Sahanın Yeşiline Doların Yeşili Karışınca Olanlar…

(CNN TÜRK’ten Hande Sönmez’in Özgür Özgülgün’le yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz.)Tiyatro Sıfır Nokta İki’nin bu sezonki iddialı oyunlarından, çok kaba tabirle futbolda şikeyi anlatan AUT’un yazarlarından Özgür Özgülgün, oyunla ilgili merak edilen soruları cevapladı.

Öncelikle oyunun çıkış noktasından bahsedelim, AUT’u yazmaya ne zaman karar verdiniz? Proje nasıl şekillendi?

AUT’u 2009 yılında hem asker hem okul arkadaşım hem de şehir tiyatrolarından arkadaşım Alper Kul’la o yazı nasıl geçireceğimiz konuşurken yazmaya karar verdik. Ben zaten futbolla çok içli dışlıyım çok koyu bir Beşiktaş taraftarıyım. Çarşıya yakın bir ismim.

Onunla düşünürken, konuşurken futbolla ilgili yazılan bir şey yok biz yazalım dedik. 15-20 gün evden hiç çıkmadan karşılıklı yazmaya başladık. İkimiz de oyuncu olduğumuz ve birbirimizi çok iyi tanıdığımız vetamamladığımız için hem oynadık hem yazdık. Bazı geceler sabahladık. ‘Oynuyoruz- yazıyoruz- okuyoruz.’ Bu şekilde devam eden bir döngü söz konusuydu. Sonunda bitirdik.

Tiyatro Sıfır Nokta İki’nin sahneye koyduğu Kainatın En Hızlı Saati oyununu izledik. Oyunun yazarı Philip Ridley çok sevdiğimiz bir yazardır ikimizin de. Oyunumuzu onlara verdik okudular ve önümüzdeki sezon yapmak istediklerini söylediler.

Sıfır Nokta iki gerçekten çok iyi iş çıkaran bir tiyatro. Oyuncu seçimleri başarılı. Bizim oyunumuzu sahneye koyan Emre de çok umut vaad eden bir oyuncu, zira hepsi öyle. (Tabii genç oldukları için söylüyorum bunu)

Okudular ve çalışmaya başladılar. 10. oyun oynandı. Her oyunları da full gidiyor, Geri dönüşlerin de bu denli iyi olması bizi çok mutlu etti.

Tabii oyun zamanlama olarak da çok enteresan bir döneme denk geldi.

Sahi bir kısım izleyici oyunun geçen seneki şikesoruşturması üzerine yazıldığını düşündü. Öyle bir algı oluştu…

Evet zamanlamanın azizliği ama 2009’da kaleme alınan bir oyun bizimkisi. Şimdi AUT’un 2. oyununu yazıyoruz. ‘Ofsayt’ olacak adı. Çok daha sert olacak. Zamanlamasının da böyle olmasının beğenilmesinde ve izlenmesinde muhakkak bir payı var.

‘Sahneleniş açısından da seyirciyle iç içe olması önemli; futbolun sevdasına kapılıp da hiç bir zaman gol olamayan, hep ‘aut’ olan gençlerin hikayesi… Buna çok yakın hissediyoruz.

Oyunu izleyen spor camiasının, spor yazarlarının tepkisi nasıl oldu?

Her hafta tanıdığımız spor yazarlarını çağırıyoruz. Mesela geçen haftalarda Bağış Erten geldi ve beğendiğini söyledi. Kanal 24’ten arkadaşlar geldi onlar da keza öyle, onlar da  bu süreçte şike soruşturması sürecinde yazıldığını düşünmüş bunu sordular.

Futbol yazıları, kitapları az. Futbol tiyatrosu hiç yoktu. Beğeniyorlar. Bu ilginç geliyor. Sahneleniş açısından da seyirciyle iç içe olması önemli; futbolun sevdasına kapılıp da hiç bir zaman gol olamayan, hep ‘aut’ olan gençlerin hikayesi bunlara çok yakın hissediyoruz. Bu oyunda cevabını veremeyeceğimiz bir şey yazmayalım dedik buna da dikkat etmeye çalıştık. Bizi aşan yerlerde bir adım daha atmadık. Sahanın yeşiline doların yeşilinin karışması… Ne için yola çıkılıp nerelere gelindi çocukların bunu çok iyi anlattığını düşünüyorum.

Hemen hemen herkes oyun hakkında yazdı,çizdi şimdi ikincisini yazmak farz oldu.
‘Biz bunu yazdık harika oldu’ noktasında değiliz asla. Biz bunu yazdık ve artık bu bizim değil seyircinin. Ticari meta olarak da düşünmemek gerekiyor. İşin içine ticaret ne kadar giriyorsa o kadar bozuluyor. Amatör ruhla profesyonel bir iş yapılıyor bunun içindir belki de gördüğü ilginin nedeni. Bu oyunda herkesin işini en doğru şekilde yaptığına inanıyorum: Kaleci kalede iyi durdu, defans oyuncusu iyi savunma yaptı, forvet iyi gol attı.

İnsanın çocuğu olur ya onun gibi Emre olsun Berat olsun Heves Duygu olsun hepsi bu çocuğa çok iyi sahip çıktı. Yine gelecek sezon onlarla eylemlerimiz devam edecek.

Tiyatroya izleyici çekmek… Hep konuşulan konu, sizce ne yapmalı?

Her alanda çağı yakalamak çok önemli, Bu tiyatro için de gerekli. Çağı yakalayamadığınızda dışarda kalıyorsunuz ve izlenmiyorsunuz. Tabii tiyatroya gitmek bir emek işi, kültür işi ve bizim ülkemiz için ekonomi işi. İnsanlar da haklı olarak tv izliemeyi tercih edilebiliyor fakat şimdi tv dizileri de 90 dakikalık sinema filmi formatında çekilmeye başlandı. Bir haftada 90 dakikalık dizi bölümleri çekiliyor ve insane üstü bir çaba harcanıyor. Siz oyuncu olarak işiniz bitşince makyajınızı silip gidebiliyorsunuz ama bir kamereman, bir ışıkçı bir yönetmen öyle değil. 24 saat çalışıyorlar ve çalışmak zorundalar. Çıkan işler de gayet başarılı. Örneğin Muhteşem Yüzyıl. Çekimler açısından çok başarılı. Sinematografik açısından kimse başarısız diyemez.

Sorunun bir diğer cevabı; 1. Uluslararası Futbol Festivali Türkiye’de yapıldı geçenlerde. Filmleri izledik; hepsinin temelinde bir sevdaya dayanmak var. Biz de oyunun kısa metraj filmini yapma niyetindeyiz. Ve biz bu özdeki sevdayı hiç atlamadık. Öğretmenlerimizin tanımladığı gibi ‘tiyatro insanı inasana şnsanca anlatan sanat’ derler di, buradan yola çıktık. Bizim yolumuz bu.

Oyunun ilk sezonu ama şimdiden çok ilgi görmeyi başardı. Gelecek sezonda da sürdürmek belki turneye çıkmayı düşünür müsünüz?

İsteriz tabii ki ve bu oyunun Anadolu’da ilgi göreceğini düşünüyorum. Bir oyuna Beşiktaştakım taraftarlarını getirdiler. Çoğu daha once hiç oyuna gelmemiş. Hatta biletlerin bir kısmını maç biletleri gibi alıp karaborsa yapmışlar. 20’ye alıp 25-30’a sattılar. Ne yapıyorsunuz dediğimizde ‘Abi içimize işlemiş bu dediler. Çok beğendiler, ‘Bundan sıonra dikkatli olalım siz nasıl bu kadar içini biliyorsunuz?’ dediler. Bu duygu çok güzeldi, o yüzden tabii ki isteriz. Ama zaman ve şartlar gösterir tabii ki.

Sizin AUT dışındaki projeleriniz?

AUT’un 2. oyunu yazılıyor. Bunun dışında vicdani redle ilgili bir oyun var. AUT’un filmini çekmeyi istiyoruz. Bir de şimdilerde ATV’de bir dizide oynamaya başladım.

CNNTÜRK

Yorum


işlemi tamamlayınız: