Gergin Bir Koreografın Hafif Tarafa Yolculuğu

Pia Catton

Mimesis Çeviri – Bir dans kumpanyası farklı bir salona gittiğinde, genellikle sahneyi kaplamak için en azından bir kat döşemeyi beraberinde götürür. Zemin bantlanır, gösteri bittikten sonra da bantlar sökülür. Kaplama bir sonraki mekâna taşınırken bant çöpe atılır.

Wall Street Journal. 21 Ekim 2011. Çeviri: Şuayb Aydın

William Forsythe’in Frankfurt çıkışlı kumpanyası Brooklyn’e geliyor. Fotoğraf: Gerard Julien/AFP/Getty Images

Oysa koreograf William Forsythe’in kumpanyası kullanılan bantları top haline getirip saklıyor. Dahası, bu bantları, kumpanyanın gelecek hafta Brooklyn Müzik Akademisi’nde sergileyeceği performansta görebileceğiniz gibi, sahne tasarımının bir parçası olarak kullanıyor.

Forsythe şöyle diyor: “Sahnenin zemininde göreceğiniz o küçük göktaşları mı? Onlar zemini her söktüğümüzde sakladığımız bant parçaları.” Bu tuhaf detay, başlığı “Uzaya inanmıyorum” olan bir çalışmaya yakışır gibi görünüyor.

Forsythe, “Bu, hafif, eğlenceyi kışkırtan bir oyun. Gittikçe daha da matrak oluyor” diyor.

Bu, 20 yıl boyunca Almanya Frankfurt Balesi’nin yönetmenliğini yapan ve 2004’te kendi kumpanyasını kuran New Yorklu koreograf için tipik bir yaklaşım değil. Çalışmaları, çabuk ve keskin hareket dağarcığı sayesinde, bazen mizahi dokunuşları içinde barındırabiliyor. Ancak, ister modern bale ister kurgusal çağdaş dans üzerine çalışsın, tarzı genellikle karanlık, gerçekçi bir sınır hissi yaratan, high-concept* bir gerginliğe sahip.

Yeni oyununda hissedilen bu hafif tarafın planlanmış bir şey olmadığını, bu durumun oyunun gelişim sürecinden kaynaklandığını söylüyor. “Ben pek çok şeyi birdenbire söylerim, insanlar da bu şeylere tepki verir.”

Canlı müziklerini uzun zamandır birlikte çalıştığı Hollandalı avangart besteci Thom Willems’ın bestelediği oyunda, ağır çekim pinpon oynanıyor ve kendilerinden oturdukları daireleri gözleri bağlıyken ezberlemeleri istenen dansçıların ürettiği taslaklardan devşirilen hareketler yer alıyor.

* High-concept: “Eğer” sorusunu soran bir fikrin ortaya atıldığı sanat ürünlerine verilen isim. Örneğin, bu tarzı George Orwell, 1984 isimli romanında kullanmıştır. Roman, “Peki ya totaliter bir rejimde yaşıyor olsaydık?” sorusunu temel alır. Sonraki olaylar bu sorunun üzerinden okunur. [ç.n.]

Yorum


işlemi tamamlayınız: