Afife’de Beklenen Değişiklik Yok…

(Bahar Çuhadar’ın Radikal’de yayınlanan köşe yazısını yayınlıyoruz)

Afife Ödülleri Kurulu, eleştirilere neden olan yönetmeliği gazetecilerle tartışarak çözüm yolunda adım attı. Beklenen değişiklik bu yıl yok. Ama seneye 75 kişilik salon sınırının düşürülmesi sözünü aldık!

Afife Tiyatro Ödülleri Yönetim Kurulu temsilcileri, geçen yılki tartışmalar üzerine önceki akşam kültür sanat muhabirleri ve tiyatro yazarlarıyla bir araya geldi. Toplantı yolunda aklımda yönetmelikte köklü bir değişiklik yapıldığı, bunun duyurulacağı beklentisi vardı. Malum, Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri epeydir, gençleşen tiyatro ortamının ruhunu yakalamamakla eleştiriliyordu. Tepkilerin başını ise ödüllerin ödenekli ve belli başlı özel tiyatrolar arasında paylaştırıldığı çekiyordu. Zira yönetmelikteki “Aday olacak oyunların en az 75 kişilik bir salonda gerçekleştirilmesi gerekmektedir” ifadesi, başarılı işlere imza atan onlarca grubu baştan değerlendirme dışı bırakıyor. Bu da Afife jürisinin bağımsız grupları görmezden geldiği algısına sebep oluyor. Jürinin yeteri kadar oyun izlemediği de sık dillendiriliyordu.

Afife Tiyatro Ödülleri İcra Kurulu Başkanı Salih Başağa, Yapı Kredi Sanat Danışmanı Haldun Dormen ve Afife Tiyatro Ödülleri Seçici Kurul Başkanı Tijen Par’ın ev sahipliğindeki toplantıdan çıkan sonuç ise özetle şu: Temel eleştiri konusunda bu sene de değişiklik yok. 75 kişinin altındaki salonlarda oynayan ekipler bu yıl da değerlendirme dışı. Ama sonraki yıllar için umut var. Zira gördük ki davetin niyeti, sorunu ortak akılla çözmek…

Başağa’nın aktardığına göre bu yıl 16’ncı kez verilecek ödülleri belirleyecek seçici ve oylama kurullarına sekiz genç üye katılmış durumda. Bunun, Afife’nin ‘gençlik aşısına’ ihtiyaç duyduğu yönündeki eleştirileri dindireceği umut ediliyor. Ayrıca tüm üyelerin görev süreleri beş yıldan üç yıla indirilmiş, seçici kurula en az 30 oyun izleme zorunluluğu getirilmiş. Yeniliklerden biri de ‘Tiyatroda Yeni Kuşak Özel Ödülü’nün, ‘Genç Kuşak En Başarılı Sanatçı Ödülü’ olarak değiştirilip, ödülün ana kategoriler arasına alınması.

Kurulun eleştirilere kulaklarını tıkamayıp, “Sizce nasıl yapalım?” demesi son derece şık bir hareket. Sorun, buluşma için bir yıl geç kalınmış olması. Bu toplantı geçen yıl yapılmış olsaydı, belki 30 Nisan’da ödül alacak isimler arasında yıl boyu konuştuğumuz çok sayıda genç tiyatro da olacaktı.

Sorun nasıl aşılabilir?

Başağa, Dormen ve Par sıklıkla “300’e yakın oyun var, hepsini izlemek mümkün olamıyor”un altını çizdi. Doğrudur ve ne güzeldir ki oyunlara yetişmek gittikçe zorlaşıyor. Bu durumda ‘75 kişilik salon’ sınırlaması da bir tür kurtuluş oluyor. Ama kaçış yok: Yeteri kadar büyük salonun olmadığı, mevcut salonların da fahiş bedellerle kiralandığı, daha mühimi herkesin ‘yeninin’ peşinde koştuğu bir ortamda, tiyatro kelimesinin karşılığında 40-50 kişilik odacıklarda sahnelenen yenilikçi işler büyük pay sahibi olacak. Bu devlet ve şehir tiyatrolarını rafa kaldırmak demek değil elbette ama yeni kuşağın görülmediği bir ödül organizasyonu da maalesef fazla ‘ciddiye alınmamaya’ mahkûm…
Peki ne yapılabilir? Jürinin genişletilip daha çok oyun izlenmesinin sağlanması, fiziksel koşulları bol oyun izlemeye müsait olan ek üyelerin önereceği oyunların takip edilmesi gibi öneriler sunulabilir. Sunduk da… Tijen Par’ın önerdiği gibi 11 üyeli Seçici Kurul’un oyunları bölüşüp izlemesi seçeneğine de gidilebilir. Başağa, süreci değiştirmenin zorlu olduğunu, adım adım ilerleyeceklerini ima etti. Yine de biz konuk yazarlar olarak en azından önümüzdeki yıl itibariyle 75 kişilik salon kısıtlamasını 50’ye düşürmek gibi bir ön söz aldık.

Görünen o ki bu yıl da “Ödüller devlet ve şehir tiyatroları arasında bölüşüldü” türü başlıklar atacağız. 2012-2013 sezonundaysa, önceki akşamki ‘beyin fırtınasının’ meyvelerini toplamaya başlayacağız. En azından umudumuz bu yönde…

radikal