziyi ayarlamak size kalmış. Ama çok şükür ki şu ana kadar böyle bir tepki ile karşılaşmadım, aksine ‘Yahu biz çocukları getirdik, kendimiz daha çok eğlendik’ cümlesini duyuyorum. Bu da doğru yolda olduğumuzun göstergesi.”

Genç Karagöz ustası, tiyatrocu ve meddah Işık, sözlerini, kendine has üslupla, ”Yıktık gazeteyi eyledik viran, varayım ustama haber vereyim heman. Efendim her ne kadar surç-i lisan ettiysek affola” diyerek tamamladı.

Akşam