DOT’un Kurucusu Murat Daltaban’la…

(Tempo dergisinin Murat Daltaban’la yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz.) Geçmişe dair şifrelerin gelecek projelerle kesiştiği yerde, çocuksu heyecanıyla Murat Daltaban duruyor. Tiyatro DOT’un kurucusu, yönetmen/oyuncu Daltaban’ın sofistike işlerinin nasıl piştiğine dair ‘mutfak sırları’, satır aralarında saklı.

ŞEHİR TİYATROSUNDAN İSTİFA EDİP, DOT’U KURMA SEBEBİM ergenlik hezeyanımla ilgili. O çağda yapmak istediklerinle, hayallerinle, ailenden uzaklaşıp, uçmak istiyorsun. Mümkün olmuyor. Sonra da onların yerini kurumsal yapılar alıyor. Piramidin en altında, senden sanat üretmen bekleniyor. Ben beceremedim. Çünkü asırlık kurumlar gücünü zamandan alıyor; bir yandan da zamanla gücünü yitiriyor. Dönüşümler, krizler, köhne beyinler ayrı birer olgu. Ama şehir ve devlet tiyatroları, hayatta kalmak zorunda olan kurumlar. Varlıkları, benim burada tiyatro yapmamı sağlıyor.

BENİM İÇİN MÜZiK insanın yarattığı en muazzam şey. Görsel ve işitsel hafızamda, hard disk çok yüklü. Hayatta beni ittikleri alandan kaçıp, çizgi romanların, müziğin olduğu kendi dünyamı kurdum. Bu renkli dünya, metinlerle ilişkimdeki reflekslerimi oluşturdu. Bunların dönüşmesi için ekstra güç harcamıyorum; kendiliğinden oluyor. Tiyatro eğitimim üzerine gelen biriktirdiğim tüm fantastik şeyler, şimdi kocaman bir laboratuvara dönüştü.

SANILANIN AKSİNE yurt dışında oyun izleyip burada sahnelemiyorum. ‘Beautiful Burnout’ dışında, sahnelediğim hiçbir oyunu seyretmedim. Çünkü ister istemez etkileniyorsun. Çıkarmaya çalıştığım işi, zihnimdeki karelerden oluşturmaya çalışıyorum. ‘Beautiful Burnout’, müziğin ön planda olduğu bir oyun. Müzik hafızam, izlediğimle çıkarmaya çalıştığım oyunu birbirinden uzak noktalara düşürüyor.

TELEVİZYON işçilik yaptığım yer. Koşullar benden tamamen bağımsız oluşuyor. Fanteziler televizonda pek işlemiyor. Orada önemli olan disiplin. Zorlu, sert bir alan. TİYATRO benim için hep en üstte yer alıyor. Orası fantezi alanım. Mutlu olduğum, sanatla buluştuğum yer. SİNEMA sadece seyirci olmaktan daha fazla hoşlandığım alan. Ama bir gün film çekmek isterim. Hakan’ın (Günday) Zargana’sını senaryolaştırdık. Güzel de oldu. Bekliyor şimdilik.

TÜM DOT OYUNLARININ DERDİ AYNI GİBİ GÖRÜNÜYOR; ÇÜNKÜ yaşadığımız kişisel travmalar ortak. Tekrar tekrar bu travmaları konuşma ihtiyacı duyuyoruz. Doğu’nun da Batı’nın da zaman içerisinde aynı travmalardan, eşiklerden geçtiği ortaya çıktı. Demir perdenin yıkılmasıyla beraber Batı miti de çöktü. Batı’nın ütopik bir coğrafya olmadığı, aksayan kanallarla dolu bir yaşam tarzına sahip olduğu ayyuka çıktı.

BİR HAYALİM VAR, O DA muhteşem gitar çalmak. Belki hiç yapamayacağım ama hiç de vazgeçmeyeceğim bir hayal benimki. Şimdi yeni bir gitarım ve bol zamanım var. Asla gerçekleşmeyecek bir hayal, eve kapanmak için güzel bir neden.

BİR DERDİM VAR, O DA insan olmak. Bazen, “Hiç doğmamış olmayı tercih ederim” dediğim oluyor kendi kendime. Acımasız bir şiddet, hayat içinde nasıl bu kadar etkin var olabiliyor, çözebilmiş değilim. İnsan doğasında şiddetin varlığı çok yoğun, karanlık taraf çok güçlü. İnsandan her şey beklenebilir. Bu da dertli bir durum.

BU YIL ‘POP-UP’ ADINDA BİR KAFE AÇTIK. ÇÜNKÜ bir aile sofrasına ihtiyacımız vardı. Oturacak, konuşacak, fikir pişirecek bir alan lazımdı bize. Pop-up’ta bunu yapıyoruz. Tiyatro konuşuluyor, replikler çalışılıyor, bir kültür paylaşılıyor. İşin güzel tarafı, bu paylaşıma katılım serbest, herkese açık. Oyuncu ile seyircinin arada perde ya da duvar olmadan iletişime geçebildiği bir paylaşım alanı.

SON BİR SENEDİR EKİP OLARAK BOKS DERSLERİ ALMAMIZIN NEDENİ ocak ayında sahnelemeyi planladığımız “Beautiful Burnout.” Ekip olarak bir yıldır MAC stüdyolarında boks yapıyoruz. Önce, oyundan bağımsız boksun felsefesi ve ilkeleri üzerine çalıştık. Sonra, bu öğrenilenler, koreografi ve oyunculukla birleşti. Bir oyuncu için maceralı bir süreç.

DOT’ta yönetmen ve oyuncu arasındaki güven alanını çok sağlam kurduk. Burada yönetmenliği deneyen oyuncular, kimse kimseye zarar vermeden, hırpalamadan iş yapılabileceğini biliyor. Bizim ekipte yönetmen provada çalışan ekibin bir parçası; karşısındakiyle ilişki kurarken statükosuz paylaşıyor. Hiyerarşik yapıyı kırabildiğiniz zaman, iş kolektif çalışmaya dönüşüyor ve ortaya daha renkli, farklı ürünler çıkıyor.

Tempo