Bir Sanatçının Portresi: Koreograf Anna Teresa de Keersmaeker

Laura Barnett

Mimesis Çeviri – “Beyoncé benim işimi mi çaldı? O en kötü taklitçi değil; iyi bir dansçı ve zevk sahibi bir insan”

Guardian, 17 Ekim 2011, Çeviri: Berna Kurt

Önde, De Keersmaeker, Sadler’s Wells Tiyatrosu sahnesinde, Fotoğraf: Tristram Kenton

Nasıl başladınız?

Birçok küçük kız gibi dansa baleyle başladım; sonra da modern dans ve doğaçlamaya geçtim.  20. yüzyıl dansının şöhretli yıllarında küçüktüm; çok ilham verici bir hocam vardı ve o bize çok fazla gösteri seyrettirdi.

En büyük başarınız hangisiydi?

1980’de, Brüksel’de [koreograf] Maurice Béjart’ın okulu olan Mudra’ya kabul edilmek. Burası o dönemde çok ayrıcalıklı bir yerdi: dünyanın dört bir köşesindeki gençleri buluşturan sanatsal bir projeydi. Daha sonra eğitimimi New York’ta sürdürdüm; 1982’de geri döndüğümde, Steve Reich’ın müziğine Fase adlı çalışmamı yaptım. Bu çalışma, koreografi yaşamımın başlangıcıydı.

Geçen hafta Beyoncé’yi intihalle suçladnız; yeni single’ı Countdown’un klibinde sizin işinizi izinsiz kullandığını söyleyerek fırtınalar estirdiniz. Hâlâ bu suçlamanın arkasında duruyor musunuz?

Beyoncé en kötü taklitçi değil: iyi bir dansçı, oldukça iyi bir şarkıcı ve zevk sahibi bir insan. Ancak fikri mülkiyeti kendinize mal edemezsiniz. Gelecekte birlikte çalışabilir miyiz? Beyoncé’yle hiç karşılaşmadım bile, dolayısıyla birşey diyemem. Hiçbir zaman MTV’de bir kariyer elde etmeyi hedeflemedim; bu kesin.

Sanatınız için neleri feda ettiniz?

Birşey feda etmiş gibi hissetmiyorum: yaşamak istediğim hayatı yaşadım. Ama bir kadın olarak; koreograflık, dansçılık ve okul yöneticiliğinden oluşan bir kariyerle birlikte çocuk da büyütmek  oldukça zor.

En çok hangi sanatçıları beğeniyorsunuz?

William Shakespeare ve Johann Sebastian Bach. Onlar insani deneyimleri temel alıp, sahip olduğumuz beşeriyetin ötesine geçen şeyler üzerine konuşabiliyorlar; bu eşsiz bir yetenek.

Dans alanında üretim yapanlar daha geniş bir seyirci kitlesine ulaşmak için çalışmalı mı sizce?

Her zaman çalışma ve sergileme sürecine seyirciyi de dahil etmelisiniz; ama bu uzlaşmak ve ödün vermek demek değil. Günümüzün en ilginç danslarının çoğu, as sayıda seyirciye yönelik olarak tasarlanıyor. Büyük çaplı bir güzellik yaratmak oldukça zorlu bir iş. Sayılarla ve geçici deneyimlerle ilgilenen anaakım eğlence endüstrisinin stratejilerinin karşısında bir şey bu.

En çok hangi sanat eserine sahip olmak isterdiniz?

Bir Brancusi heykeline. Onun işlerinin inceliği ve zerafeti hoşuma gidiyor. Oldukça asil buluyorum.

Sizce hangi şarkı hayatınızı anlatan bir film müziği olabilirdi?

Rüzgarın sesi. Aynı zamanda hem yumuşak huylu hem de gergin olabilir. Ve  de acımasız.

Kısaca:

Doğum yeri: Mechelen, Belçika; 1960.

Kariyeri: İşleri arasında Fase (1982), Rosas danst Rosas (1983) ve Rain (2001) bulunuyor. Koreograf Jérôme Bel’le ortak çalışması olan yeni işi 3Abschied, 21 ve 22 Kasım’da Londra’da Sadler’s Wells Tiyatrosu’nda sergilenecek; gişe telefonu: 0844 412 4300.

Yaşadığı en ilginç ve keyifli deneyim: “Geçen yaz Avignon festivalinde, Cesena adlı işimde, saat 17.00’de, 2.000 kişi kumda kayan bir ayağın sesini dinledi.”

Yorum


işlemi tamamlayınız: